Supernatural Dizi eleştirisi
Supernatural dizisinin özellikle ilk 5 sezondan sonra, basit bir "şehir efsanesi ve canavar avlama" dizisi olmaktan tamamen çıkıp rotasını doğrudan teolojik bir hesaplaşmaya çevirmesi, benim için izlemesi zor ve rahatsız edici bir durum. Tanrı'nın insanlaştırılması, acizleştirilmesi ve öldürülmesi gibi bir durumu açıkçası ben kabul edemiyorum. Bu tanrı teması Hristiyan -Hristiyan olmasam da- inancı dışında mitlere, efsanelere dayalı bir karakter olsa bu kadar rahatsız etmez. Çünkü o hikayelerin sadece birer eski kültürlerin efsaneleri olduğunu biliyoruz.
Melekler; dizide bencil, kibirli, askeri birer bürokrat veya güç sevdalısı diktatörler olarak yansıtılıyor. Tanrı'ya Chuck gibi bir isim veriliyor ve tanrı figürü evreni yaratıp kenara çekilen, insanları ve melekleri kendi yazdığı bir hikayenin piyonları olarak gören, bencil, narsist ve hatta "kötü adam" (villain) kıvamında bir yazara dönüştürülüyor.
Amerikan sinema ve televizyon sektörünün, mitolojileri ve dinleri işlerken onları hep "insanlaştırma" eğilimi; bir şeyi tam olarak anlayabilmek veya onunla savaşabilmek için ona etten kemikten bir beden, insani zaaflar (öfke, kıskançlık, kibir) vermelerini Supernatural senaristleri uç noktaya taşıyor. Şeytanı (Lucifer) bir "baba-oğul travması" yaşayan ergen bir çocuk gibi yansıtırken, Tanrı’yı da eseri beğenilmeyince sinir krizi geçiren bir sanatçı gibi gösteriyorlar. Bu durum hikayeyi Sam ve Dean için "savaşılabilir" kılsa da, izleyici için kurgunun ciddiyetini ve saygınlığını sarsan, izlemesi rahatsızlık veren bir boyuta ulaştırıyor.
Dizinin ana felsefesi : "Yukarıdakiler veya aşağıdakiler ne planlarsa planlasın, insanın özgür iradesi ve aile bağı her şeyden üstündür." mesajını verebilmek için Sam ve Dean’i o kadar büyütüyorlar ki, kozmik bir yaratıcıya veya başmeleklere karşı iki ölümlünün "Ben senin planını bozuyorum" diyerek kafa tutması ve bunda başarılı olması, kurgusal evrendeki güç dengesini tamamen absürd bir noktaya taşıyor. Bir noktadan sonra hikaye, "insanın özgürlüğü" temasından çıkıp, "her şeye meydan okuyan kibirli bir başkaldırıya" dönüşmüş
Dizinin canavarları avladığı dönemdeki gotik, gizemli ve mütevazı havası bittikten sonra başlayan bu "Teolojik Kurtlar Vadisi" konsepti, hikayeyi çok büyük bir felsefi ve inançsal gri alana itmiş. Bu tarz konuların bu kadar fütursuzca, saygısızca veya hafifletilerek işlenmesi, kurgu olduğunu biliyor olsam dahi diziyi izleyen ve izleyecek olan gençlerde özellikle zamanımızda dini değerlerinden uzaklaşan gençlerimiz için bir kutsala karşı bir duyarsızlaşma yaratıyor ve inanç değerlerini sorgulatmak yerine, onları tamamen değersizleştiren tehlikeli bir algı eşiği oluşturuyor.
bu arada dizinin konusu bana yıllar önce gördüğüm bir mangayı anımsattı. Angel Sanctuary. Mangayı okumadığım için ne kadar benzerlik taşıyor bilmiyorum. Onda da 2 kardeş meleklerin reenkarnasyonlarıydı. Erkek kardeş ve kız kardeşine duyduğu yasak aşk, Supernatural'da Sam ve Dean ruh eşi olmaları. Erkek kardeş kız kardeşinin kaybolduğunu öğreniyor ve sonra bir zamanlar diğer meleklere isyan eden ve sonsuza dek yeniden doğmakla cezalandırılan, her hayatı bir öncekinden daha sefil olan melek Alexiel'in reenkarnasyonu olduğunu öğreniyor. Kendini etrafındaki güçler içindeki meleğin ruhunu yeniden canlandırmaya çalışırken, kız kardeşini bulma ve hayatta kalma mücadelesinin içinde bulur. Meleklerin cenneti ele geçirmek için yaptıkları savaş vardı sanırım.
1 Sezon / 1. bölüm - Pilot
Özet: Sam ve Dean Winchester'ın anneleri Mary çocukken şiddetli ve açıklanamayan bir şekilde ölmüştür. Bu olay, babaları John Winchester'ı annelerini öldüren yaratığı bulmak için onlara avcılık becerileri öğretmeye yöneltir. 22 yıl sonra, Stanford Üniversitesi'nde okurken, Sam, babalarının kayıp olduğunu söylemeye gelen Dean tarafından paranormal dünyaya geri dönmeye zorlanır. İkili, babalarını bulmak için Kaliforniya'daki Jericho'ya gider, ancak hayalet bir Beyaz Kadın'ın -çocuklarını boğarak öldüren ve ardından intihar eden bir kadının ruhu- erkek kurbanlar aldığını keşfederler. Araştırma yaparlarken Dean federal ajan kılığına girmekten tutuklanır. Gözaltından kaçmayı başarır ve kardeşini intikamcı ruhtan kurtarır. Beyaz Kadın, çocuklarının ruhları tarafından yok edilir. Sam daha sonra eve döner ancak kız arkadaşı Jessica'yı tavana çivilenmiş halde bulur. Ardından, annesinin öldürüldüğü gibi doğaüstü bir şekilde öldürülmesini izlemek zorunda kalır. Jessica'nın ölümü, onu Dean ile birlikte avcılık hayatına geri dönmeye iter.
Özet: Sam ve Dean Winchester'ın anneleri Mary çocukken şiddetli ve açıklanamayan bir şekilde ölmüştür. Bu olay, babaları John Winchester'ı annelerini öldüren yaratığı bulmak için onlara avcılık becerileri öğretmeye yöneltir. 22 yıl sonra, Stanford Üniversitesi'nde okurken, Sam, babalarının kayıp olduğunu söylemeye gelen Dean tarafından paranormal dünyaya geri dönmeye zorlanır. İkili, babalarını bulmak için Kaliforniya'daki Jericho'ya gider, ancak hayalet bir Beyaz Kadın'ın -çocuklarını boğarak öldüren ve ardından intihar eden bir kadının ruhu- erkek kurbanlar aldığını keşfederler. Araştırma yaparlarken Dean federal ajan kılığına girmekten tutuklanır. Gözaltından kaçmayı başarır ve kardeşini intikamcı ruhtan kurtarır. Beyaz Kadın, çocuklarının ruhları tarafından yok edilir. Sam daha sonra eve döner ancak kız arkadaşı Jessica'yı tavana çivilenmiş halde bulur. Ardından, annesinin öldürüldüğü gibi doğaüstü bir şekilde öldürülmesini izlemek zorunda kalır. Jessica'nın ölümü, onu Dean ile birlikte avcılık hayatına geri dönmeye iter.
Evdeki Yangın Sahnesi ve Karakter Davranışları
Mary, Sam'in odasında kocasının arkasını gördüğünü sanıp aşağı iniyor. John’u televizyon karşısında uyurken görünce yukarı koşmaya başlıyor. İnsan böyle bir panik anında yukarı koşarken avazı çıktığı kadar kocasının adını bağırıp onu uyandırmaya çalışmaz mı? Mary bunu yapmak yerine sessizce yukarı koşuyor.
Mary çığlık attığında John neden doğrudan Sam’in odasına koşuyor? Üstelik Mary odaya girdiğinde kapı açıkken, John geldiğinde kapı kapanmış. John odaya girip hiçbir şey göremeyince, diğer odaları kontrol etmek yerine neden sakince bebeği kontrol ediyor? İlk refleksinin can havliyle çığlık atan karısını aramak olması gerekirdi.

Tavandan yatağa kan damladığında John yukarı bakıyor. Ancak Mary’nin bedeninin beşiğin tam üzerinde değil, odanın ortasında, beşikten uzak bir noktada olması gerekirdi. John’un tam yukarıya değil, odanın diğer tarafına doğru bakması gerekirdi. Ayrıca tüm bu gürültü patırtı, çığlıklar ve sarsıntı arasında koca odada bebeğin gıkı bile çıkmıyor, ciğerleri patlayana kadar ağlaması gerekirdi.
Ampul Mü, Avize Mi?: Bu arada, evde ışıklar kırpışmaya başladığında normal bir insan koruyucu avize kapağını mı, doğrudan ampulün kendisini sıkılamaya veya kontrol etmeye çalışır?

Ortalıkta Olmayan Ambulans ve Sosyal Hizmetler: Yangından sonra aile arabanın üzerinde oturuyor. Çevrede onlarca insan var ama hiç kimse şoktaki bu aileyle ilgilenmiyor, sağlık kontrolü yapmıyor. Küçük Dean şokta olabilir ama annesini hiç sormayacak kadar da tepkisiz. Bebek Sam ise hâlâ ağlamıyor.
Tavandan yatağa kan damladığında John yukarı bakıyor. Ancak Mary’nin bedeninin beşiğin tam üzerinde değil, odanın ortasında, beşikten uzak bir noktada olması gerekirdi. John’un tam yukarıya değil, odanın diğer tarafına doğru bakması gerekirdi. Ayrıca tüm bu gürültü patırtı, çığlıklar ve sarsıntı arasında koca odada bebeğin gıkı bile çıkmıyor, ciğerleri patlayana kadar ağlaması gerekirdi.
Ampul Mü, Avize Mi?: Bu arada, evde ışıklar kırpışmaya başladığında normal bir insan koruyucu avize kapağını mı, doğrudan ampulün kendisini sıkılamaya veya kontrol etmeye çalışır?
Ortalıkta Olmayan Ambulans ve Sosyal Hizmetler: Yangından sonra aile arabanın üzerinde oturuyor. Çevrede onlarca insan var ama hiç kimse şoktaki bu aileyle ilgilenmiyor, sağlık kontrolü yapmıyor. Küçük Dean şokta olabilir ama annesini hiç sormayacak kadar da tepkisiz. Bebek Sam ise hâlâ ağlamıyor.
Zaman Atlaması
Gelecekteki sahneye geçtiğimizde Sam ve kız arkadaşı Jessica’yı uyurken görüyoruz. Tabii ki klasik Hollywood klişesi: Sam tişört ve eşofmanla yorganın altındayken, Jessica üstü açık bir şekilde mini şort ve crop-top ile uyuyor. Erkekler kadınlardan daha çok mu üşüyor? Ayrıca pilot bölüm olmasının günahı diyelim ama Sam ve Jessica arasındaki ilişki inanılmaz yapay duruyor. Jessica rolüne hiç girmemiş, bakışları bile fazlasıyla kasıntı.
Sam, Dean’e babalarının onun tek başına avlanmasına izin verip vermediğini soruyor. Hemen ardından, hayatta olup olmadığını bile bilmedikleri babalarının peşinden tek başına gidebileceğini söylüyor. John’un Dean’e bıraktığı "Hepimiz tehlikedeyiz, git ve kontrol et" mesajı da baştan aşağı anlamsız.
İlk vakamız olan "Beyazlı Kadın" (Woman in White) için yola çıkıyorlar. Benzincide ön koltuktaki Sam, arka koltuktaki Dean’e herkesin duyabileceği şekilde ulu orta sahte kredi kartı dolandırıcılıklarından bahsediyor. Bu kadar gizli bir işi milletin içinde mi tartışıyorsunuz?
Araba sahnesindeki o kadar kan nereye gitti? Hayalet cinayetten sonra camları silip ortalığı mı temizledi?
Sam, Dean’e babalarının onun tek başına avlanmasına izin verip vermediğini soruyor. Hemen ardından, hayatta olup olmadığını bile bilmedikleri babalarının peşinden tek başına gidebileceğini söylüyor. John’un Dean’e bıraktığı "Hepimiz tehlikedeyiz, git ve kontrol et" mesajı da baştan aşağı anlamsız.
İlk vakamız olan "Beyazlı Kadın" (Woman in White) için yola çıkıyorlar. Benzincide ön koltuktaki Sam, arka koltuktaki Dean’e herkesin duyabileceği şekilde ulu orta sahte kredi kartı dolandırıcılıklarından bahsediyor. Bu kadar gizli bir işi milletin içinde mi tartışıyorsunuz?
Araba sahnesindeki o kadar kan nereye gitti? Hayalet cinayetten sonra camları silip ortalığı mı temizledi?
Yıllardır avcılık yapmayan, paslanmış Sam köprüden düşmeyip tutunmayı başarırken; aktif olarak avlanan Dean aşağı düşüyor. Bir önceki sahnede köprüden aşağı atlayış şekilleri düşünüldüğünde, Sam’in köprü kenarına öylece tutunabilmesi pek mümkün değil.
Hayaletin Sam'i sadakatsizliğe zorlama fikri işe yarıyor mu? Dean bir anda inanılmaz hızlı bir şekilde evin adresini, o yabancı yerdeki arabayı ve evin nerede olduğunu eliyle koymuş gibi buluyor. Ayrıca köprüye neden gitmiyor da doğrudan eve geliyor? Hayalet herkesi köprüde öldürürken Sam'i neden evde öldürmeye kalkıyor ve kadının eski evde gömülü olmasına rağmen Dean'in önce kardeşini kurtarmaya gideceğini düşünürsek cinayetlerin işlendiği köprü ilk seçeneği olmalı. Sam'in hayalet tarafından ele geçirilişinin yanında Dean'in o esnada ne yaptığı gösterilmemesi ve boşlukta bırakılması nasıl yapacaklarını bilemedikleri için mi? Dean'in kurtarmaya yetişmesi ile zaman uyumu sağlayamayacakları için mi?
Eve Dönüş ve Jess'in Ölümü

Polisler olduğu ortamda Sam ulu orta bagajı açıp silah dolduruyor. Sam'i tanıyan birileri olmalı, polisler kimseyi sorgulamıyor vs... Dean apartmana geri döndüğünde arabası neden apartmanın önünde değil de uzakta? Arkadan gizlice girecekse bile arabayı arkaya bırakması gerekirdi, mantıksızca uzağa park etmiş.
"Woman in White" (Beyazlı Kadın) Kültürel ve Sinematik Referansları
Bu bölümde işlenen Woman in White figürü, dünya genelinde (özellikle Meksika ve Latin Amerika'da) "La Llorona" (Ağlayan Kadın) veya "Vanishing Hitchhiker" (Kaybolan Otostopçu) olarak bilinen çok ünlü bir şehir efsanesidir. Efsaneye göre bu kadınlar hayattayken kocaları tarafından aldatılır, bir cinnet anında çocuklarını nehirde boğar ve ardından intihar ederler. Supernatural pilot bölümünde bu köklü mitolojiyi modern bir Amerikan kasabasına entegre ederek diziye klasik bir "şehir efsanesi" başlangıcı yapmıştır.
Wilkie Collins'in "The Woman in White" Romanı ve Uyarlamaları (1859 - Günümüz): Edebiyattaki en ünlü "Beyazlı Kadın" eseridir. Gotik bir gizem hikayesidir. Sinema ve televizyona defalarca uyarlanmıştır (1948 yapımı Hollywood filmi ve BBC'nin 1997 ile 2018 yıllarında çektiği mini diziler en bilinenleridir). Ancak buradaki kadın bir hayalet değil, akıl hastanesinden kaçan gizemli bir kadındır.
Lady in White (1988): Başrolünde Lukas Haas'ın oynadığı bu doğaüstü korku filminde, küçük bir çocuk okulun tavan arasında kilitli kaldığında beyazlar içinde bir kadın hayaleti görür. Bu hayalet, tıpkı efsanelerdeki gibi köprülerde ve ormanlarda öldürülen kızını aramaktadır. Supernatural'ın pilot bölümündeki atmosfere en yakın sinema referanslarından biridir.
Ringu / The Ring (Halka - 1998/2002): Japon korku sinemasından uyarlanan bu kült filmdeki Sadako (veya Amerikan versiyonundaki Samara), uzun siyah saçları ve üzerindeki beyaz entesisiyle aslında Asya kültüründeki "Beyazlı Kadın" (Yūrei) inancının en popüler sinematik yansımasıdır.
Dizi Evrenindeki Sonraki Yansımaları (The Curse of La Llorona - 2019): Supernatural'dan yıllar sonra, The Conjuring (Korku Seansı) evrenine dahil edilen bu film, tam olarak Sam ve Dean'in pilot bölümde avladığı mitolojiyi (çocuklarını boğup intihar eden ve sadakatsiz erkekleri/çocukları avlayan yaslı anne figürünü) beyaz perdeye taşımıştır.
1.Bölümdeki Göndermeler:
1. The X-Files (Gizli Dosyalar) Göndermesi: Dizinin felsefesini ve ilerideki tarzını belirleyen en ikonik diyaloglardan biri bu bölümde yer alır. Sam ve Dean, FBI kılığına girip yerel polisle konuşmaya gittiklerinde polisin onlara inanmadığını ve şüphelendiğini görürler. Dean arkasını döndüğünde polise hitaben: "Sanki bize 'X-Files' muamelesi yapıyor." der. Ayrıca ayrılırken gelen gerçek ajanlara X-Files dizisindeki ajanların adları Mulder ve Scully diye hitap eder.
2. Klasik Rock Grupları ve Sahte Kimlikler: Kardeşlerin sahte kimlik kullanma geleneği daha ilk sahneden rock müzik dünyasına selam çakarak başlar. Dean, polise kendini tanıtırken Ajan Ted Nugent ismini kullanır. Ted Nugent, 70'li yılların dünyaca ünlü Amerikalı hard rock gitaristi ve vokalistidir. Ayrıca arabada Sam, Dean'in kaset koleksiyonunu karıştırırken Metallica, Motörhead ve Led Zeppelin kasetlerini görür ve "Mullet rock mı dinliyorsun hâlâ?" diyerek 80'lerin o meşhur arkası uzun saç (mullet) kesimine ve o dönemin rock kültürüne takılır.
3. The Ring (Halka) ve Korku Klişeleri: İlk vaka olan "Beyazlı Kadın", otostop çekip erkekleri arabaya aldığında arabadaki radyodan aniden yüksek sesli cızırtılar ve tuhaf sesler yükselir. Bu sahne, özellikle 2002 Amerikan yapımı The Ring (Halka) filmindeki televizyon ve elektronik aletlerin hayalet yaklaştığında bozulması efektlerine ve genel J-Horror (Japon korku) sineması estetiğine bir göndermedir.
1 Sezon / 2. bölüm - Wendigo
Bölüm özeti:Jessica'nın ölümünün soruşturmasında sonuç alamayan kardeşler, babalarının günlüğünde buldukları talimatları izleyerek Colorado, Lost Creek'teki Blackwater Ridge'e giderler. Park bekçisi kılığına girerek, Haley adlı genç bir kadın ve küçük kardeşi Ben'e , kamp gezisi sırasında kaybolan kardeşleri Tommy'yi aramalarında yardımcı olurlar. Ormanda harap olmuş bir kamp alanını bulurlar. Ormanın içinden gelen yardım çağrısını araştırdıktan sonra kamp alanına geri dönerler ve tüm ekipmanlarının çalındığını keşfederler. Sam ve Dean kısa süre sonra Tommy'nin 1936'dan beri ormanları terörize eden bir wendigo tarafından kaçırıldığını anlarlar. Arama sırasında Haley ve Dean yaratık tarafından kaçırılır, ancak Sam ve Ben onları bir madene kadar takip etmeyi başarırlar. Dean, Haley ve Tommy kurtarıldıktan sonra, bir işaret fişeği tabancasıyla wendigoyu öldürürler.
Diziye geçmeden önce bölüm canavarımız Wendigo'dan bahsedelim. Wendigo, tamamen gerçek Kuzey Amerika Yerlisi (özellikle Algonkin halkları) mitolojisine dayanır.
Kökeni ve Doğuşu: Yamyamlık Laneti: Efsaneye göre Wendigo, başlangıçta bir canavar değil, sıradan bir insandır. Kuzey Amerika’nın çetin, dondurucu kışlarında ormanda veya dağda mahsur kalan, açlıktan ölmek üzere olan bir insan, hayatta kalabilmek için insan eti yediğinde (yamyamlık yaptığında) Wendigo’ya dönüşür.
Yerli inanışında insan eti yemek, ruhun tamamen yozlaşmasına ve geri dönüşü olmayan kötü bir iblis tarafından ele geçirilmesine yol açar. Dönüşüm gerçekleştikten sonra bu varlık, insanlığını tamamen kaybeder ve sadece insan etine açlık duyan bir canavara dönüşür.
Fiziksel Özellikleri ve Sembolizmi: Popüler kültürde ve modern çizimlerde Wendigo genellikle geyik boynuzlu, yarı insan yarı hayvan bir yaratık olarak tasvir edilse de, orijinal Yerli efsanelerindeki tarifi çok daha ürkütücüdür:
- Doymak Bilmeyen Bir Açlık: Wendigo, aşırı derecede zayıf, kemikleri derisine batmış, adeta iskelet gibi bir görünüme sahiptir. Dudakları yoktur veya kendi etini yemekten aşırı yıpranmıştır. En korkunç özelliği ise ne kadar çok insan yerse, o kadar büyür. Büyüdükçe açlığı da katlanır; bu yüzden asla doymaz.
- Açgözlülüğün Sembolü: Yerli kabileleri bu efsaneyi sadece korkutucu bir hikaye olarak anlatmazdı. Wendigo; bencilliğin, açgözlülüğün, kabile bağlarını koparmanın ve doğaya karşı gelmenin bir sembolüydü. Kabile üyelerine "Asla sadece kendinizi düşünmeyin, yoksa Wendigo'ya dönüşürsünüz" mesajı verilirdi.
Avlanma Yöntemleri ve Güçleri: Wendigo sıradan bir yırtıcı değildir, doğaüstü yetenekleri vardır:
- Ses Taklidi: En tehlikeli gücü, avlayacağı insanların sevdiklerinin sesini taklit edebilmesidir. Ormanın derinliklerinden gelen "Yardım edin!" çığlıkları aslında kurbanı tuzağa çekmek için Wendigo'nun yaptığı bir hiledir.
- Kusursuz Avcı: İnsanüstü bir hıza, güce ve koku alma duyusuna sahiptir. Kış fırtınalarını, dondurucu soğuğu kontrol edebildiğine veya fırtınanın kendisi olduğuna inanılır.
Öne çıkan Wendigo filmleri:
Antlers (Açgözlü - 2021): Son yıllarda Wendigo mitolojisini hem görsel hem de tematik olarak en sadık şekilde işleyen filmin yapımcılığını ünlü yönetmen Guillermo del Toro’nun üstlendiği hikaye Oregon'da küçük bir kasabada geçiyor. Bir öğretmen, içine kapanık bir öğrencisinin evinde çok karanlık ve doğaüstü bir sır sakladığını fark eder. Film, mitolojinin özündeki "açgözlülük ve doğayı sömürme" mesajını modern dünya dertleriyle (bağımlılık, yoksulluk) harmanlıyor.
Ravenous (Karanlık Güç - 1999): Wendigo’nun popüler kültürdeki en özgün ve kült kabul edilen uyarlamalarından biri. 19. yüzyılda, Amerika-Meksika savaşı döneminde ücra bir askeri karakolda geçer. Karakola sığınan gizemli bir yabancı, dağda mahsur kalan kafilelerinin açlıktan birbirini yediğini anlatır. Film, canavarın kendisini göstermek yerine, "insan eti yiyerek onun gücünü ve ruhunu ele geçirme" yani *Wendigo psikozunu* psikolojik gerilim ve kara mizahla işler.
The Ritual (Ritüel - 2017): Bu filmdeki canavar tam olarak bir Kuzey Amerika Wendigo'su değil, İskandinav mitolojisinden bir varlıktır (Loki'nin soyundan gelen bir yaratık). Ancak filmin atmosferi, karakterlerin ormanda kapana kısılması, sevdiklerinin seslerini ve halüsinasyonlarını duymaları (tıpkı Wendigo’nun ses takliti yeteneği gibi) tamamen bir Wendigo hikayesi kafasında ilerler.
Wendigo (2001): Bağımsız korku sinemasının önemli yönetmenlerinden Larry Fessenden’ın çektiği bu film, efsaneyi daha çok psikolojik ve metaforik bir boyutta ele alır. Şehirli bir ailenin kış tatili için gittikleri dağ evinde yerli efsaneleriyle yüzleşmesini anlatır. Büyük bütçeli bir yaratık filminden ziyade, izleyicide "Canavar gerçekten var mı, yoksa her şey bir sanrı mı?" hissi uyandıran, yavaş tempolu bir yapımdır.
BÖLÜM ÜZERİNE:
Dağda kamp yapan bir grup gencin kaybolması ile bölüm başlıyor.

Çadırın içindesiniz. Dışarıda bir tehlike var. Bu şekilde mi davranırsınız yoksa yere yatıp, kaybolmaya mı çalışırsınız. Ben açıkçası hedef olarak kendimi küçültmeyi ve saklanmayı seçerdim. Tehlikeden kaçamayacak olsam bile ki Wendigo'nun ininde saklananları fark etmediğini düşünürsek arkadaş da kendini hedef olarak ortaya koymak yerine uyku tulumunun altına filan saklanabilirdi.

Kız, Dean ve Sam'e ormanda yürüyüş için kot ve botlarla mı geldiniz diyor? Tek kısa şort giyen kendisi ki bence asıl o şekilde ormanda dolaşılmaz. Ve daha sonra onlara tedarikli gelmediklerini, tek çanta taşıdıklarını "ranger" olmadıklarını söylüyor. Sanırım ben bir de o arabanın "ranger"ların kullanmayacağı bir şey olduğunu söylerdim. Sorgulanacak ilk araba olurdu bence.
Bu bölüm için pek bir şey yok. Ek olarak izci arkadaşın gizli tuzağı fark etmesinin yanında ormandaki sessizliği garip bulmaması dışında.
ve Dean'e yapıştırılan çapkınlık bana zorlama geliyor. Sam'in kız arkadaşına asılması, diğer bölümlerde kadın karakterlerle flörtleşmesi ve sonunda kadınların onu öpmesi.
2. Bölüm Göndermeleri:
1. Predator (Av - 1987) Göndermesi: Wendigo’nun ormanda avlanma biçimi, ağaçların tepesinden inanılmaz bir hızla geçmesi ve kurbanlarını yukarıya doğru çekerek kaçırması, Arnold Schwarzenegger’in başrolünde oynadığı bilimkurgu/aksiyon klasiği Predator filmindeki uzaylı avcıya çok büyük bir göndermedir. Zaten bölümün ilerleyen sahnelerinde Dean, Wendigo için bizzat "Bu şey resmen ormanın Predator'ı" benzetmesini yapar.
2. Yogi Bear (Ayı Yogi) Göndermesi: Bölümün başında ormanda kaybolan çocukların videosunu izlerken ve Blackwater Ridge bölgesini haritada incelerken Dean, Sam'e dönüp dalga geçerek: "Görünüşe göre akıllı bir ayıdan fazlasıyla karşı karşıyayız." der. Buradaki "Smarter than the average bear" (Ortalama bir ayıdan daha akıllı) kalıbı, ünlü çizgi film karakteri Ayı Yogi'nin (Yogi Bear) jenerik repliğidir. Dean, olayı ciddiye almaya çalışan Sam'in gerginliğini azaltmak için çocuksu popüler kültür esprilerine daha ikinci bölümden sığınmaktadır.
3. Sahte Kimlik Geleneği Devam Ediyor: Bu bölümde Dean, koruma memuru taklidi yaparken adını Ajan Landis olarak verir. Bu isim, sinema tarihinin en iyi kurt adam filmlerinden biri kabul edilen An American Werewolf in London (1981) filminin efsanevi yönetmeni John Landis’e bir saygı duruşudur.
Diziye geçmeden önce bölüm canavarımız Wendigo'dan bahsedelim. Wendigo, tamamen gerçek Kuzey Amerika Yerlisi (özellikle Algonkin halkları) mitolojisine dayanır.
BÖLÜM ÜZERİNE:
Dağda kamp yapan bir grup gencin kaybolması ile bölüm başlıyor.
Bu bölüm için pek bir şey yok. Ek olarak izci arkadaşın gizli tuzağı fark etmesinin yanında ormandaki sessizliği garip bulmaması dışında.
2. Bölüm Göndermeleri: