7.01.2018

İlk okuma listemde bekleyen kitaplardan biri değildi ama elime geçince 2 gün içinde bitirerek 2018'in ilk okuduğum kitabı oldu: Haritalar ve Topraklar, Michel Houellebecq. Kitabı bitimek için acele ettiğimden kitap içinde geçen sanatçılar hakkında araştırma yapma şansım olmadı. 
Haritaların resmini çekerek nasıl ilgi çekip sergi açıldığını ve hatta bu fotoğrafları sattıklarına anlam veremedim açıkcası. Sonuçta bu mesela bir ressamın çzimlerinin fotoğraflarını çekip sergi açmak gibi. 
Ve batılı yazarlara mı has bilmiyorum. Kullanılan herşeyi markaları ile vermek, arabalardan, ev eşyalarına, hatta kağıt-kaleme kadar. Bu bana kitapların edebiyatını alıp metalaştırıyor gibi geliyor.

"Yakın Dönem Türk Politik Tarihi"nden sonra Türkiye'nin Yakın Politik Tarihi" farklı ek bilgiler yanında bir özet gibiydi.

Ülkemizin, bazılarının kişisel saplantıları, çıkarları, bazı zümrelerin arzuları, çıkarlar ve sitekeri ile, Avrupa ve Amerika gibi ülkelerin ülkemiz üzerinde sahip olmak istedikleri üstünlük nedeniyle ne kar çok şey kaybettiğini görmek çok acı. Avrupa'nın pazarı olma özelliğini kaybetmemesi için ve Orta Doğu'da ses sahibi olacak güçlü bir yönetim olmaması için üretim, insan gücü, teknolojik bilimsel alanlarda yaşadığımız onca kayıp. Tahrip edilen tarih ve doğa, çıkmaza girmiş eğitim sistemi. Her yıl değişen bir eğitim sistemi ile ne yapılmaya çalışılıyor. Benim zamanımda başlayan değişimler  üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala bir sisteme oturtulamadı... Dışarının baskısı ile zayıflayan tarımsal üretim ve tarımda dışarıya bağımlı hale gelmek çok acı. Avrupa'dan şeker alacak olmamız kadar saçma daha ne olabilir. Ve bazıları zengin olsun diye hayvancılık konusunda araziye ve imkanlara sahip bir ülkenin dışarından et alamaya zorlanması. Halk tepkisini koymadıktan sonra neye yarar ki otorup alınan kararları tartışmak.


1.01.2018

Ocak Ayı Okuma Planı

- Türkiye'nin Yakın Tarihi, İlber Ortaylı
- Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar
- İstanbul'da Aşk, İskendar Pala
- Anna Karenina 1 2 3 4, Tolstoy

Anna Karenina'nın dört cildini birden bu ay bitimek kolay olmayacak. Ama en azından Ocak ayı içinde en az bu dört kitabı okumayı planlıyorum.

28.12.2017

Meleğin Çürüyüşü ile Bereket Denizi serisini tamamlamış oldum. Anlamsız bir sonla bitiş. Kitapların tanıtımları ile içerikleri tutmuyor. Kitapla ilgili yazılanlara kanıp aldığım bir seri. Yazarın ne anlatmaya çalıştığını ya da bu kitabın Japon edebiyatına nasıl bir katkısı olduğunu bilmiyorum ama bana hiç birşey ifade etmedi.

Son 3 gün, bu yıl okuma listemi 30'a tamamlamak için 3 günde son bir kitap daha okumalıyım.

31.10.2017

SUPER JUNIOR 슈퍼주니어 '비처럼 가지마요 (One More Chance)' MV

Super Junior is going to release a new album next week. They pre-released the song of Donghae yesterday. I liked it. It is really them with their good singing, nice vocals and nice music.

one more chance aka "don't leave like rain"


27.10.2017

Eyeshield 21

I began to watch anime series of Eyeshield 21 after getting bored of rewatching Haikyuu, Kuroko no Basket, and Diamond no Ace. I have no interest in American football and the anime is like usual sport animes. We get one character who has the talent in a way but has no idea about the sport or weak in that area. In this one the team is not that "good but not good enough" or "have never been good" kind of thing. There isn't even a proper team from the beginning. With only two real members and the rest are make up players the American football club gets real members and fight for the tournament. Again as usual we lose the first one but there is still the next one which they can get stronger and win it. Let's see if they will.


It's fun I already watched 20 episodes in 2 days but what i didn't like here  is that guns coming out of nowhere and the strange characters and teams. One, Rui Habashira, is like a snake? frog? reminded me the character from Yowamushi Pedal, Midousuji Akira. How can you even talk with your tongue out??!



Let's no forget Kuroko Tetsuya kind of character there either. He wasn't so much active till now but I wonder if it will have more screen time later: Tetsuo Ishimaru.




10.09.2017

Kitap


Otuzunda Kadın
"Julie, Otuzunda Kadın'ın bütün buhranlı ruh halleriyle canlı bir timsali olarak, gözlerimizin önünde yaşarken, onun hayat hikayesinin çeşitli maceralarının meraklı olaylarıyla izliyoruz. Bu hayat oyununda rol alan erkekler de, olayların değişik sahnelerinde, ayrı ayrı portreler halinde, gene sanatçının güçlü kalemiyle canlanıyor. Bu arada Balzac pek az romanında görülen facialara da bu eserinde yer vermiş bunların yarattığı acı duyguları yüceliğe varan bir sanatla işlemiştir."
"Bu roman "Balzac'ın dehasını en iyi belirten eserlerinden biri" olarak kabul edilir." deniyor ama bana göre okuması vakit kaybı bir kitap oldu. Hem konudaki özellikle sürekli kadınlar üzerine yazarın büyük bir hevesle yazdıkları yanında farklı zamanlara atlayan konuyu takip etmesi de biraz zor oldu. Kitabın basımındaki bir çok yazım hatası da tuz biber etkisi verdi.

Eşekarısı Fabrikası
"Blyth'ı öldürdükten iki yıl sonra küçük kardeşim Paul'ü öldürdüm, ama Blyth'ın ölümü ile karşılaştırınca daha mühim, daha farklı sebeplerim vardı. Bir yıl sonra da birdenbire gelen bir istekle aynı şeyi Esmerelda için yaptım.
Şu ana kadarki skorum, üç. Yıllardır kimseyi öldürmedim, böyle bir niyetim de yok. Öyle bir dönem geldi ve geçti."
Sadece 16 yaşında olan Frank'in olağanüstü özel, aykırı dünyasına - kaldırabilecekseniz eğer - adım atın.  


Ablamın sana göre bir kitap var elimde diyerek okumam için verdi. Aileme göre ben cinayet işlemeye meyilli bir psikopatım sanırım :) Akıcı. Merak uyandıran olaylar farklı sıralarda verildiği için meraktan sonuna kadar okunuyor. Ve beklenmedik bir son





Kurtlar İmparatorluğu
"Seri cinayetlere, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis'deki küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçları alet edilmesi.
Paris'i kana boyayan Türk mafyası. Kızıl Nehirler'in, Taş Meclisi'nin ve Leyleklerin Uçuşu'nun yazarı Grange'den yine çarpıcı, yine soluk soluğa bir roman."


Kitap ile ilgili açıklamaları ve arka kapağı okumadan başladığım için konunun türklerle ilgili olmasına şaşırmıştım.  Jean-Christophe Grangé kitaplarında her zaman olduğu gibi sonlarda hiç beklenmedik bir şekilde gelişen ve sonlanan olaylar.

7.09.2017

Fullmetal Alchemist Brotherhood

"Fullmetal Alchemist" anime serisini izlemiştim ama Brotherhood versiyonunu izlemeye yeni başladım. Bu yapımın daha karanlık, komik çizimlerden ve unsurlardan uzak olduğunu sanmıştım ama diğerinden daha çok gibi görünüyor. Henüz 23. bölümdeyim ve seri ilkine göre daha çok uzun sürüyor, o nedenle konunun aynı bölümleri sona erdiğinde hikaye nasıl devam edecek bilmiyorum.



I began watching Full Metal Alchemist Brotherhood series. I was expecting it to be darker in the story and anime style but it still have those funny scenes and "chibi" turned characters.

5.09.2017

Ertuğrul 1890

Bu gece okuduğum kitabı bitirmek istiyordum ama televizyonda Ertuğrul 1890 filmini izledim. İzlerken biraz bana taraflı gibi geldi. Sanki Japonlar oldukça övülürken Türkler biraz yerilmiş gibiydi. Filmle ilgili bilgilere baktığımda ise yönetmenin ve senaristin Japon olduğunu gördüm. Bir de Tahran'dan Japonların tahliyesi için özel uçak gönderildiğini sanıyordum ben, son anda ulaşan bir uçak. Ama filmde tahliye için havaalaınada bekleyen Türklere siz karayoluyla gideceksiniz, uçakla Japonları götüreceğiz şeklinde verilmiş. Aslı bu mu yani? Biraz karışık çünkü Türkiye özellikle Japonlar için uçak gönderiyor ama aslında uçak Türkler için gönderilmiş ama Japonlar alınmış...



25.08.2017

Favorite Quotes

"Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler, ağzına dolar insanın. Sussan; acıtır, konuşsan; kanatır."
- Oğuz Atay

"Words are like pieces of broken glasses sometimes, filling your mouth. 
It hurts if you keep silent, makes it bleed if you talk." 

 

18.08.2017

Nocturnal Travel

Siteyi yapalı neredeyse 17 yıl olmuş. İlk içerik Slam Dunk üzerineydi ve bir de günlük kısmı vardı. Site içeriği başta İngilizce olduğundan ve site arkadaşlarım yabancı olduklarından ilk başlarda İngilizce gönderimler yapıyordum. bu nedenle sitemin adı da "Nocturnal Travel". Doğum günümden geliyor yani Miraç Kandilinden.
Eskiden ne kadar çok site düzenlemeleri yapardım. Ana siteye bağlı bir çok yan siteler vardı. Başkaları içinde site tasarımları hazırlardım. Şimdi basit bir tasarım bile yapamıyorum. Özledim...
Eski sitelerimin hepsini buraya yüklemeye çalışacağım. Önemsiz ama o kadar çok vakit harcamıştım onlar için :P




(bu en çok sevdiğim tasarımdı)




8.08.2017

Kitap

Evrenden Torpilim Var
Özetle olumsuz düşünceden uzak dur, olumlu ol. Olumsuz düşünce yapısından vazgeç. 
Bir keresinde patron otur konuşalım dedi. Yok iş güç dedimse de tabi oturdum. Kişisel gelişim vb konular üzerinde çalışıyordu. Beni denek olarak seçmiş olmalı. Çocukluğumda olumsuz bir durum yaşayıp yaşamadığımı sormaya başladı. Ben de aksine çok rahat ve sıradan bir çocukluk geçirdiğimi belirttim. Sonra da konuşma sona erdi. Bana ne yapmam gerektiğinin söylenmesinden hiç hoşlanmıyorum. O nedenle kitaplıktaki kişisel gelişim tarzı kitapların olduğu rafı hep atlarım. Bu kitabı da öylesine okudum. Ve itiraf ediyorum yarısından sonra parağrafları atlaya atlaya gittim.

Yaban Gülleri
12-13 yaşlarında bir kız çocuğu üzerinden 1930'lu yıllarda genç yeni Türkiye'ye ve dünyadaki olaylara değinen konusu insanların yeniliklere ve değişimlere karşı kuşaklar arası farklı yaklaşımlarını veriyor. Tarih aralığı olarak Kaçak Atlar ile hemen hemen aynı dönemler. Ancak Kaçak atlarda dünya olaylarından ya da genel Japonya'nın durumundan çok bir gencin değişimi kabul edememesinden çok değişimle gelen üst sınıflardaki yozlaşma, bozulma ve yolsuzluklara olan nefreti işlenmiş. Dünyada olup bitenlere değinilmemiş. 

Bye Bye Türkçe
Oktay Sinanoğlu'nun  90'lı yıllara ait makalelerinin bir derlemesi. Henüz kitabın ortasındayım ama şimdiye kadar okuduğum bölümlerden sürekli tekrarlanan konu özetlendiğinden 50 sayfalık bir kitap olurdu. Eğitim dilinin Türkçe'den başka bir dil olmaması, bilimle gelen her terimin Türkçe olarak ifade edilmesi. (Yalnız yine yayın ve yayımlanmak kelimeleri dikkatimi çekti. Ya dil kurumu yanlış biliyor ya da kitabı yazan).
90'lardan bu güne makalelerde ifade edilen sorunlardan ne kadarı değişti ne kadarı beklendiği sonucu verdi bilmiyorum ama sokağa çıkıyorsunuz ve pek çok yabancı dilde tabela sizi karşılıyor.  Bir süre önce bazı şehirlerde Arapça tablelalar sökülüp atılmıştı.Bunun diğer dillerdeki tabelalara da uygulanması gerekir.

Yabancı dil öğrenmeye çalıştıkça Türkçeyi daha çok seviyorum. Fransızca, Korece, Japonca öğrenmek için verdiğim zavallı çabalarım yanında daha Rusça, Arapça, Yunanca, İtalyanca, İspanyolca, Çince...vb öğrenmeyi de istiyorum.