!! hikaye detayı içerir !!
Bölüm 11: Scarecrow / Korkuluk
Sam babası ile telefondadır. Ona nerede olduğunu ve annesi ile Jess'i öldüren şeyin peşinde mi olduğunu sorar. John, Mary ve Jess'i öldürenin bir iblis olduğunu söyler. Onlardan bir işin peşinden gitmelerini ister ama Sam onu dinlemek istemez. O babasının yanına gitmek istemektedir. Yolda Dean'i bırakır ve babasının bulunduğu yer olduğunu düşündüğü Kaliforniya'ya gitmeye karar verir.
Sam yolda Meg adında gizemli bir otostopçu kızla tanışırken; Dean, olayların yaşandığı kasabaya giderek işi tek başına yapmak için araştırmaya başlar. Kasaba halkının taptığı İskandinav bereket tanrısı Vanir'e (Korkuluk kılığındaki bir pagan tanrısına) her yıl bir erkek ve bir kadının kurban edildiğini keşfeder. Kasabalılar tarafından yakalanıp Emily adındaki bir kızla birlikte bu yılın kurbanı olarak korkuluğa sunulmak üzere ağaca bağlanan Dean ve Emily'i, kardeşinden haber alamayınca Burkittsville'e giden Sam tam zamanında kurtarır. Korkuluk kurban olarak Emily'nin teyzesi ve amcasını alırken, ertesi sabah üçlü klanın gücünü aldığı "İlk Ağaç"ı yakarak tanrıyı yok eder. Yaşananların ardından Sam, babasının peşinden tek başına gitmek yerine Dean ile kalıp birlikte savaşmaya karar verirken, kasabadan ayrılan Meg'in ise yolda bir adamı kurban edip kanıyla "Baba" dediği karanlık bir güçle konuşması, Winchester kardeşlerin aslında büyük bir iblis tuzağının ortasında olduğunu gözler önüne serer.
Hayalet detektörü yolda ötüyor ama sen çık elini kolunu sallaya sallaya tarlada doğaüstü yaratık ara

Korkuluktaki dövme ve kurbanın kolundaki dövme. Bunun amacı neydi? Bu konuda hiç bir açıklama ya da bunula ilgili başka bir olay olmadı.

"Yardımım gerekiyorsa sadece iste?" "Yok"
Sam sen abini avın başında yalnız bırakıp Kaliforniya'ya babanı aramaya kendin gitmedin mi? ve ilk kez karşılıklı konuşma? Dean, Sam'in kendi istediğini yapmasını babalarına karşı çıkabilmesini hem kıskanıyor hem de buna hayranlık duyuyor ve bunu itiraf ediyor. Daha önce Dean John'un Sam'i kontrol etmek için onu gizlice ziyaret ettiğini söylemişti. Sonra iblisin peşinde iken tehlikeli olduğunu düşündüğünden onları kendisinden uzak tutuyor ve onları avlara gönderiyor. Bu avlanma işi belki onları eğitmek ve tetikte olmalarını sağlamak için olabilir ama tek başına iblisin peşine düşecekse baştan Dean'i de Sam'le onun güvenliğini sağlamak için birlikte gönderebilirdi. Ve arada sırada onlardan avlanmalarını isterdi. Böylece bu kavgalar sürtüşmeler olmazdı değil mi? Ama elbette ki bunun ileride açıklanacak nedeni var. (ne kadar anlamlı bir neden o zaman görürüz)
"Otobüs geldi." Otobüse binecek biri niye çantasını sırtlansın ki? "Kaçtığın abine mi döneceksin? Benimle Kaliforniya'ya gel." Niye burada Sam sanki Kaliforniya'ya eski hayatına devam etmeye gidecekmiş gibi gösteriliyor ki. Sonuçta orada babasını arayacak yani bu kızla takılacak durumu mu var?
Bir sonraki sahnede kıza korkuluğu görüyor musun diye soruyor? Bu bakış açısından Dean sen korkuluğu daha rahat görürsün gibi duruyor.
Bu arada bir röportaja göre ağaçlar aslında fındık ağaçlarıymış. Ağaçların elma ağacı olarak tuhaf göründüklerini fark etmiştim ama acaba onlara özgü bir ağaç mı demiştim :D
Sam, elini kolunu sallaya sallaya mı geldin abini kurtarmaya?
Merdivenler, sepetler, kasalar, elmalar. Tarla hareketli gibi ama ortalıkta hep kimse yok ve gece olanlardan sonra o kutsal ağacı koruyacak kimseyi bırakmamışlar mı? Özellikle Dean profesöre onu yakmanın işe yarayıp yaramayacağını sorduğu halde?
Bu bölümün şehir efsanesi (göçmenlerin eski tanrılarını yeni bir ülkede ibadet etmek için getirmeleri), Neil Gaiman'ın bilim kurgu romanı American Gods'ın konusundan etkilenmiş gibi görünüyor; bu romanda antik mitolojinin tanrıları (Odin, Loki, Thoth, vb.) yeniden ortaya çıkar ve Yeni Amerikan Tanrılarıyla savaşmak için görevlendirilirler. Kripke, Gaiman'ın eserlerinin büyük bir hayranı olduğunu söylemiştir.
Vanirler (Eski İskandinav dilinde Vanir, "VAN-ir" olarak telaffuz edilir), Aesirlerle birlikte İskandinav tanrılarının iki kabilesinden biridir ve doğa ve sihirle olan bağlantılarıyla bilinirler. Dünya Ağacının Dokuz Diyarından biri olan Vanaheim'ın yerlileridirler. Bu konuda tartışmalar olsa da Vanir (tekil: Vanr), doğurganlık, bilgelik ve geleceği görme yeteneğiyle ilişkilendirilen bir tanrı grubudur. Aesir-Vanir Savaşı'nın ardından Aesir'in bir alt grubu haline geldiler. Vanir, büyük olasılıkla doğanın barışçıl yönlerini sembolize ederken, Aesir ise doğanın şiddet içeren yönlerini sembolize ediyordu.
Aesir-Vanir Savaşı sırasında Vanirler, Aesirlerle eşit güçteydiler. Savaş çıkmaza girince, Vanirler ve Aesirler bir barış anlaşması yaparak birbirlerine haraç olarak rehine vermeye karar verdiler. Vanir tanrısı Njörd ve iki çocuğu Freyja ve Freyr Aesirlere verilirken, Aesir tanrısı Hœnir ve Odin'in danışmanı Mimir Vanirlere verildi. Ancak Mimir'in yokluğunda Hœnir'in Vanirlere işe yaramaz tavsiyeler vermeye başlamasıyla işler Vanirler için kötüye gitti. Sonuç olarak, Vanirler rehine değişiminde aldatıldıklarına inandılar. Öfkeyle Mimir'in başını kesip Asgard'a gönderdiler.
0
Baştaki kurbanlardan biri olan Vince'in "Bakın bakalım. Keşke bir beynim olsaydı..." sözü, Oz Büyücüsü kitabındaki ve filmindeki Korkuluk karakterine bir gönderme. Oz'daki tüm ana karakterlerin, Büyücü'nün onlara vermesini diledikleri bir şeyleri eksik; Korkuluk'un durumunda bu bir beyin. Bu replik, Korkuluk ve diğerlerinin "Keşke bir beynim olsaydı..." diye şarkı söylediği ünlü 1939 yapımı müzikal filmden geliyor.
Dean: Leatherface yetişmeden önce buradan tüyelim.
Daha önceki kurbanları kurtarırken koştuğu kadar hızlı koşmadığı kesin :P
Leatherface, Tobe Hooper'ın 1974 yapımı (2003'te yeniden çekilen) aynı adlı filminde insan derisinden yapılmış bir maske takan ve motorlu testere kullanmayı seven ailenin üyelerinden biridir. Ailenin evi, insan derisi ve kemiklerinden yapılmış mobilyalar ve eşyalarla dekore edilmiştir. Bu iç tasarım stili daha sonra The Benders'da tekrar ele alınmaktadır.
Bölüm 12 - Faith / İman
Bir yaratık (rawhead) avı sırasında elektrik akımına kapılan Dean’in kalbi kalıcı hasar alır ve doktorlar birkaç haftalık ömrü kaldığını söyler. Abisini kurtarmak için çırpınan Sam, Nebraska'da kör bir vaiz olan Roy Le Grange'ın mucizevi şifacılık çadırını bulur. İstemeyerek katıldığı ayinde vaizin dokunuşuyla aniden tamamen iyileşen Dean, o esnada sahnede canlı bir cesede benzeyen tekinsiz bir figür görür. Hastanede yaptıkları araştırmada, Dean'in tam iyileştiği an sağlıklı genç bir adamın kalp krizinden öldüğünü öğrenirler ve bir hayat karşılığında başka bir hayatın çalındığını anlarlar. Ölüm Meleğini (Reaper) kara büyüyle kontrol edip vaizin "ahlaksız" gördüğü kişileri öldürerek seçilmişleri iyileştiren kişinin aslında vaizin karısı Sue-Ann olduğunu çözen Sam ve Dean, beyninde tümör olan Layla’nın tam iyileştirileceği sırada ayini basarlar. Bodrumdaki sunağı ve büyülü haçı parçalayarak Ölüm Meleğini serbest bırakan kardeşler Sue-Ann'in ölümüne yol açarken, Layla şifa bulamaz. Kasabadan ayrılmadan önce masum bir kız yerine kendisinin kurtulmuş olmasının vicdan azabını yaşayan Dean, kendisini ziyarete gelen ve kaderiyle barıştığını söyleyen Layla'ya onun için dua edeceğine söz verir.
Niye suyun içinde elektrik şok tabanca kullanırsın ki
Açıklamalarda bölüm canavarı belirtilse de bu bölümün başında ne avladıkları da belli değil. Çocukları kaçıran bir şey.


Çocukları evlerine mi bıraktın? Anca geliyor Sam.
Dean'i hastaneye götürüyor ve polise çocukları bulduklarını söylüyor ve bu kadar. Öldürdükleri adama ne oldu?
bu kadını daha önce görmüştüm...
Çadırda bir kamera varken Sam eve istediği gibi girip çıkıyor.
Dean yaşlı bir adam gördüğünü söylüyor. Bu yaşlı adamdan çok kuru ağaç adama benziyor.
tozdan dolayı sürekli kullanılan bir kitabı göstermek istiyorlar da bu toz değil artık kum.
Antik kitapla ilgili Sam'in "Karanlık tarafa geçen bir rahip tarafından yazılmış" sözü, Julius Caesar'ın Commentarii de Bello Gallico (Galya Savaşı Üzerine Yorumlar) adlı eserinin VII. Kitabından alınmıştır.
Sam'i bodruma kilitlediğinde kadın ona adı ile sesleniyor. onunla ne zaman tanıştınız ki? Sadece Dean adını söyledi ve Sam'in adamla ya da kadınla bir iletişimi olmadı.
Sam "nasılsın" diye soruyor "biraz halsizim" diyor. O halde arabayı niye Dean kullanıyor.
Bölüm 13- Route 666
Dean'in eski kız arkadaşı Cassie, babasının ve arkadaşının Missouri'de siyah bir kamyon tarafından yoldan itilerek şüpheli şekilde öldürülmesi üzerine Winchester kardeşleri yardıma çağırır. Kasaba belediye başkanı ve yerel gazete editörünün de benzer şekilde can vermesiyle olayı araştıran Sam ve Dean, cinayetlerin arkasında kasabanın köklü beyaz ailelerinden ırkçı Cyrus Dorian’ın hayalet kamyonu olduğunu keşfederler. Yıllar önce Cassie’nin annesini Martin ile evlendiği için kıskanan Cyrus’ın, kiliseyi yakıp çocuk korosunu katlettiğini, ardından Martin tarafından dövülerek öldürüldüğünü ve cesediyle kamyonunun bataklığa gömüldüğünü; öldürülen diğer kurbanların ise bu cinayeti örtbas eden suç ortakları olduğunu öğrenirler. Cassie'ye de saldıran bu intikamcı hayaleti yok etmek için bataklıktaki cesedi çıkarıp yakan Sam ve Dean, peşlerine düşen hayalet kamyonu zekice bir hamleyle zamanında Cyrus'ın yaktığı kutsal kilise topraklarına çekerek tamamen yok ederler. Bölüm sonunda Dean ilişkilerini canlandırmak istese de Cassie bu teklifi nazikçe geri çevirir.
Bu sürücüsüz kamyon olayı sanki daha öncede izlediğim bir filmi anımsattı
Bu tartışma çok yapmacıktı açıkçası.
Kamyonu sudan çıkarıyorlar ama ceset de kamyon da oldukça kuru.
Impala ile Irkçı Kamyon arasındaki hesaplaşma, Knight Rider dizisinin "K.I.T.T. V.S. K.A.R.R." bölümünü anımsatıyor.
- 666 Nolu Yol, New Mexico, Colorado ve Utah'tan geçen ünlü ana yol olan 66 Nolu Yolun altıncı uzantısıdır. Uzun süre İncil'deki canavarın sayısı ile anılmış, ancak 2003 yılında 491 Nolu Yol olarak yeniden adlandırılmış ve böylece on yıllarca süren şeytani imalar ve yol işareti hırsızlığına son verilmiştir. 66 Nolu Yol aynı zamanda 1960'ların bir TV dizisinin de adıydı ve bu dizi, Eric Kripke'nin Supernatural dizisine ilham kaynaklarından biri olmuştur.
- Cyrus Dorian'ın kiliseyi yakması ve çocuk korosunu öldürmesi, 16. Cadde Baptist Kilisesi bombalamasına bir göndermedir.
- The Flying Dutchman/ Uçan Hollandalı, 19. ve 20. yüzyıllarda birçok kez görüldüğü iddia edilen ünlü bir hayalet gemidir.
Bölüm 14- Nightmare / Kabus
Sam’in, rüyasında bir adamın garajda öldüğünü görmesi üzerine Michigan’a giderler. Kurban Jim Miller’ın tam da rüyadaki gibi öldüğünü gören kardeşler olayı araştırmaya başlar. Fakat çok geçmeden Sam bu kez de adamın kardeşi Roger'ın mutfak penceresiyle kafasının kesildiğine dair acı verici bir vizyon daha görür ve engellemeye çalışsalar da cinayet aynen gerçekleşir. Miller ailesinin geçmişini araştırdıklarında Jim’in oğlu Max’in, babası ve amcası tarafından yıllarca ağır şiddet gördüğünü, üvey annesi Alice'in ise buna göz yumduğunu öğrenirler. Sam'in, Max'in üvey annesini bıçakladığına dair yeni bir vizyon görmesiyle Max’in telekinetik (zihin gücüyle nesneleri oynatma) yeteneklere sahip olduğunu anlarlar. Eve baskın yaptıklarında öfkeden gözü dönmüş olan Max'i ikna etmeye çalışan Sam, onun kendisi gibi henüz altı aylıkken annesini bir bebek odası yangınında kaybettiğini ve güçlerinin yeni başladığını öğrenir. Max, Sam’i bir dolaba kilitler. Sam, Max’in Dean’i kafasından vurduğuna dair bir vizyon daha görür. Panikle dolabın önündeki dolabı zihin gücüyle iterek abisini kurtarmayı başarsa da Max silahı kendisine doğrultarak intihar eder. Bölüm sonunda Sam, zihin gücüyle eşyaları oynatabildiğini Dean’e itiraf ederken; Dean her ne kadar kardeşini koruyacağına dair söz verse de Sam'in dönüşmeye başladığı şeyden içten içe büyük bir endişe duymaktadır.
Uzun zaman sonra Sam'in geleceği gören rüyaları döndü. ve onun gibi başkaları olduğunu da öğrendiler. Sam kendi gibi biri ile karşılaştığı için heyecanlanır ama sonunda Max gibi olmaktan da korkar ama Dean, o yanında oldukça Sam'e bir şey olmayacağına söz verir?! Ayrıca Sam babalarının her şeye rağmen onlar için elinden gelenin en iyisini yaptığını da kabul eder.
Garaja giriyorsun ve garip şeyler olmaya başlıyor arabada oturup sağa sola mı bakarsın kaçar mısın? Kaçsa da bir şey değişmeyecek olsa da :D
Yeni alet?
Sondaki annenin bakışı şüpheli...
Bölüm 15- the Benders/ Bender Ailesi
Minnesota'daki gizemli kayıpları araştırırken Sam’in de tıpkı diğer kurbanlar gibi bir barın otoparkından kaçırılması üzerine Dean, kasaba şerif yardımcısı Kathleen Hudak ile iş birliği yapar. Bu sırada bir ahırdaki kafeste tutulan Sam ise kendilerini kaçıran canavarların doğaüstü varlıklar değil, tamamen insan olduğunu dehşetle fark eder. Yıllar önce kaybolan abisinin izini bulma ümidiyle Dean'in sahte polis kimliğini görmezden gelen Kathleen Dean'i arabaya kelepçeleyerek buldukları patikadan kendisi gider ve aile tarafından tuzağa düşürülür. Kelepçelerinden kurtulmayı başaran Dean, şüpheleri takip ederek "Bender" ailesinin çiftliğine ulaşır. Kardeşini ve Kathleen'i kafeslerde bulur ve anahtarı almak için eve girer. Evde insanları kaçırıp ormanda bir av hayvanı gibi avlamayan ve kurbanlarının kemikleriyle evlerini süsleyen vahşi aile bireyleri tarafından yakalanır. Baba Bender'ın bir sonraki avda kimin kurban olacağını seçmesi için Dean'e işkence yaptığı sırada kafeslerinden kurtulmayı başaran Sam ve Kathleen, ailenin oğullarını etkisiz hale getirir. Abisinin bu yamyam aile tarafından öldürüldüğünü kesin olarak öğrenen Kathleen, kendisini kışkırtan Baba Bender’ı öldürür ve polisler gelmeden önce Winchester kardeşlerin kasabadan güvenle kaçmasına izin verir.
2 yılda bir öldürdüklerini söylüyor polisi uyandırmamak için. Ama ellerinde zaten bir kişi varken Sam'i de kaçırıyorlar.
Dean'i kızla bırakıyorlar ve sonra Dean, Sam ile evden çıkıyor ama evdeki kızdan kurtulma kısmı yok. Küçük kıza vurmasını filan mı göstermek istemediler acaba.
- Bu bölümün ise Richard Connell tarafından 1924 yılında yazılan ve dünya edebiyatında "insan avı" temasını başlatan efsanevi bir kısa öyküsü "The Most Dangerous Game"den alındığı ifade ediliyor.
- Kanlı Benderler, Amerika'nın İlk Seri Katil Ailesi. 1870'lerde Kansas'ta "Kanlı" Benderler olarak adlandırılan bir aile vardı ve bir düzineden fazla insanı öldürdüler. Sonunda kayıp kardeşini arayan bir adam tarafından ifşa edildiler.
- Ayrıca bu bölüm, uzun süredir akraba evliliği ve yakınlarına yaklaşan herkese karşı şiddet geleneği olan, gözlerden uzak bir aileyi konu alan X-Files dizisinin "Home" bölümüyle benzer temalara sahip. Her iki bölüm de aynı temaları işliyor: güçlü (ve sapkın) bir aile duygusu ve iblisler veya yaratıklar tarafından değil, insanlar tarafından getirilen bir korku vizyonu. Genellikle en korkunç ve en rahatsız edici X-Files bölümü olarak kabul edilir.
- Kathleen: ...Bu trafik kameraları, Amber Alert programının bir parçası olarak her üç saniyede bir görüntü alıyor. Bu görüntüler, kuzeniniz Sam'in kaybolduğu zamana yakın bir zamanda çekildi.
Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da, AMBER Alert, çeşitli medya kuruluşları aracılığıyla genel halka yapılan, doğrulanmış bir çocuk kaçırma bildirimidir. Bildirim, televizyon, radyo ve e-posta dahil olmak üzere çok sayıda kanal aracılığıyla yayınlanır ve genellikle kaçıranın ve arabasının ve plakasının bir tanımını içerir.
Bölüm 16- Shadow / Gölge
Chicago'da vahşi hayvanlarca parçalanmış gibi görünen kurbanları araştıran Winchester kardeşler, olay yerindeki kan izlerinin Zerdüştlük inanışına ait gölge iblisleri olan Daeva'ları çağırmak için kullanılan bir mühür olduğunu fark eder. Tam bu sırada Sam, daha önce yolda karşılaştığı gizemli Meg'i görünce durumdan şüphelenip onu takip eder ve kızın kan dolu bir kadehle karanlık bir güce ("Baba") rapor verdiğini izler. Öldürülen kurbanların ortak noktasının Winchesterların çocukluk şehri Lawrence doğumlu olmaları olduğunu çözen ve annelerinin katiline yaklaştıklarını düşünen Dean, babaları John'u da Chicago'ya çağırır. Ancak Meg'in saklandığı depoya baskın yaptıklarında Daeva'ların saldırısıyla yakalanan kardeşler, tüm bu cinayetlerin aslında John Winchester'ı köşeye sıkıştırmak için hazırlanmış bir tuzak olduğunu anlarlar. Sam’in iplerinden kurtulup büyülü sunağı devirmesiyle kontrolünü kaybeden Daeva'ların Meg'i camdan aşağı fırlatıp öldürmesinin ardından kaldıkları odaya dönen kardeşler babaları John ile karşılaşırlar. Fakat gölge iblislerinin odayı basıp kendilerini ölümcül şekilde hırpalaması ve Sam'in fırlattığı işaret fişekleri sayesinde kurtulmaları üzerine Dean, Meg'in haklı olduğunu ve babalarıyla birlikteyken çok daha savunmasız kaldıklarını kabul ederek yeniden ayrılmaları gerektiğine karar verir. Bölüm sonunda üçlü hüzünle yollarını ayırırken, pencerelerden düşüp ölmüş gibi görünen Meg'in aslında hayatta olduğu ve onları gölgelerin içinden sinsice izlediği ortaya çıkar.

Bu sahne çok gölge oyunu gibiydi.
Kızın kadehe konuşması önceden de komikti hala komik.
Parlak şık yaratığı kaçırıyor. Tamam ama dışarı çıktıklarında fişekler sönmeden diyor da siz zaten karanlıktasınız. Yaratık oraya zaten kaçmaz mı içeriden...

Dean ve John bir aradayken tehlikeli olduğunu iddia etse de aslında birlikte daha güçlü olmazlar mı. Bence saçma.
Yüzlerindeki yara izleri.
Bir sonraki bölümde izleri bile yok. Nasıl bir yara kremi kullanıyorlarsa artık :P
Bölüm 17- Hell House / Cehennem Evi

Babalarından ayrıldıktan sonra Sam'in bulduğu yeni bir olayla ilgilenen kardeşler aralarında eğlenceli bir şaka savaşı (prank war) başlatan kardeşler Texas'ta 1930'larda kızlarını mahzende asarak öldürdüğü söylenen Mordechai Murdoch adındaki bir çiftçinin lanetli evini araştırmaya karar verirler. Ancak evde yaptıkları incelemede hem duvarlara yeni çizilmiş garip semboller bulurlar hem de "Hell Hound's Lair" adlı web sitesini yöneten Ed ve Harry isimli amatör paranormal araştırmacılarla karşılaşırlar. Efsanenin sahte olduğunu ve kasabadaki gençlerin sırf eğlence olsun diye uydurduğunu keşfetseler de evde gerçekten bir kızın asılarak ölmesi ve kaya tuzu mermilerinden etkilenmeyen bir hayaletin kendilerine saldırmasıyla işler sarpa sarar. Duvardaki sembollerden birinin Tibet inanışına ait, zihin enerjisini yoğunlaştıran bir mühür olduğunu fark eden Sam, web sitesini ziyaret eden binlerce insanın ortak inancıyla uydurma bir düşüncenin gerçeğe dönüşerek bir Tulpa (düşünce formu/canavarı) yarattığını çözer. Yaratığı yok etmek için siteye "demir mermiyle ölür" yalanını yaymaya çalışsalar da sunucunun çökmesiyle planları suya düşer. Dean, efsanenin mekansal bağını koparmak için evi ateşe vererek canavarı yok eder. Bölümün sonunda kahramanlarımız Ghostfacers ekibinin temellerini atan Ed ve Harry'ye Hollywood yapımcısı taklidiyle unutulmaz bir veda şakası yaparken, kendi aralarındaki savaşa da şimdilik bir ateşkes ilan ederler.
Kapı açan bir hayalet
Adamlara söylediklerini sitede yayımlayıp yayımlamadıklarını soruyor. Onlarda evet ama sunucumuz çöktü diyor. Dean, yani silahlar işe yaramayacak dediğinde onaylıyorlar ama onlar planı bilmiyor ki zaten.
bunu yapıyorsun ve Sam yanmıyor mu?
ve Sam sorguluyor, karşılaştığımız onca şey kaçı insanlar inandığı için ortaya çıktı...
- Hell Hound's Lair / Cehennem Köpeği Yuvası'ndaki adamların isimleri, Ed Zeddmore ve Harry Spengler, orijinal Hayalet Avcıları filmindeki Winston Zeddmore ve Egon Spengler karakterlerine bir göndermedir. Dean'in "Kimi arayacaksınız?" diye bağırması da aynı filmden popüler bir repliktir. Ed ve Harry daha sonra Ghostfacers grubunu kurarlar.
- "Ed: Mesih'in gücü sizi zorluyor, Mesih'in gücü sizi zorluyor. Mesih'in gücü sizi zorluyor!"
Bu replik, 1973 yapımı The Exorcist (Şeytan Çıkarma) filminden, Roma Katolik Kilisesi'nin şeytan çıkarma ayininden alınmıştır.
- Ed ve Harry'nin "WWBD: Buffy Ne Yapardı?" adlı oyunu, Buffy the Vampire Slayer adlı televizyon dizisine bir göndermedir.
- Ed ve Harry'nin karavanının kapısında birkaç çıkartma var. Bunlarda "Paranormal Scouting Unit / Paranormal Keşif Birimi", "Step into the Light Carol Ann / Işığa Adım At Carol Ann" (Poltergeist filmine gönderme), "I'd Rather Be Surfing / Sörf Yapmayı Tercih Ederim", "Clean House - Get Exorcized / Evi Temizle - Şeytan Çıkart" ve "Visualize Using Your Turn Signals / Sinyal Lambalarını Kullanırken Görselleştir" yazıyor.
Bölüm 18 - Something Wicked / Şeytani Bir Şey

Babalarının yönlendirmesiyle Wisconsin'e giden Sam ve Dean, çocukların bağışıklık sistemini çökerterek onları gizemli bir şekilde komaya sokan, geceleri pencerelerden sızan doğaüstü bir yaratığın peşine düşer. Dean, bu canavarın yıllar önce babalarının da avlamaya çalıştığı ve çocukların yaşam enerjisiyle beslenen bir Shtriga olduğunu anlar. Araştırmalar sonucu yaratığın kendisini yerel hastanedeki Dr. Hydeker olarak kamufle ettiğini ve sadece beslendiği esnada kutsanmış demir mermilerle öldürülebileceğini keşfederler. Dean çocukken Sam’e Shtriga’nın saldırmasına sebep olduğu ve babasının bu yüzden yaratığı elinden kaçırdığını itiraf ederek abasının bu işi tamamlamak için onu oraya gönderdiğini söyler. Kaldıkları moteldeki küçük Michael’ı yem olarak kullanıp, Shtriga tam çocuğun enerjisini çekerken odaya baskın yaparlar ve yaratık bu kez Sam’e saldırdığı sırada Dean tarafından kafasından vurularak yok edilir. Bölüm sonunda kasabadaki tüm çocuklar sağlığına kavuşurken Sam, karanlıkta nelerin saklandığını artık acı bir şekilde öğrenen küçük Michael'ın çocuksu masumiyetini kaybetmiş olmasının burukluğunu yaşar.
ve canavarın doktor olduğunu anlıyorsun
Sadece Sam'in ayakkabı bağcığı dikkat dağıtıyor :D
Kendisi de çocuk olan Sam'in kardeşine bakma yükümlülüğünde kardeşine karşı içten içe kırgınlık ve sitem besliyor bence.
- Bölümün başlığı, Macbeth oyunundaki "Başparmaklarım sızlıyor, uğursuz bir şey geliyor bu yana." dizesine bir göndermedir. "Something Wicked This Way Comes" (Kötü Bir Şey Geliyor Bu Yana) aynı zamanda Ray Bradbury'nin, insanların ruhlarıyla beslenen bir karnaval sihirbazı hakkında yazdığı bir romanın da adıdır.
- Bölümde geçen Ogdenville, North Haverbrook ve Brockway yer adları The Simpsons adlı animasyon dizisinden kurgusal kasabalardır.
Bölüm 19 - Provenance Köken / Tablonun Sırrı
Dean ve Sam, John'un günlüğündeki araştırmalara göre aynı bölgede onlarca yıldır işlenen bir dizi cinayetin sonuncusu olan Mark ve Anne Telesca'nın kilitli bir evde ölü bulunduğu New York'un kuzeyine varırlar. Telesca evini ziyaret ederler, ancak doğaüstü bir aktiviteye dair hiçbir işaret bulamazlar. Tüm mobilyalar bir müzayede evine götürülmüştür. Bu yüzden bir ruhun bir eşyaya bağlanmış olma ihtimaline karşı evi kontrol etmeye karar verirler. Müzayede evine vardıklarında, sahibi Daniel Blake onları evden çıkarmaya çalışır. Müzayede evinde çalışan kızı Sarah Blake ile konuşurlar ve Sarah, Telesca mülkünün açık artırmaya çıkarıldığını doğrular. Dean, Sarah'ın Sam'e ilgi gösterdiğini düşünür ve daha fazla bilgi edinmek için onu bir randevuya götürmesini önerir. Sarah, Sam'e Telesca mülkündeki eşyaların köken belgelerinin kopyalarını verir. Dean, 1910 yılında yapılmış olan Isaiah Merchant'ın ailesinin portresinin, öldürülen diğer ailelerin de elinde olduğunu keşfeder. Karanlık çöktükten sonra Sam ve Dean, müzayede evine geri döner ve tabloyu yakarlar. Ertesi gün Dean, Sam'in Sarah'ı tekrar görebilmesi için cüzdanını müzayede evinde düşürdüğünü söyler. Oraya vardıklarında, tablonun hala orada ve zarar görmemiş olduğunu görünce şok olurlar.
Yerel kütüphanede, Isaiah Merchant'ın karısını, iki oğlunu ve evlatlık kızını öldürmekle suçlandığını öğrenirler. Motelde Sam, eski bir kitaptaki tablonun resminde Isaiah'ın dümdüz ileriye baktığını, ancak şimdiki tabloda sağa doğru aşağıya baktığını fark eder. Sarah'ı arayarak tabloyu tekrar görüp göremeyeceklerini sorar, ancak tablonun Sarah'ın Evelyn adında bir arkadaşına satıldığını öğrenir. Sarah eve vardığında çocuklar da aceleyle eve koşarlar, ancak Evelyn'i çoktan ölmüş, boğazı kesilmiş halde bulurlar. Polisi aradıktan sonra Sarah ile birlikte motel odasına dönerler ve ona resmin perili olduğunu açıklarlar. Korkmasına rağmen Sarah onlara yardım etmeye karar verir. Evelyn'in evine geri döndüklerinde resmi incelerler ve resimde daha fazla özelliğin değiştiğini fark ederler. Diğer şeylerin yanı sıra resimde artık üzerinde Merchant adı yazılı bir mozole vardır. Ailenin tüm yakılmış kalıntılarının bulunduğu mozoleyi bulurlar, ancak Isaiah Merchant orada gömülü değildir. Dean, Isaiah'ın yoksullar mezarlığına gömüldüğünü öğrenir ve cesedi tuzlayıp yakmaya gider.
Daha sonra, üçü de önlem olarak resmi yakmak için geri dönerler, ancak Sam ve Sarah Evelyn'in evinde mahsur kalırlar ve cinayetlerden sorumlu olan Melanie Merchant'ın ruhu tarafından saldırıya uğrarlar. Dean, mozoleye geri döner ve Melanie Merchant'ın saçından bir tutam taşıyan antika bir bebeği yakarak sonunda onun ruhundan kurtulurlar. Müzayede evine geri dönen Sarah, tablonun yakılmasını emreder ve Sam ile Dean'e veda eder.
Müzayede evi önündeki tek plakası görülen araç. Dizinin yapımcısına gönderme gibi görünüyor.
Hayaletin tabloyu satın alanları öldürmesi açıklanmadığından bana anlamsız geliyor. Kızın ruhu tabloya neden bağlanmış o da belli değil.
Kirpik sahnesi mi... çok çok gereksizdi. Tıpkı son sahne gibi.
- "Dean: Komisyonlu müzayedeler, miras satışları. Bana sorarsanız, WASP'lar için bir garaj satışına benziyor." WASP, Beyaz Anglo-Sakson Protestan'ın kısaltması olup, genellikle ayrıcalıklı geçmişe sahip insanlar için aşağılayıcı bir terimdir.
- "Sam: Bence daha çok Grant Wood'a benziyor, Grandma Moses'a değil. Ama bunu zaten biliyordun, sadece benim de öyle düşünüp düşünmediğimi görmek istedin." Grant Wood, "American Gothic" tablosuyla tanınan Amerikalı bir ressamdı. Grandma Moses ise ünlü Amerikalı halk sanatçısı Anna Mary Robertson Moses'ın takma adıdır.
- "Dean: Daddy dearest / Sevgili babam burada değil." Mommie Dearest, Christina Crawford'ın oyuncu annesi Joan Crawford hakkındaki biyografisinden uyarlanan 1981 yapımı bir film.
- "Dean: Yani sevgili babanın resmin içinde hapsolduğunu ve ailesine yaptığı gibi Kolombiya kravatları dağıttığını mı düşünüyorsun?" Kolombiya kravatı, kurbanın boğazının kesilip dilinin açık yaradan dışarı çekildiği bir infaz yöntemidir.
Bölüm 20 - Dead Man's Blood
Colorado, Manning'deki bir barda oturan yaşlı bir adam, Daniel Elkins, günlüğüne bir şeyler karalamaktadır. İçeri giren bir grup dikkatini çeker ve aceleyle bardan ayrılır. Eski bir 5 atışlık Colt tabancayı doldurmaya çalışırken evinde barda gördüğü grubun lideri kadınla karşılaşır.
Elkins'in ölümünü öğrendiklerinde Dean, John'un günlüğünden bu ismi tanır batıya doğru yola çıkarlar. Elkins'in kulübesine vardıklarında, kulübenin yağmalanmış ve karmakarışık olduğunu görürler. Enkazın arasında Dean, babalarınınkine çok benzeyen bir günlük ile bir posta kutusunun şifresi olan bir mesaj bulurlar. Posta kutusunda "J.W."ye hitaben yazılmış bir mektup vardır. John Winchester'ın sürpriz bir şekilde ortaya çıkmasıyla şaşkına dönerler. Mektubu okuyan John, Elkins'in efsanevi bir silah olan 1835 yapımı bir Colt'u kendisinden sakladığını fark eder. Çocukları sorgulayan John, Elkins'e saldıran her neyse silahı da aldığını anlar. Onlara bunun vampirler olduğunu ve birlikte onları avlayacaklarını söyler.
John polis telsizinden genç bir çiftin terk ettiği bir arabadan bahseden bir haber duyar. Çocukları uyandırarak, olayı araştırmak için yola koyulurlar. Sam, John'u sorgular, ancak John sadece Sam'den kendisini takip etmesini ister. Terk edilmiş arabanın bulunduğu yere vardıklarında, Sam, John'un baskıcı tavrına sinirlenir ve babasının emirlerini sürekli sorgular. Dean ise aileyi birbirinden uzaklaştıran eski tartışmaların tekrarlanmasından dolayı hayal kırıklığına uğrar.
Bu arada, vampir yuvasında Kate, Elkins'ten aldığı hediyeleri eşi Luther'e sunar. Luther silahı tanır. Vampir ailesini takip ederken John, onlara vampirlerden ve sadece kafa kesilerek öldürülebileceklerinden bahseder. Bir süre sonra, isteksizce Colt'u bu kadar özel kılan şeyin ne olduğunu ve neden ona ihtiyacı olduğunu onlarla paylaşır. Güya her şeyi öldürebiliyormuş. Eğer bu doğruysa, Şeytanı öldürmenin ve Mary'nin intikamını almanın anahtarı olabilir.
Yuvalarına saldırmak ve Colt'u aramak için birlikte çalışırken, John silahı almadan önce yakalanırlar ve canlarını kurtarmak için kaçmak zorunda kalırlar. John'un alternatif bir planı vardır ve Dean'i bir cenaze evine göndererek vampirler için zehir olan ölü adam kanı temin etmesini emreder. Luther'ı ortaya çıkarmak için Kate'i yakalamak amacıyla ölü adamın kanını kullanırlar. John'un planı, Kate'i Colt tabancasıyla takas etmektir. Winchester kardeşler, John'un son planından çocukları dışlama niyetine bir kez daha karşı çıkarlar; John, onları güvende tutmak için gitmeleri konusunda ısrar eder. Luther ve vampirleri John ve Kate'i bulup Colt için pazarlık yaparken, Sam ve Dean yuvaya baskın düzenleyerek nöbet tutan vampiri öldürür ve esirleri serbest bırakırlar.
John'un planı bozulur ve Luther tarafından bayıltılır. Ancak Luther onu öldürmeden önce, babalarının uzak durma emirlerini görmezden gelen Sam ve Dean saldırır. John, Colt'u kaparak Luther'ı kafasından vurarak öldürür. Silahın tek kurşunla doğaüstü varlıkları öldürebildiğini görürler. John, artık Colt'a sahip olduklarına göre Şeytan'ı birlikte avlayacaklarını kabul eder.
Köpek dişlerinden oluşan vampir dişlerinde de mantık hatası vardı ama bu dişler daha da beter.
Arabanın içinde sokak lambası ışığında mektup okumak.
John arkadaşını öldürenin vampirler olduğunu söylediğinde Dean onların var olmadığını söylüyor. Onlara hiç bahsetmediğini çünkü vampirlerin tamamen yok edildiğini sandığını söylüyor. Kendisi karşılaşmasa da defterinde onlarla ilgili bilgilerini yazması gerekmez mi? Sonuçta onları nasıl öldüreceklerini anlatıyor. Ve sanırım bir sonraki sahnede vampirlerle ilgili Dean'in bilgi okuduğu defter ölen adamın olmalı?
Ve birden bire tartışmaya başlayan Sam ve John. Yıldızları barışmıyor :P

Bıçak değer değmez akan oluk oluk kan.

Kaçarken elinde bıçak olan Sam'in bir sonraki sahnede eli boş. O şekilde koşarken bıçağı kınına soktuğunu pek düşünmüyorum. Özellikle arkalarından gelebilecek olan vampirler varken? Tamam gündüz ışığında pek canlı olmasalar da...
Vampire dönüştürdükleri kızı hala neden bağlı tuttular acaba? Kız Sam'i görüp vampirlerden korktuğu için mi bağırıyor, artık bir vampir olduğu için mi...
- "Dean: Daha çok "That's Incredible"a benziyor, "Twilight Zone"a değil." "That's Incredible!" 1980'lerde yayınlanan, ucubeleri, gösterileri ve paranormal olayların özensiz canlandırmalarını içeren bir TV programıydı. "Twilight Zone" ise 1960'larda yayınlanan (birkaç farklı versiyonuyla tekrar yayınlanan) korku, gerilim ve bilim kurgu türlerini bir araya getirerek genellikle ölümcül bir sürprizle biten kısa, bağımsız hikayeler anlatan bir TV dizisiydi. Özellikle orijinal dizi, bu türleri kullanarak güncel sosyal ve politik sorunları incelikle ele almasıyla dikkat çekiyordu.
- "Barda Oturan Adam: Unabomber'ı yakaladıklarını sanıyordum." "Unabomber", 1978 ile 1995 yılları arasında çok sayıda ev yapımı bomba yerleştiren veya postayla gönderen, üç kişiyi öldüren ve yirmi üç kişiyi yaralayan Ted Kaczynski'ye verilen isimdi. Kaczynski, 3 Nisan 1996'da tutuklandı.
- Kasanın şifresi Mary'in ölüm tarihinin tersi. 38211 --> 11.02.83
- Görünüşe göre bazı bitkiler vampirlerin koku alma duyusunu yanıltabiliyor. John, Dean'e safran, kokarca otu ve trillium (keskin kokulu bir bitki) bitkilerini ateşe atmasını, böylece kendi kokularını ve yakaladıkları vampirin kokusunu yuvasındaki diğer vampirlerden gizlemelerini söyler. Ayrıca, tespit edilmeme şanslarını artırmak için kıyafetlerini küllerle kaplamalarını da söyler. Kardeşler bu taktiği 3.07 Fresh Blood bölümünde Gordon'dan saklanmaya çalışırken tekrar kullanırlar.
Bölüm 21 - Salvation /Kurtuluş
Minnesota'daki Blue Earth'te, bir rahip sunağında İncil okurken Meg gelir ve John Winchester'ın yerini sorar. Rahibi öldürür. John, son 20 yıldır yaptığı araştırmaları Sam ve Dean ile paylaşır. John, Iowa'daki Salvation'da işaretlerin yeniden başladığını görür ve daha öncekiler gibi yine bir yangın olacağını tahmin eder. Yolda John, rahip Jim Murphy'nin muhtemelen iblisler tarafından öldürüldüğü haberini alır. John, Sam ve Dean altı aylık bebekleri olabilecek aileleri bulmak için ayrılırlar.
Sam, doğum kayıtlarını incelediği tıp merkezinden ayrılırken, iblisin bir sonraki hedefinin bir vizyonunu görür. Vizyonundaki işaretleri takip ederek genç anne Monica ve kızı Rosie ile karşılaşır. Dean ve John'a anlatır. Sam'in telefonu çalar ve Meg, John'dan tabancayı ister. Coltu teslim edene kadar tüm arkadaşlarını öldürmeye devam edeceğini söyler. John, takas için gece yarısı Lincoln'de buluşmayı kabul eder. Kaçış yolları ve tuzaklar için bölgeyi inceler ve kutsamak için bir su deposu bulur. Çocuklar Monica ve ailesini gözetlerken, John Meg ile yüzleşir. Ona Tom adında bir iblis eşlik eder. John silahı verdiğinde Tom, hiç beklemeden Meg'i vurur. Meg ölmeyince silahın sahte olduğunu anlarlar. John kaçar ve daha önce hazırladığı kutsal suyu üzerlerine püskürterek onları uzaklaştırır ancak yakalanır.
Bu sırada, evin ışıklarının titrediğini ve araba radyosunda parazit sesi duyduklarını gören Sam ve Dean, iblisin geldiğinin işaretlerini fark ederek eve girerler. Çocuk odasına koşan Sam, Rosie'nin beşiğinin üzerinde iblisle yüzleşir. Ateş eder ancak iblis çok hızlı bir şekilde ortadan kaybolur. Anne ve bebeği kurtararak evden çıkarlar.
Otel odasında, Dean endişeyle John'la iletişime geçmeye çalışırken telefonu Meg açar ve babalarını bir daha asla göremeyeceklerine dair söz verir.
- İblis neden onca yıldan sonra hala yeni bebeklerin peşinde? Bu durumda yeni seçilmiş bebekler büyüyene kadar Sam zaten yaşlı bir adam olacak.
- Salvation tabelasında Lotto "Loto" olarak yanlış yazılmış. Büyük ikramiye 1,7 milyon dolar.
- John'a göre Salvation'ın iki hastanesi ve bir Sağlık Merkezi var. John, Salvation Kadın ve Çocuk Hastanesi'ne, Sam ise Salvation Iowa Tıp Merkezi'ne gidiyor.
- Sam'in Dean'i duvara çarpması, 1.01 Pilot bölümünde Dean'in aile misyonunu sorguladığında Sam'i köprüye çarptığı sahneyi yansıtıyor. Yani bu gelgitler de bir karar versinler. Sam annelerinin öldüğünü geri gelmeyeceğini söylemesine Dean kızıyor. Sonra Sam, Jess ve annelerinin geri gelmeyeceğini söylediği için Dean'e saldırıyor. Sam de babası gibi kafayı intikamla bozmuş durumda ve Dean intikam için onların ölmesini anlamsız görüyor. Ama burada bu iblisin Sam'in peşinde olduğu gerçeğini niye görmezden geliyorlar.
- John'un Meg, Wabash ve Lake ile buluşması gereken deponun yeri, Matrix üçlemesinde birkaç kez kullanılıyor.
- Sahne Hatası: Hastanede Sam'in o hafta altı aylık olacak tüm bebeklerin listesini yapması gerekiyor, ancak önündeki doğum belgesinde 2 Mayıs 1998 tarihi yazıyor. Ayrıca dikkat çekici olan: Doğum belgesi "Robert Leader, Res." tarafından imzalanmış. Robert Leader, dizinin sanat departmanındaki set tasarımcılarından biri.
Bölüm 22 - Devil's Trap / İblisin Tuzağı
Sam, Şeytanı bulup Colt ile öldürmeleri gerektiğini söyler, ancak Dean, John'un ölmediğini ve bir plana ihtiyaçları olduğunu belirtir. Dean ve Sam, yardım almak için bir avcı olan Bobby Singer'ın evine giderler. Meg gelir ve coltu ister. Ancak tavana çizilmiş bir şeytan tuzağına yakalanır. Sam şeytan çıkarma ritüeline başlar. Dean Meg'i sorgular ve babalarının nerede olduğunu söylemesini ister. Meg, John'u öldürdüğünü söylese de Dean buna inanmayı reddeder. Sonunda Meg, John'un ölmediğini söyler ve onlara Jefferson City'deki bir binadan bahseder. Bobby, Meg'in daha önce aldığı yaralardan dolayı öleceğini söyler ama Dean, kızı kurtarmak için iblisi kovmakta ısrar eder. Sonunda iblis kovulur ve acı içinde ölmekte olan insan Meg, onlara teşekkür eder ve "sunrise" ipucunu verir. Çocuklar Bobby'yi bırakıp Jefferson City'ye doğru yola koyulurlar.
John'un tutulduğu binaya -Sunrise Apartmanları- varırlar, itfaiyeci kılığına girerek binayı tahliye etme planı yaparlar ve bunu uygularlar. İçinde iblislerin olduğunu anladıkları odaya ulaşırlar. Üçü de binadan çıktıktan sonra, Tom tarafından saldırıya uğrarlar. Dean, coltla onu kafasından vurarak Sam'i kurtarır.
Issız bir kulübede, Dean ailesini korumak için ne kadar ileri gidebileceğinden korktuğunu itiraf eder. John içeri girer ve Dean'in ailesi için yaptıklarından gurur duyması gerektiğini söyler. Dean bu güzel sözlerden şüphelenir ve coltu John'a doğrultur. Sam, Dean ile ittifak kurar ve John'un gözlerinin sarı parlamasıyla Şeytan tarafından ele geçirildiği ortaya çıkar. Şeytan, annelerini ve Jessica'yı Sam ve Sam gibi çocuklar için olan planlarının önüne geçtikleri için öldürdüğünü açıklar. Dean'e saldırmak için psişik bir güç kullanır ve Dean'in iç kanamasına neden olur. Dean hayatı için yalvarır ve John, Sam'in kendini kurtarması ve coltu alması için yeterince uzun süre yüzeye çıkmayı başarır. Sam John'u bacağından vurarak Şeytan'ı zayıflatır. John, Şeytan'ın hala içinde olduğuna inandığı için Sam'den kendisini vurmasını ister. Dean, Sam'e vurmamasını söyler. Şeytan John'un bedeninden kaçtığı anda Sam silahı indirir. Sam, John ve Dean'i hastaneye yetiştirmeye çalışırken büyük bir kamyon onlara çarpar. Kamyon şoförünün gözleri, şeytan tarafından ele geçirilmiş birinin gözleri gibi siyahtır.
Şeytan, daha önce görülen iblislerden daha güçlü olduğunu, kutsal suyun onda işe yaramayacağını söylüyor ama John nasıl o kadar güçlüyse onu ele geçiren şeytana üstün gel,p kontrol 1-2 sn de olsa ele alabiliyor. Ayrıca burada şeytanın neden John ve Dean'den kurtulup Sam'e istediğini yaptırmıyor ki.