14.08.2026

Supernatural Eleştiri / Sezon 2 (1-10)

Dizi İçeriği Vardır






Ek kaynak /Sources: https://supernaturalwiki.com/

2.01 In My Time of Dying

Winchester ailesine bir tır çarpar. Tır şoförü bir iblis tarafından ele geçirilmiştir ve arabaya doğru ilerlerken Sam, Colt tabancasını çıkarır ve iblis, tır şoförünün bedeninden çıkarak kaçar. Aile hastaneye kaldırılır. Dean, Sam ve babasını ararken aslında bedensiz bir ruh olduğunu fark eder. Doktor Sam'e Dean'in hayatta kalıp kalmayacağını bilmediklerini söyler. John, Sam'den Colt tabancasını alması ve John'un iblisten korunma sağlayacağını iddia ettiği bazı malzemeleri temin etmesini ister. Sam, bir hurda deposunda Bobby ile buluşur. Bobby, John'un listesindekilerin iblis çağırmak için kullanıldığını açıklar. Hastanede Sam babasıyla yüzleşirken, Dean öfkesinden kaynaklanan enerjiyle bir bardağı kırar ancak aniden vücudu kalp krizi geçirdiği için yok olur. Dean'in ruhu, vücudunun üzerinde bir doğaüstü yaratık görür ve ona saldırır. Hayalet kaybolurken, Dean'in kalbi tekrar atmaya başlar. Dean, hastanede dolaşan başka bir ruh Tessa ile karşılaşır. Acil durum kodu verilirken, Dean daha önce gördüğü yaratığın tekrar ortaya çıktığını görür ve genç bir kızın öldüğünü fark eder. Bunun, ölenlerin ruhlarını alan bir ölüm meleği olduğunu anlar. John, Sam'e Dean iyileşene kadar hiçbir şey yapmayacağına dair söz vermesine rağmen hastanenin bodrum katına iner ve bir çağırma ritüeli gerçekleştirir. Sam bir Ouija tahtası aracılıyla Dean ile iletişim kurmayı başarır. Dean bir ölüm meleğinin peşinde olduğunu bildirir. Sam, John'un odasına koşar, ancak onu bulamayınca, ölüm melekleri hakkında bilgi edinmek için günlüğü alır. Dean omzunun üzerinden okur ve ölüm meleklerinin insan formuna bürünebileceğini okuduğunda Tessa'nın aslında ölüm meleği olduğunu anlar. Tessa Dean'in seçiminin ya bedensiz bir ruh olarak kalıp, avladığı intikamcı ruh türünden biri olmak ya da onunla birlikte bu dünyadan ayrılmak olduğunu açıklar. Bu sırada John, Sarı Gözlü İblisi çağırır. İblis, colt ve John'un hayatı karşılığında Dean'i kurtarmayı kabul eder. Dean, kararını Tessa'ya açıklamak üzereyken, Sarı Gözlü İblis Dean'in ruhunu bedenine geri döndürür. Dean, beden dışı deneyimini hatırlamaz. John ve Sam, Dean iyileşirken başucundadır ve her zamanki gibi tartışırlar. John, Sam'e tartışmaktan bıktığını söyler ve onu kendisine kahve getirmesi için gönderir. Sam yokken John, Dean'e onunla ne kadar gurur duyduğunu ve ailenin bakım yükünün her zaman Dean'e düşmesinden ne kadar pişman olduğunu söyler. Sam'e göz kulak olmasını istedikten sonra John, Dean'e onu şok eden bir sır fısıldar. Geri dönen Sam, John'u hastane odasının zemininde baygın halde bulur. Doktorun tüm çabalarına rağmen John kurtarılamaz.

 

* Tessa Dean’e eğer bir ruh olarak kalırsa delireceğini ve şiddete bile başvurabileceğini söylüyor ve kızgın ruhların nasıl doğduğunu sandığını soruyor. Bu Bleach adlı mangada dünyada kalan ve diğer tarafa geçemeyen ruhların zamanla canavarlaşmasını anımsattı. Ama geride kalan ve kötü olmayan ruhlar da vardı. Öldürülen kadının diğerlerini uyarmaya çalışması gibi. Burada çelişki oluyor.

* Tessa karakteri, Neil Gaiman'ın Sandman çizgi roman serisindeki ve ondan türetilen mini dizideki "Ölüm" karakterine bir gönderme.

* John'un sağlık sigortasındaki isim "Elroy McGillicuddy". Bu, "I Love Lucy" dizisine bir gönderme; "McGillicuddy", Lucy Ricardo'nun kızlık soyadı. Ayrıca, Agatha Christie'nin "4.50 from Paddington" (diğer adıyla "What Mrs. McGillicuddy Saw") romanındaki Elspeth McGillicuddy karakterine de bir gönderme olabilir.

* “Dean: Babam nasıl? İyi mi? Hadi, medyum olan sensin. Bana biraz hayalet fısıltısı falan ver!”  --- Ghost Whisperer adlı diziye gönderme.

* Hastanedeki anons sisteminden "Doktor Kripke'yi 237 numaralı odaya çağırıyoruz" anonsunu duyuluyor; bu, dizinin yaratıcısı Eric Kripke'ye ve aynı zamanda "The Shining" filmindeki 237 numaralı odaya bir gönderme.


* “Dude, I full on Swayze'd that mother.”  - 
Dean, Patrick Swayze'nin Ghost filmindeki rolüne atıfta bulunuyor. Burada Dean sinirle bardağı yere fırlattığında söylediği ifadede "Swayze" ifadesi, meşhur Ghost (Hayalet) filmindeki Patrick Swayze'nin seramik çarkı sahnesine gönderme yapan ve çok argolu/samimi bir Amerikan kalıbıdır.

* Yanni, "yeni çağ / new age" müzik tarzıyla tanınan Yunan besteci ve klavyecidir.

* “Tessa: Üçüncü Aşama: Pazarlık.” Tessa, yasın beş aşamasını tanımlayan Kübler-Ross modeline atıfta bulunuyor: İnkar, Öfke, Pazarlık, Depresyon ve Kabul. Yasın beş aşaması modeline veya Kübler-Ross modeline göre, ani bir farkındalık (şok) sonrasında ani yas yaşayanlar beş duygu aşamasından geçerler: inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul. Yaygın olarak kullanılsa da, teori ampirik olarak desteklenmemektedir.

* John, iblis çağırma ritüeli. Hangi iblisin geleceği nasıl tanımlanıyor? Bu arada bacağından vurulan bir adama göre fena yürümüyor.

* Ne zaman John iyi bir şeyler söylese Dean ve Sam’in endişelenmesi ve bir terslik olduğunu düşünmeleri

* “İblislerle anlaşma yapmak görülmüş şey değil” ama iblislerle bayağı bir anlaşma yapılıyor.

* “Dean: Sanırım yetmiş iki bakireyi pas geçeceğim, teşekkürler.”  Müslüman inancına göre, bir şehit savaşçı olarak ölürse ölümünden sonra 72 bakireyle evlendirileceği vaat edilir.

 

 

2.02 Everybody Loves a Clown


Dean ve Sam, babalarının ölüsünü yakarlar. Ona veda ederken Sam, Dean'e John'un son sözleri olup olmadığını sorar. Dean yalan söyleyerek hayır der. Bobby'nin yanında kalırken Dean, Impala'yı tamir etmekle meşgul olur ve John'un ölümünü konuşmayı reddeder. Sam, John'un cep telefonunda eski bir mesaj bulur ve mesajı gönderenin adresini bulurlar. Bobby'den bir araba ödünç alıp Harvelle's Roadhouse'a giderler. Burada, kardeşlerin şaşkınlığına göre babalarını tanıyan ve iblis konusunda bilgisi olan Ellen Harvelle ve kızı Jo ile tanışırlar. Roadhouse, avcıların sık sık uğradığı bir bardır ve Ellen'ın ölen kocası Bill de bir avcıdır. Ellen iblis konusunda kendisinin değil ama Roadhouse'un bir diğer müdavimi Ash’in yardım edebileceğini söyler. Ash'in, John'un Sarı Gözlü İblis hakkındaki araştırmasını analiz etmesini tamamlamasını beklerken, Sam Ellen’den bir av işi alır.  Bir sirk kasabadayken meydana gelen bir dizi cinayeti araştırmak için handan ayrılırlar. Ölümlerin yakınlarında bir palyaço görülmüştür. Sirkte iş bulurlar, ancak kederleriyle nasıl başa çıktıkları konusunda çatışmaya devam ederler. Küçük bir kızın, anne babasının göremediği bir palyaçoyu görmesiyle şüpheleri uyanınca, kızın evini gözetleyip, ona ateş ettikleri sırada ortadan kaybolan bir palyaçodan kızı kurtarmayı başarırlar. Sam, Ellen'ı arar ve Ellen, yaratığın pirinç bir hançerle öldürülmesi gereken bir rakşasa olduğunu söyler. Karnaval sahibi Bay Cooper'dan şüphelenen Sam ve Dean sirke geri dönerler. Gerçek suçlunun kör bıçak fırlatıcısı olduğunu anlarlar. Eğlence evinde Sam, orgdan aldığı pirinç bir boruyla rakşasayı öldürmeyi başarır. Kardeşler, Ash'in Sarı Gözlü Şeytan'ın görünüşlerini onlara bildirmek için bir bilgisayar programı kurduğu Roadhouse'a geri dönerler. Ellen onlara boş odasını teklif eder, ancak Bobby'nin evine geri dönerler. Bobby'nin evinde Sam, John'un ölümünü atlatamadığını itiraf eder ve Dean'in de atlatamadığını iddia eder. Sam uzaklaşırken, Dean eline bir lastik levyesi alıp öfke ve kederle Impala'ya vurarak parçalar.

* Sam, sirk sahibine okula gitmek istemediğini söylüyor. Dean Sam’e bunu gerçekten mi istediğini yoksa öylesine mi söylediğini soruyor. Sam’in avlanma işine sarılmasından ve babalarının ne istediğine önem vermesinden pek rahat değil. Sam hayatı boyunca babası ile  kavga ettiği için ve hatta ölmeden önce de tartıştıkları için pişman olduğunu ve yaptıkları şeylerin, avlanmanın, yeterli olmadığını söylüyor.

* “Dean: Hatırlayacağımı düşünmedin herhalde, değil mi? Yani, hadi ama, Ronald McDonald'ı televizyonda her gördüğünde hâlâ ağlamaya başlıyorsun.”    - Tahmin edileceği gibi Ronald McDonald, McDonald's fast-food restoran zincirinin maskotudur. Ve Sam’in  palyaçolardan korktuğunu öğreniyoruz.

*  Rakşasa : Hinduizmde insan etiyle beslenen bir iblis veya haksız ruhtur. Şekil değiştirebilir ve sihirbazdırlar; genellikle insan, köpek ve büyük kuş formlarında görünürler. Kendilerini görünmez hale getirebilirler ve davet edilmeden bir eve giremezler.

Rakşasa (şeytan) 1974 yapımı The Night Stalker adlı televizyon dizisinde yer alır (bölüm 11). Dizinin Konusu: Carl Kolchak, Chicago'da bir gazetenin muhabiridir. Tesadüf eseri, çoğu doğaüstü güçleri içeren cinayetleri araştırmaya başlar. Sonuç olarak, suçları haber yapmak yerine, onları çözer.

Ayrıca 7. Bölüm enerji yiyici. Bir hastanede geçer. Konusu çocukların yaşam enerjisini yiyen ve hatta Sam’e de saldırmış olan yaratığın olduğu bölüme uyuyor.

Kolchak: The Night Stalker (1974–1975) dizisinin tek sezonluk (20 bölüm) tam supernatural/yaratık rehberi:

1. The Ripper - Jack the Ripper (Karındeşen Jack): Süper insan gücüne sahip, insanüstü zıplayabilen ve kursun geçirmeyen olumsuz bir varlık.
2. The Zombie - Zombi (Haiti Voodoo Zombisi): Voodoo büyücüsü tarafından diriltilen, kemik kıran ve kurşun işlemeyen devasa bir ceset.
3. They Have Been, They Are... - Görünmez Uzaylı (Alien): Görünmez bir uzay gemisiyle gelen, hayvan ve insan kemik iliğiyle beslenen yaratık.
4. The Vampire -Vampir (Catherine Rawlins): Las Vegas'tan Los Angeles'a kaçan, kurbanlarının kanını emen klasik bir vampir.
5. The Werewolf - Kurtadam (Bernhard Steiglitz): Lüks bir yolcu gemisinde dolunay zamanı yolcuları katleden bir kurtadam.
6. Firefall  - Doppelgänger / Poltergeist: Bir orkestra şefinin kılığına girerek etraftaki insanları kendiliğinden alev aldırarak öldüren ruh.
7. The Devil's Platform - Diablero (Şeytanla Anlaşmalı Politikacı): Şeytan'a ruhunu satan, köpeğe dönüşebilen ve rakiplerini öldüren politikacı.
8. Bad Medicine - Diablero / Kizango Zuni: Şamanik güçlerle çakal ve ayılara dönüşebilen, zengin kadınların mücevherlerini çalan Kızılderili büyücü.
9. The Spanish Moss Murders - Pere Malfait (Bataklık Canavarı): Bir uyku araştırması deneğinin kabuslarından fırlayan, Yosun/Bataklık canavarı.
10. The Energy Eater - Matchemonedo (Ruh/Enerji Yiyici): Bir hastanenin temeline uyanan, elektrik ve insan enerjisiyle beslenen kadim bir ayı tanrısı/ruhu.
11. Horror in the Heights - Rakşasa (Rakshasa): Kurbanlarına en çok güvendikleri kişinin kılığına girip onları yiyen Hint iblisi.
12. Mr. R.I.N.G. - Yapay Zeka / Android (Mr. R.I.N.G.): Bilim insanlarını öldürüp hayatta kalmaya çalışan kontrolden çıkmış katil bir robot.
13. Primal Scream - Buz Çağı Hücre Yaratığı: Arktik'te donmuş hücrelerden laboratuvarda canlanan, primat benzeri devasa bir yaratık.
14. The Trevi Collection - Cadı (Witch - Madelaine Perkins): Moda dünyasını kontrol etmek için cansız mankenleri ve tılsımları kullanan güçlü bir cadı.
15. Chopper - Kafasız Motorcu (Headless Motorcyclist): Motorcu çetesindeki eski arkadaşlarının kafasını baltayla kesen headless (kafasız) hortlak.
16. Demon in Lace       - Sukkubus (Succubus): Erkek öğrencilerin bedenini ve kalbini durdurarak öldüren, antik bir Mezopotamya dişi iblisi.
17. Legacy of Terror - Mumu / Aztek Savaşçısı (Mummy): Genç kadınların kalplerini Aztek tanrısı Xiuhtecuhtli'ye kurban eden canlanmış bir Aztek mumyası.
18. The Knightly Murders - Canlı Zırh / Şövalye (Armored Knight): Müzede sergilenen ve gece canlanarak insanları orta çağ silahlarıyla avlayan bir Fransız şövalyesi zırhı.
19. The Youth Killer - Hekate / Gençlik Büyücüsü: Gençlerin hayat enerjisini çalarak kendini sürekli genç tutan antik Yunan kökenli bir kadın.
20. The Sentry - Kertenkele Yaratık (Lizardman): Yeraltı arşiv alanında yumurtalarını korumaya çalışan insansı/sürüngen bir kertenkele yaratık.

 

 

2.03 Bloodlust


Sam ve Dean bazı cinayetleri ve sığır ölümlerini araştırırken, son kurbanın bir vampir olduğunu keşfederler. Kız kardeşini bir vampir kaçırdığından beri vampir avlayan başka bir avcı olan Gordon Walker ile tanışırlar. Gordon, Sam ve Dean'i duymuştur ama yardım tekliflarini reddeder. Ancak Gordon'ı bir vampir saldırısından kurtardıktan sonra, Dean ve Gordon birkaç içki eşliğinde yakınlaşırlar. Gordon'dan hoşlanmayan Sam, otele dönerken Lenore liderliğindeki vampirler tarafından yakalanır. Lenore, insanları öldürmediklerini ve sadece sığır kanı içerek barış içinde yaşamaya çalıştıklarını açıklar. Zarar görmeden serbest bırakılan Sam, Dean'i vampirlerin gitmelerine izin vermesine ikna etmeye çalışır. Dean, doğaüstü olan her şeyin öldürülmesi gerektiğinde ısrar ederken, Sam görevlerinin kötülüğü durdurmak olduğunu savunur. Tartışma, Sam'in Dean'i Gordon'ı babalarının yerine koymakla suçlamasının ardından Dean'in Sam'e yumruk atmasıyla sona erer. Kardeşler, Gordon'ın Lenore'a işkence ettiği vampir yuvasını bulurlar. Dean ve Sam, Gordon'la tartışarak kız kardeşini öldüren vampirlerin aksine bu vampirlerin farklı olduğunu söylerler. Gordon, kız kardeşine saldıran vampirin onu öldürmediğini, aksine dönüştürdüğünü ve daha sonra onu avlayıp öldürdüğünü açıklar. Dean bu açıklamadan dehşete düşer. Gordon, Sam'in kolunu keserek Lenore'u saldırması için kışkırtmaya çalışır. Lenore, vampir içgüdülerine karşı koyabileceğini gösterince, Dean Gordon'ı alt eder ve Sam'in Lenore'u kurtarmasına olanak tanır. Sam  Lenore ile ayrıldıktan sonra Dean, Gordon'ı bağlar. Sam geri döndüğünde, Dean Sam'in haklı olduğunu kabul eder ve dünyalarının eskisi kadar siyah beyaz görünmediğini düşünür.

* Dean’in vampiri öldürdüğünde Sam’in duyduğu dehşet.

* Dean, Gordon’a açılır ve Sam için cesur bir yüz takındığını ve babasının ölümünün onu derinden etkilediğini itiraf eder. Gordon’un kendi kız kardeşini öldürmesi Dean’in belki de kendisinin de Sam’i öldürmek zorunda kalıp kalmayacağını düşündürmüş olmalı.

 * "Bloodlust", çılgın bir avcıyı konu alan 1961 yapımı aynı adlı filme bir göndermedir. Amerikan korku gerilim filmidir. Film, Richard Connell'ın 1924 tarihli "En Tehlikeli Oyun" adlı kısa öyküsünden uyarlanmıştır. Konusu, tropikal bir adayı ziyaret eden dört genç yetişkinin sadist bir avcının avı haline gelmesini anlatır.

* Sam ve Dean, aslında 1979'dan 2007'ye kadar yayınlanan ve sözde doğaüstü olaylarla ilgili haberler içeren, kalitesiz bir süpermarket gazetesi olan Weekly World News'ün gazetecileri kılığına girerler. Daha sonra 2.15 Tall Tales bölümünde buna bir gönderme yapılacaktır.


* Morg görevlisinin isim etiketinde "J. Manners" yazıyor. Bu, dizinin yapımcısı Kim Manners'a bir gönderme. Muhtemelen onunla Dean arasındaki diyalog da bir başka gönderme: Dean "John...?" diyor ve görevli "Jeff" diye cevap veriyor. Jeffrey Dean Morgan, John Winchester'ı canlandırıyor.

 * Dean ve Ellen tarafından Kuzuların Sessizliği filmine göndermeler vardır. ("Put the lotion in the basket."  "Yeah, and Hannibal Lecter is a good psychiatrist.")

 

“Dean: Sleep all day, party all night. “   - 1987 yapımı vampir filmi Kayıp Çocuklar'ın (The Lost Boys) sloganının bir parçasıdır.

* Chachi ismi, Happy Days adlı sitkomdaki Chachi Arcola karakterine bir göndermedir.

Lenore'un adının, Gottfried August Bürger'in 18. yüzyılda yazdığı vampirlerle ilgili şiirdeki vampirden esinlenerek verilmiş olması muhtemeldir. "Lenore", ilk vampir öykülerinden biriydi ve Bram Stoker'ın Dracula romanını etkilemiştir. Bu bölümdeki vampirler, popüler kültürdeki diğer birçok vampir gibi hayvan kanıyla beslenirler; bunlar arasında Edward Cullen (Alacakaranlık), Louis de Pointe du Lac (Vampirle Röportaj), Angel (Buffy the Vampire Slayer/Angel) ve Stefan Salvatore (Vampir Günlükleri) yer almaktadır.

 

 

2.04 Children Shouldn't Play with Dead Things

 

 

Sam'in ısrarı üzerine kardeşler, annelerinin mezarını ziyaret etmek için Greenville Mezarlığına giderler. Sam, John'un künyesini oraya gömer. Dean, yakınlardaki bir mezarın etrafında ölü bitki örtüsünden oluşan bir daire fark eder. Mezar, yakın zamanda bir trafik kazasında ölen Angela Mason adlı bir kıza aittir. Dean, doğaüstü bir şeyin iş başında olabileceğinden şüphelenir ama Sam, bu ilgisinin Dean'in babalarının ölümünden duyduğu acıyla başa çıkma konusundaki sürekli direnişinin bir parçası olduğunu iddia eder. Sonuçta (her zamanki gibi önce tartışıp sonra) Sam, Angela'nın ölümünü araştırmayı kabul eder. Ancak Angela'nın babasını ziyaret etmeleri neler olup bittiğine dair herhangi bir ipucu vermez. Sam ile bir tartışmanın ardından Dean, tek başına Angela'nın dairesine gider. Oda arkadaşı Lindsey, sadece Angela'nın ölümü yüzünden değil, aynı zamanda Angela'nın erkek arkadaşı Matt Harrison'ın da ölümü yüzünden perişan durumdadır. Matt'in önceki gece kendi boğazını kestiği söylenmektedir. Dean, Angela'nın günlüğünü karıştırır ve günlükte Angela'nın Neil adında bir sırdaşı olduğu ortaya çıkar. O ve Sam, Neil'i ziyaret ederler ve Neil, Angela'nın Matt'in onu aldattığını öğrendiğini açıklar. Angela'nın mezarına geri dönen Sam ve Dean, tabutu açtıklarında boş olduğunu görürler ve içine Yunan sembolleri kazınmıştır. Klasik edebiyat profesörü olan babasının onu diriltmek için bir ritüel düzenlemiş olabileceğinden şüphelenerek onu tekrar ziyaret ederler. Dean, Dr. Mason'a karşı agresif ve öfkeli davranır. Sam'in kontrolünü kaybettiği yönündeki suçlamalarını reddetmeye devam eder. Dean profesörün öğrencisi olduğunu öğrendikleri Neil'in günlükten Angela'ya aşık olduğunu okuyunca onu bir zombi olarak canlandırmış olabileceğine karar verir. Neil'in evine döndüklerinde kimseyi bulamazlar. Evde yakın zamanda doğaüstü bir varlığın izleri vardır. Angela'nın erkek arkadaşıyla ilişki yaşadığı için suçlu bulunan Lindsey'i Angela'nın öldürmesinden kurtarmak için tam zamanında Angela'nın dairesine dönerler. Angela kaçar. Sam ve Dean, Neil'i bulur ve Angela'yı ölüme geri döndürme planları olduğunu açıklarlar. Angela bunu duyar ve onlar gittikten sonra Neil'i öldürür. Kardeşleri mezarlığa kadar takip eder. Mezarlıkta Sam onu ​​ mezarına doğru çekerken Dean onu tabutunun içine itip kazığı saplar. Kasabadan ayrılırlarken ıssız bir dağ yolunda Dean arabayı durdurur. Sam'den davranışlarından dolayı özür diler. Dean üzgündür çünkü John'un hayatını ve coltun kaybolmasının nedeninin kendi hayatı karşılığında takas ettiğine inanmaktadır ve John'un ölümünden sorumlu olma duygusuyla başa çıkmakta zorlanmaktadır. 

* Sam’in neden Dean’in mezarlıkta doğaüstü bir olay olduğunu ve araştırmak istemesine karşı çıkmasını anlamıyorum. Her seferinde ya biri ya diğeri birinin bulduğu olağanüstü işe karşı çıkıyor. Önceki bölümde kendisi avlanmak için çok ısrarcıyken hem de

Bu bölümün başlığı, aynı adı taşıyan 1972 yapımı zombi filmine bir göndermedir.

   
* Başta zincir kolye tişörtün altında Dean, Angela Mason'ın mezarının yanındaki kuru alanı incelerken, boynunda her zamanki muskasıyla birlikte gümüş bir zincir kolye görülüyor. Kamera mezar taşını incelediği sahneye geçtiğinde ise kolye tekrar tişörtün içinde ve bölüm boyunca da görünmüyor.

* Dean, Lindsey'e kendini "Alan Stanwyk" olarak tanıtır. Alan Stanwyk, 80'li yılların komedi filmi Fletch'teki bir karakterin adıdır.

* Dean kızın babası ile konuşurken Pet Sematary’i görmedin mi diyor. Pet Sematary Stephen King’in romanı ve filmine göndermedir. Acı içindeki bir baba, küçük oğlunun cesedini eski bir Hint mezarlığına gömer ve ceset zombi olarak geri döner.

Bir diğer gönderme, en ünlüleri Night of the Living Dead ve Dawn of the Dead olan birçok zombi filminin yönetmeni George A. Romero. Romero, zombileri yalnızca kafa vuruşuyla durdurabilme gibi modern zombi kurallarının çoğunu yaratmıştır.

* Yine Dean’in bahsettiği Duckie, Pretty in Pink filmindeki Duckie karakterinin en iyi arkadaşı Andie'ye duyduğu özleme bir göndermedir.

* Bölümün sonunda Sam, Angela ile kavgasından sonra "Sanırım elimi kırdı" diye yakınıyor. Bu sahne, Jared Padalecki'nin önceki bölümün çekimleri sırasında bileğini kırması üzerine senaryoya eklenmiş. Bu nedenle Sam, 2.05 Simon Said bölümünden 2.11 Playthings bölümüne kadar sağ kolunda alçıyla görülüyor. Bölüm çekimleri tamamlanana kadar da tedavi olmamış.

 

2.05 Simon Said

 

 
Sam, bir adamın intihar ettiğini gördüğü rüyanın ardından, Dean ile birlikte Harvelle's Roadhouse'a gider ve Ash'ten yardım ister. Sam'in vizyonunda gördüğü bir otobüsün logosunu kullanarak, Ash, vizyonundaki olayların Oklahoma, Guthrie'de gerçekleştiğini belirler. Sam, Ash'ten 1983 yılında bir kreşte çıkan yangınla ilgili herhangi bir kayıt olup olmadığını araştırmasını ister. Ash, Andy Gallagher'ın altı aylıkken annesini bir yangında kaybettiğini, bunun da Sam'in kendi geçmişiyle yakın bir paralellik gösterdiğini bulur. Jo, onlarla gitmek ister ama Dean reddeder. Guthrie'ye vardıklarında, Sam ve Dean Andy'yi bulurlar. Dean onu gözlem altında tutarken, Sam vizyonunda gördüğü adamı takip eder. Sam, olayları durdurmayı başarsa da adam bir otobüsün önüne atlar ve ölür. Andy, zihin kontrolü gücünü kullanarak Dean'den Impala'yı alır ve daha sonra Dean'in kendisi ve Sam'in ne yaptıkları hakkında doğruyu söylemesini sağlar. Ancak Sam, Andy'nin gücüne karşı bağışıklıdır ve onu sorgulamaya başlar. Bu sırada, bir kadının kendini benzinle ıslatıp ateşe verdiği bir başka vizyon görür. Sam, Andy ile konuşurken, Dean polis sirenlerinin sesini takip eder ve Sam'in öngördüğü şekilde bir kadının öldüğüne tanıklık eder. Ev yangınında ölen kişinin Andy'nin onu evlatlık alan annesi olduğunu keşfettiklerinde, Andy'nin biyolojik annesinin kendini ateşe veren kadın olduğunu ve Ansem adında bir ikiz kardeşi olduğunu keşfederler. Ansem'in aslında Andy'nin tanıdığı Weber adında bir adam olduğu ortaya çıkar. Ansem, Andy'yi bulmuş ve Andy için önemli olan insanları öldürmeye başlamıştır. Andy'nin eski kız arkadaşı Tracy'yi öldürmek üzereyken Sam ve Andy onunla yüzleşir. Ansem bunları ona Sarı Gözlü Adamın yapmasını istediğini söyler. Ansem tam Dean'i kendini vurmaya zorlayacakken, Andy onu öldürür. Sam, kendisi gibi yeteneklere sahip çocukların katil olmaya mahkum gibi görünmesinden dolayı üzgündür. Roadhouse'a döndüklerinde, Ellen onlarla yüzleşerek Sam'in hakkındaki gerçeği açıklamaya zorlar. Ayrıca rahatsız edici bir haberi de açıklarlar: Ansem altı aylıkken evde yangın çıkmamıştır. Bu daha önce Sam gibi durumdaki çocuklar için kurdukları teoiriyi bozar ve tüm Özel Çocukları takip etmelerini imkansız hale getirir.

 
* Andy, insanları kontrol edebiliyor ama adam sizi içeri almamam gerekirdi diyor ve Sam ve Dean çoktan dosyaları karıştırıyorlar. Adam itiraz etmek için geç kalmamış mı? Hatta bu durumda itiraz bile etmemesi gerekir. 

Andy'nin minibüsünün plaka numarası "RU-OBI-1" veya "Sen Obi Wan mısın? (are you obi wan?)" anlamına geliyor. Obi-Wan Kenobi, hem telekinezi hem de zihin kontrolü (Jedi zihin oyunları) için Gücü kullanabilen bir Star Wars karakteridir.

"Dean: Şey, anlaşılan burnunu oynatarak sihir yapamıyor…”    - Bu, "Bewitched" dizisindeki Samantha Stephens karakterine bir gönderme; o da sihir yapmak için burnunu oynatmak zorundaydı.

* “Dean: … işte bu muhteşem. Ama tam olarak bir seri katilin inine benzemiyor. Duvarlarda palyaço resimleri ya da kurbanların fotoğraflarına saplanmış makaslar yok…”    - Hapishanede palyaço resimleri çizen seri katil John Wayne Gacy'ye gönderme.

* “Andy: Bunlar aradığınız droidler değil.”    - ilk Yıldız Savaşları filminden bir gönderme. Bu sözler, Obi-Wan Kenobi ve Luke Skywalker Mos Eisley kasabasına girmeye çalışırken bir güvenlik görevlisine Jedi zihin hilesi yaparken Obi-Wan Kenobi tarafından mırıldanılır.

 

 

2.06 No Exit

 

 

Dean ve Sam, Harvelle's Roadhouse'a vardıklarında kendilerini Ellen ve Jo'nun arasındaki hararetli bir tartışmasının ortasında bulurlar. Jo, Philadelphia'da potansiyel bir vaka keşfetmiştir ve Ellen kızının avlanmasına karşı çıkmaktadır. Sonunda Jo, apartmanda sarışın kızların kaybolduğu vakayı Winchester kardeşlere verir. Kardeşler son kurbanın dairesinde, güçlü doğaüstü bir olayın işareti ektoplazma bulurlar. Binayı araştırırken onları takip eden Jo ile karşılaşırlar. Jo, Ash'in Ellen'ın nerede olduğunu bilmemesi için sahte bir iz bıraktığını açıklar. Sam binanın bir kısmını gözetlerken, Jo ve Dean diğer kısmı EMF metreleriyle tarayarak doğaüstü bir durum olup olmadığını ararlar. Dean, hayatında başka seçenekleri varken avcılığı takip ettiği için onu eleştirirken tartışırlar. Jo'nun EMF metre cihazı aktivite kaydetmeye başlar ve bir duvar havalandırmasında kurbanlardan birine ait bir tutam saç bulurlar. Aynı anda başka bir kadın kaçırılır. Apartman binasının, Amerika'nın ilk seri katili Dr. H.H. Holmes'un idam edildiği yerin üzerine inşa edildiğini ve Holmes'un son kurbanını gizli bir odada tutuyor olabileceğini keşfederler. Gizli odayı ararken Jo, H.H. Holmes'un ruhu tarafından yakalanır. Sam ve Dean, Jo'nun nerede tutulduğunu anlamaya çalışırken, Ellen arar ve Jo'nun onlarla birlikte Philadelphia'da olduğunu anlar. Dean, Jo'nun kaçırıldığını itiraf eder ve Ellen ilk uçakla oraya gideceğini söyler. Sam, ruhun kurbanlarını apartman binasının altındaki eski bir kanalizasyon sisteminde tutuyor olabileceğini anlar. Jo, önceki kurban Teresa ile birlikte gerçekten de orada tutulmaktadır. Babasının demir bıçağıyla ruhu uzak tutmayı başarır. Sam ve Dean onları bulur ama ruhu tuzağa düşürmek için Jo, yem görevi görür. Dr. H.H. Holmes yeniden ortaya çıktığında, bir yeraltı odasının çevresini tuzla kaplayarak onu içeri hapsederler. Ek bir önlem olarak Dean, ruhu hapsettikleri odayı çimento ile kapatır. Ellen, Winchister kardeşler ve Jo ile Roadhouse'a uzun, rahatsız bir yolculuk yaparlar. Kardeşlerin Jo'yu tehlikeye attığı için öfkelenen Ellen, Jo'ya babasının John Winchester ile avlanırken John yüzünden öldüğünü açıklar.


* Bölüm, Fransız varoluşçu yazar Jean-Paul Sartre'ın "Huis Clos" (Çıkış Yok) adlı oyunundan adını almıştır. Bu oyundan en bilinen replik "Cehennem... diğer insanlardır." şeklindedir. Oyunda, üç kişi işkence görmeyi bekleyerek penceresiz bir odaya kilitlenir. Kimse gelmez, ancak birbirlerinin günahlarını, karanlık sırlarını ve düşüncelerini kurcalayarak birbirlerine işkence ederler.

* Dean Katie Holmes demesi: Katie Holmes'un erkek arkadaşı Tom Cruise'un mensup olduğu Scientology dinine ilgi göstermeye başlaması birçok kişi tarafından olumsuz karşılandı. Bazıları onun bu dine zorlandığını veya "beyninin yıkandığını" öne sürdü.

Stay Puft Marshmallow Man, Ghostbusters filminde kurgusal Stay Puft Şirketi'nin maskotuydu.

Dean, gizli bir havalandırma deliğinin bulunması üzerine Jo'ya "Mazel Tov" diyor. Jo karakterini canlandıran oyuncu Alona Tal İsrailli. Mazel tov, Türkçe karşılığı olarak “tebrikler, kutlarım veya iyi şanslar” anlamlarına gelen İbranice kökenli bir kutlama sözüdür.

Sam, H.H. Holmes hakkında araştırma yaparken, ölü bir kadının eski bir fotoğrafı gösterilir. Bu fotoğraf aslında Holmes'ün kurbanlarından biri değil, Jack the Ripper'ın kurbanlarından Elizabeth Stride'a aittir.

 

* Kızın bıçakla oynayışı çok yapmacık değil mi? Gözümüze sokuyorlar. Bunun Dean’le aralarında geçecek konuşma için yapıldığı açık. Bıçağı Dean’e uzattığında ise onun babasının olduğu belliydi. Neyse ki bıçağı saldırgana karşı kullanıyor.

* Jo'nun hücre kapısından Teresa ile konuştuğu sahne, 1997 yapımı Kiss the Girls filmindeki bir sahneyi anımsatıyor; filmde Dr. Kate McTiernan evinden kaçırıldıktan sonra uyandığında kendini yer altı bir hücrede kapana kısılmış bulur ve hücre kapısından yardım çağrısında bulunur; bu çağrıya diğer tutsak kadınlar yanıt verir.

 Sam, Dean ve Jo'nun H.H. Holmes'un hayaletini yer altına betonla kapatması, gerçek hayattaki karşılığını yansıtıyor. İdamından önce Holmes, olası mezar hırsızlarını caydırmak için tabutunun betonla doldurulmasını vasiyet etmişti. Sam, Holmes'un hayaletinden kurtulmanın ne kadar zor olacağını tartışırken bundan bahsediyor.

Bu bölüm, Winchester kardeşlerin kötü şöhretli bir seri katilin hayaletiyle ilk kez karşı karşıya geldiği bölüm olma özelliğini taşıyor.

 

 

2.07 The Usual Suspects

 

Baltimore'da Sam ve Dean, avukat Tony Giles'ın cinayetini araştırırlar. Giles, ofisinde öldürülmüştür. Güvenlik kameraları odaya giren veya çıkan kimseyi göstermemektedir. Eşi Karen ile görüşürler ve Karen, kocasının ölümünden önceki gece bir kadınla ilgili bir kabus gördüğünü söyler. Ofise giren Sam ve Dean, üzerinde tekrar tekrar "danashulps" yazılı bir çıktı bulurlar ve bunun bir isim olduğunu varsayarlar. Sam bilgisayara sızmak için kalırken, Dean geri dönüp Karen'a bu ismin bir anlam ifade edip etmediğini sormaya karar verir. Karen evinde birini görür ve 911'i arar. Dean geldiğinde, Karen'ı kan gölü içinde ölü bulur ve yanında üzerinde "danashulps" yazılı bir kağıt yığını vardır. Bileklerindeki morlukları incelemek için eğildiğinde, polis içeri girer ve Dean'i tutuklar. Sam motel odalarında tutuklanır ve polis karakolunda ikisi ayrı ayrı sorgulanır. Dean hakkında uzun bir polis kaydı vardır. Dedektif Diana Ballard, Sam ile görüşür ve Sam ona Tony'nin babalarının eski bir arkadaşı olduğuyla ilgili bir hikaye anlatır. Dedektif Ballard, Sam'i Dean'in cinayetlere karıştığını itiraf etmeye ikna etmeye çalışır. Bu arada Dedektif Pete Sheridan, Dean'in suçlu olduğuna ikna olmuş durumdadır. Dean ve Sam kağıtta yazan kelime üzerinde düşünmektedirler ve onun bir isim olmadığını fikrine varırlar. Avukat geldiğinde Dean onunla konuşmak yerine kağıt-kalem isteyerek "danashulps" kelimesi üzerinde çalışmaya başlar. Avukat, bu kelimenin oluşturduğu kelimelerden "Ashland"ın yakındaki bir sokak olduğunu belirtir. Dean, avukattan Sam'e bir not götürmesini ister. Dean, itiraf etmek istediğini açıklayarak tüm polis dikkatini üzerine çeker. Cinayetleri itiraf etmez, ancak bir hayaletin sorumlu olduğunu ve "danashulps" kelimesinin ondan gelen bir mesaj olduğunu söyler. Tahmin edileceği gibi, polis onun zamanlarını boşa harcadığına inanır. Bu da Sam'in kaçması için zaman kazanmasını sağlar. Dean tekrar kelepçelenir. Bu sırada, "danashulps" kelimesi Ballard'ın bilgisayar ekranında belirir ve boğazı kesilmiş bir kadının hayaletini görür. Dean ile konuşmak için geri döndüğünde, Dean onun bileklerinde Karen'da gördüğüne benzer morluklar olduğunu görür. Doğaüstü bir şey gördüğünden şüphelenir ve Sam'den yardım istemesini söyler. Birlikte, Ballard ve Sam, gördüğü kadının, polis muhbiri olarak çalışan bir eroin satıcısı olan Claire Becker olduğunu tespit ederler. Sekiz veya dokuz ay önce ortadan kaybolmuştur. Ancak en son 2911 Ashland Caddesinde görülmüştür. Sam, Diana'ya cinayetleri durdurmak için cesedini bulup yakmaları gerektiğini açıklar. Sam ve Diana, Ashland'deki bir binayı ararken, Claire tekrar ortaya çıkar ve onları cesedinin duvarda saklı olduğu yere yönlendirir. Sam, hayaletin onları neden cesedine götürdüğüne anlam veremez. Diana, Claire'in Pete'in ona verdiğiyle aynı olan bir kolye taktığını görür. Sam, Claire'in intikamcı bir ruh değil, öldürülecek insanları uyarmaya çalışan bir ölüm alameti olduğunu anlar. Diana, Sam'e birkaç yıl önce polis karakolundan bir miktar eroinin kaybolduğunu söyler. Pete'in onu çaldığından ve Claire'i kullanarak sattığından şüphelenir. Pete'in katil olduğunu düşünürler. Pete, Dean'i polis karakolundan alıp ormana götürmüş ve onu öldürmeyi planlamıştır. Sam ve Diana, aracı takip eder ve Pete'in Dean'in başına silah dayadığı anda olay yerine gelirler. Pete, Claire'i kendisini ihbar edeceği için öldürdüğünü, ardından para aklama işini halleden Tony'yi panikleyip konuşacağı için, Karen'ı de birşeyler bildiğini düşündüğünden öldürdüğünü itiraf eder. Pete, Diana'yı suçları Dean'in üzerine yıkabileceğine ikna etmeye çalışır. Ancak Dean'i vurmak üzereyken Diana onu vurup yaralar. Pete onu silahsızlandırdığında Claire'in hayaleti belirir ve dikkatini dağıtarak Diana'nın yedek silahını çekip onu öldürmesine yetecek kadar zaman kazandırır. Diana, kardeşlerin gitmesine izin verir ve onların dışarıda doğaüstü güçlerle savaştığını bilmenin kendisini daha güvende hissettireceğini söyler.

* Cinayetleri dedektif işliyor ama hiç iz yok. Kurbanlar hayaleti görüyor ama katil bu gariplikleri fark etmiyor mu hiç? Ve hayaletin arkada bıraktığı izler. Kağıtlarda sürekli aynı şekilde yazılmış yazılar nasıl dikkat çekmez. Ayrıca hayalet tüm bunları yapabiliyor niye katilin kim olduğunu ne olduğunu yazmıyor.

* Kim cinayet ortamında böyle parmak izi bırakır ki? Neden öyle ölünün elini avuçlayıp parmak izi bırakıyorlar. Bir yere yasa dışı girdiklerinde de kendi evlerindeymiş gibi dolanıyorlar. İnsan eldiven filan giyer.

* Ölen kadının en son adı geçen sokakta göründüğü ifade ediliyor. Ama dedektif ve Sam bir depoda arama yapıyorlar. Belki camdaki yazıyı dışarıdan görüp içeri girselerdi daha inandırıcı olurdu.

* Bölümün adı, kendisi Casablanca filminden bir cümleden alıntı olan The Usual Suspects adlı filme göndermedir. Hikaye, polis sorgusu esnasında geçmiş görüntülere gidip gelmesiyle filmle benzerlik gösterir.

* Mulder ve Scully The X-Files dizisinin başrol karakterleri. Supernatural’da bolca kullanılır.

* “Dean: Şey, sürekli çalışmak ve hiç eğlenmemek Jack'i sıkıcı bir çocuk yapar.”    - Dean ve Sam, defalarca yazılmış "danashulps" kelimelerinin yer aldığı bir çıktı sayfasına bakarken, bu, Jack Nicholson'ın "The Shining" filmindeki karakterinin yüzlerce sayfa boyunca yazdığı ünlü ifadeye bir göndermedir.

 * Hem Sam hem de Dean, avukatlarına "Matlock" diye seslendiyor. Matlock, 1980'lerin sonu ve 1990'ların başlarında yayımlanan bir hukuk dizisiydi ve "Matlock" dizinin odak noktası olan savunma avukatının adıydı.

Dean, Dedektif Sheridan'a "Ponch" diye hitap eder; bu, onun CHiPs dizisindeki Eric Estrada'ya benzemesine bir göndermedir.

Dean'in Sam'e yazdığı notta ona "Hilts" diye hitap edip "McQueen" olarak imzalaması, Steve McQueen'in baş karakter Kaptan Hilts'i canlandırdığı Büyük Kaçış filmine bir göndermedir. Bu, büyük olasılıkla kardeşlerden birinin oyalanarak diğerine "büyük kaçış" için yeterli zaman kazandıracağı anlamına gelen bir şifredir.

 *  Time Life. Bilinmeyenin Gizemleri  / Mysteries of the Unknown. Bak.”

* Time Life kitap, müzik ve film satan bir market olarak bilinir. Mysteries of the Unknown, paranormal hakkında bir kitap serisi.

Sam ve Dean'in sarı sayfalardan ilk oteli seçip kullandıkları isim "Jim Rockford" The 70li yıllarda Rockford Files adlı bir özel dedektif serisinin karakteridir. Ayrıca Dedektif Diana Ballard, Sam'i Aardvark Motel'de bulur. "Aardvark" kelimesi, İngilizce bir sözlükte "A" harfinden sonra gelen ilk kelimedir.

* Dean'in sondaki "tanıdık geliyor" yorumu ve "bezelye çorbası"ndan bahsetmesi, konuk oyuncu Linda Blair'e ve en çok bilinen filmi olan “Şeytan Çıkarma”ya bir göndermedir; filmde Blair'in canlandırdığı, şeytan tarafından ele geçirilmiş genç kız karakteri bir noktada bezelye çorbası kusar.

Bu, canavarların insan olduğu bugüne kadarki altı bölümden biridir; diğerleri 1.15 The Benders, 4.11 Family Remains, 9.15 thinman, 11.08 Just My Imagination ve 13.11 Breakdown'dur.


 

2.08 Crossroad Blues

 

1930 yılında Mississippi, Rosedale'de Robert Johnson, gelmiş geçmiş en büyük blues gitaristi olmayı dileyerek bir yol kavşağında bir iblisle anlaşma yapar. Ağustos 1938'de Mississippi, Greenwood'da Robert Johnson, Lloyd's Bar'da blues gitarı çalarken dışarıdan bir ses duyar ve kaçar. Peşinden koşan köpeklerin sesini duyar ve bir eve sığınır. Kısa süre sonra ölmek üzereyken bulunur ve peşindeki siyah köpekler hakkında sayıklar. Günümüzde Sam ve Dean, tasarladığı bir binadan atlayarak intihar eden mimar Sean Boyden'ın davasını araştırmaktadırlar. Daha önce binada bir köpek gördüğünü bildirmiştir. Bunun doğaüstü bir siyah köpek olabileceğini düşünen kardeşler, olayı araştırmaya karar verir ve Architectural Digest yazarları kılığında Sean'ın ortağıyla röportaj yaparlar. On yıl önce Lloyd's adlı bir barda barmen olarak çalışırken aniden büyük bir yetenek gösterip bir gecede başarıya ulaştığını keşfederler. Dean ve Sam, son zamanlarda bölgedeki siyah köpeklerle ilgili tüm şikayetleri araştırmaya başlarlar. Genç yaşta baş cerrah olan Dr. Silvia Pearlman'ın evinde, hizmetçisi raporu doğrular ve doktorun birkaç gün önce beklenmedik bir şekilde ayrıldığını ekler. Bir otel odasında, doktor görünmez bir köpek tarafından saldırıya uğrarken çığlık atar. Sam ve Dean, doktorun bir fotoğrafın arkasında adı yazan Lloyd's Bar'a giderler. Barın olduğu yerdeki kavşak, çağırma ritüellerinde kullanılan bir bitki olan civanperçemi ile çevrilidir ve merkezinde, bir şişe mezarlık toprağı, siyah kedi kemikleri ve George Darrow'un fotoğrafını içeren bir teneke bulurlar. Siyah köpeklerin aslında bir iblisle yapılan anlaşmaların bedeli olarak ruhları toplayan cehennem köpekleri olduğunu anlarlar. Kardeşler, on yıl önce bir iblis çağırdığını ve sanatsal yetenek karşılığında bir anlaşma yaptığını itiraf eden ressam George Darrow'u ziyaret ederler. Anlaşmadan sonra iblis bir hafta boyunca Lloyd's Bar'da kalmış ve başkaları ile de anlaşmalar yapmıştır. Evan Hudson, Sam ve Dean'e karısını kanserden ölmekten kurtarmak için iblisle bir anlaşma yaptığını itiraf eder. Dean, gidip kavşak iblisini çağırmayı ve onu göndermeyi önerirken, Sam de Evan'ı koruyacaktır. Sam bu plana şüpheyle yaklaşır; Dean'in niyetinden şüphe duymaktadır. Dean, yol kavşağı iblisini çağırır ve onu, şeytan tuzağının üzerine park edilmiş Impala'ya çekmeye çalışır. İblis tuzağı fark edince, Dean’e onu öldürmek yerine babasının onun için öldüğünü bilmenin acısını çekmesini izlemenin daha iyi olduğunu söyler. John'u geri getirmek karşılığında Dean'in ruhunun on yıl sonra almayı teklif eder. Dean'in anlaşmayı yapacağı sırada, yol kavşağı iblisi, altında durduğu su kulesine çizilmiş başka bir şeytan tuzağının altında olduğunu fark eder. İblis, Dean'in Evan Hudson'ın hayatı karşılığında özgürlüğünü verme teklifini reddeder. Bu yüzden Dean ayin işlemine başlar. Sam ve Evan ise cehennem köpeğinden kaçınmaya çalışırlar. İblis Evan'ın anlaşmasını bozar ve cehennem köpeğini geri çeker. Dean başlangıçta şeytan çıkarma işlemine devam etmeyi düşünse de bunun yerine anlaşmasına sadık kalır ve şeytan tuzağını kırar. Şeytan, John'un kaderi hakkında ona alaycı sözler söyler ancak Dean ona bir şey yapamadan şeytan etten bedeninden kaçar ve geride şaşkın bir genç kadın bırakır. Impala'ya geri döndüklerinde Sam ve Dean, babalarının yaptığı anlaşma hakkında konuşurlar. Dean kendini buna layık görmez ve Sam onu ​​aksine ikna etmeye çalışırken, Dean'e yol ayrımındaki şeytanın teklifini kabul etmeyi düşünüp düşünmediğini sorar. Dean cevap vermez.

 
* Kardeşler için her duygusal bölümün sonunda neden hep Dean’e kameraya baktırıyorlar acaba. (Sam Dean’den iblisle anlaşma yapma konusunda ciddi olup olmadığını sorduktan sonra)

   
2.2  / 2.3  / 2.4 (tamam burada aslında annesinin mezarına dönüp bakıyor ama bakış açısı kamera)  / 2.3 (Acımasızca bir vampiri öldürdükten sonra kamera üzerinden Sam’e bakışı)

"Crossroad Blues" başlığı, Robert Johnson'ın aynı adlı şarkısından alınmıştır. Robert Johnson, bu bölümün başında, cehennem köpeklerinin sesini duyup iblisi görünce paniğe kapılmadan önce bu şarkıyı seslendiriyor. Şarkı ayrıca Robert Johnson'ın yol ayrımındaki iblisle anlaşma yaptığı sahnede de çalıyor. Bu şarkı daha sonra klasik rock grubu Cream tarafından Crossroads  adı ile yeniden yorumlandı.

* Lloyd's Bar, Jack'in "Tanrım, bir içki için her şeyi verirdim. Sadece bir bardak bira için lanet olası ruhumu bile verirdim" demesinin ardından ortaya çıkan barmen "Lloyd"a bir gönderme olabilir. Ayrıca, Robert Johnson efsanesinden esinlenen 1986 yapımı "Crossroads" filmine de bir gönderme olabilir. O filmde Johnson'ın kavşağının yanındaki barın adı "Lloyd's bar & grill"dir.

* “Dean: Dostum, ben Dillinger gibiyim ya da öyle bir şey.”  John Dillinger, tehlikeli bir suçlu olarak kabul edilen Amerikalı bir banka soyguncusuydu. 1930'lardaki faaliyetleri, FBI'ın daha da gelişmesine katkıda bulundu. John Dillinger'ın maceraları ve kolluk kuvvetlerinin onu yakalama çabaları, 2009 yapımı "Public Enemies" filminin konusu oldu.

* Dean’in gösterdiği köpek resmi Nors mitolojisindeki fenrirdir. Yok edici güçleri çok tehlikeli olduğundan tanrılar tarafından hapsedilmiştir.

* Bu, gözleri kırmızıya dönen ve bir yol kavşağı iblisi olduğunu gösteren, ele geçirilmiş biriyle tanıştığımız ilk bölüm. Bu bölümdeki yol kavşağı iblisi, ilk çağrıldıktan sonra yaklaşık bir hafta boyunca Lloyd'un barında kalıyor ve diğerlerini anlaşmalar yapmaya ikna ediyor.

* Dr. Silvia Pearlman'ın kaldığı otel, Sherlock Holmes'ün "Baskerville'in Köpeği" öyküsüne gönderme yapan Baskerville Motel'dir; bu öyküde şiddet yanlısı, görünüşte doğaüstü bir köpek yer almaktadır. Sam ve Dean'in bu vakadaki ilk teorileri, siyah bir köpek aradıkları yönündedir.

* “Dean: …Kimse başlarına silah dayayıp "Hadi Anlaşma Yapalım" oynamaya zorlamadı.” Let's Make a Deal / Hadi Anlaşma Yapalım" 60'larda başlayan bir televizyon yarışma programı.

* “Dean: Gerçi bu ev muhtemelen MTV Cribs'te sıradaki ev olmayacak, değil mi?”  MTV Cribs, ünlülerin evlerine bir bakış sunan bir reality programı.

 

2.09 Croatoan


 Sam, Dean'in sandalyeye bağlı bir adamı öldürdüğüne dair bir vizyon görür ve bu onları Oregon'daki River Grove'a götürür. (bu vizyonların iblisle ilgili olduğunu bildikleri halde niye gidiyorlar ki, iblisin kurallarına göre hareket etmek yerine karşı gelseler ya). Sam ve Dean, Sam'in vizyonundaki adamı aramaya koyulurlar. Sam, yol kenarındaki bir telefon direğine kazınmış "CROATOAN" kelimesine rastladığında Roanoke Kolonisi'nin hikayesini hatırlar. Bu onu şüpheye düşürür ve yardım istemeye karar veirler ancak telefonlarının çekmediğini ve iletişim hatlarının kesildiğini keşfederler. Aradıkları adamın evine gittiklerinde baba-oğulun cevaplarından şüphelenirler. Anneyi onlardan kurtarırlar ve onu sağlık merkezine götürürler. Kadın kocası ve oğlunun ona saldırdığını içlerine şeytan girmiş olduğunu söyler. Dean, Sam’in çocuğun kaçmasına neden olmasına  kızar. Dean karayoluyla ayrılmaya çalıştığında, kendisine ateş eden "enfekte" yerlilerden oluşan bir barikatla karşılaşır. Dean ve Sam, yerel doktor, bir hemşire ve eski bir denizci asker ile birlikte tıp merkezine sığınırlar. Doktor, enfekte bir kişinin kanını inceler ve kanda kükürt izleri olduğunu fark eder. Bu da Sam'in şeytani müdahaleden daha da şüphelenmesine yol açar. Şeytani virüs kan alışverişi yoluyla bulaşır, ancak kükürt enfeksiyondan dört saat sonra ortaya çıkar. Sam, bunun John'un günlüğündeki bir teoriyle ilgili olabileceğini düşünür. Croatoan'ın veba ve salgınla ilişkilendirilen bir iblisin adı olduğunu öne sürer ve olanları "şeytani mikrop savaşı" olarak adlandırır. Sam'in vizyonunda gördüğü ve ailesinde enfeksiyon belirtileriyle ilk karşılaştığı kişi olan Duane Tanner, kasabadan balık tutmaya gittiğini ve yeni döndüğünü iddia ederek tıp merkezine gelir. Tıp merkezindekiler onun enfekte olabileceğinden şüphelenir ve onu bir sandalyeye bağlayarak etkisiz hale getirirler. Vizyonundan tanıdığı sahneyi gören Sam, Duane'in iblis virüsüyle enfekte olup olmadığını henüz bilmedikleri için Dean'i onu öldürmemeye ikna etmeye çalışır. Dean, Sam'i öldürmeyi engellemek için bir odaya kilitler, ancak Dean yine de adamı öldüremez (ilerde öldürmediğine pişman olacak mı bakalım). Sam ve Dean, enfekte olmuş kasaba halkı dışarıda dolaşırken, kasabadan kaçmalarına yardımcı olacak sağlık merkezindeki malzemelerden patlayıcılar yaparlar. Tıp merkezindeki hemşire Sam'e saldırır ve ona kan bulaştırırarak şeytan virüsüyle enfekte eder. Dean hemşireyi öldürür. Sam'in enfekte olduğuna inanan diğerleri Sam’i öldürmek isterler. Sam’de Dean’den kendini öldürmesini ister. Diğerleri ayrılmaya karar verirler ama Dean Sam'le kalmayı seçer ve Sam’le bir düşüncesini paylaşmak üzereyken doktor, kasaba halkının geri kalanının ortadan kaybolduğu haberini getirir. Beş saat sonra doktor, Sam'in kanında şeytan virüsünün izine rastlanmadığını, dolayısıyla enfekte olmadığını açıklar. Bu durum hem Sam'i hem de Dean'i huzursuz eder. Tıp merkezindeki ekip ayrı yollara gider, Duane Sarge'ın kamyonetiyle gider. Duane, "bir telefon görüşmesi yapması gerektiğini" söyleyerek Sarge'dan kenara çekmesini ister ve bir kadeh ve bıçak çıkarır. Sarge'ın boğazını kesen Duane, kanı kadehe doldurur. Duane, sanki biriyle iletişim kuruyormuş gibi (daha önceki Meg gibi) kadeh içine konuşarak, "Sanırım daha fazla teste gerek yok... Winchester, beklendiği gibi virüse karşı kesinlikle bağışıklı." der. Ardından Duane'in gözleri siyaha döner. Yani aslında bir iblis olduğunu gösterir. Sam ve Dean bir nehir kıyısında bira içip sohbet ederler. Dean ara vermek istediğini söyler Sam ise  Dean’in artık konuşması için ısrar eder ve bölüm, Dean'in John'un 2.01 Ölüm Zamanımda ona anlattığı büyük sırrı açıklamak üzere olduğu sırada sona erer.

 
* "Croatoan" kelimesi, 1590 yılında Roanoke Adası'ndaki Kayıp Koloni'nin bulunduğu yerde bir ağaca oyulmuştur.

* Dean, kendisini ve Sam'i "Billy Gibbons" ve "Frank Beard" takma adlarıyla tanıtır. ZZ Top grubunun vokalisti/gitaristi ve davulcusudurlar. Ancak daha sonra birbirlerine Dean ve Sammy diye seslenerek kardeş olduklarını söylerler ve garip bir şekilde kimse şüphelenmez.

*  “Schoolhouse Rock!”, dil bilgisi, fen bilimleri, ekonomi, tarih ve siyaset gibi okul konularını ele alan şarkılar içeren 46 kısa eğitim filminden oluşan bir seridir. (Türkçe çeviriden izlediyseniz  Sam “O, antik tarih” diyor) İlk olarak 1972'de Thomas G. Yohe tarafından tasarlanan kısa filmler, 1973 ile 1986 yılları arasında ABC televizyon ağında yayınlandı; daha sonra 1990'lar ve 2000'lerde seyrek olarak yayımlandı.

* “Dean: Bu biraz ürkütücüydü, değil mi? Biraz fazla Stepfordvariydi?”    1975 yapımı, Ira Levin'in romanından uyarlanan bilim kurgu/korku filmi Stepford Eşleri'ne atıfta bulunuyor.

* “Dean: Eğer bu bir tür sahiplenme ise, daha fazlası da olabilir. Yani, Tanrı bilir kaç tane, sanki bir Shriner kongresi gibi olabilir.”     Shrinerler (The Shriners), kardeşlik ve hayır işlerine odaklanan bir kardeşlik örgütüdür. Her yıl büyük bir şehirde bir kongre için bir araya gelirler; bu kongrelere düzenli olarak 20.000 veya daha fazla katılımcı gelir.

* “Doktor: Sidewinder'a yaklaşık kırk mil uzaklıkta.”     Sidewinder, The Shining filmindeki Overlook Oteli'nden kırk mil aşağıda bulunan bir kasaba. (dizi senaristleri bu filmi gerçekten seviyor gibi)

* “Dean: Bay Rogers adında bir komşunuz mu var?”     Bay Rogers'ın Mahallesi, Fred Rogers tarafından yaratılan ve sunulan bir Amerikan çocuk televizyon dizisiydi.

* “Dean: Kendimi Omega Adam filmindeki Chuck Heston gibi hissediyorum.”    Omega Adam, dünyanın geri kalan nüfusunu mutant canavarlara dönüştüren kıyamet benzeri bir salgından kurtulan tek kişi olan, Charlton Heston’un canlandırdığı, bir adam hakkında bir film.

* “Dean: Evet, haklısın. Yaşayan Ölülerin Gecesi'nin sonu pek de güzel bitmedi.”    Yaşayan Ölülerin Gecesi, George A. Romero tarafından yönetilen bir zombi filmidir. Nihilist sonuyla bilinir.

* Dean, bu bölümde Büyük Kanyon'a hiç gitmedim diyor.  8. Sezon 21. Bölümde  Sam, Dean ve babalarıyla birlikte Büyük Kanyon'a yaptıkları bir geziyi hatırlıyor. Senarist Ben Edlund, Büyük Kanyon gezisinin kendi hatası olduğunu doğrulamış.

* Adamın boğazı hareket ediyor. Sanırım yutkundu ya da öyle bir şey? 


2.10 Hunted

Bir başka özel yeteneği olan Scott adımda bir adam psikiyatra sarı gözlük adamdan bahseder. Daha sonra sokakta öldürülür. Dean, Sam'e John'un kendisine anlattığı "büyük sırrı" açıklar. Sam’i korumasını ve onu kurtarması gerektiğini, kurtaramazsa da onu öldürmesi gerektiğini söylediğini anlatır. Sam babasının onun kötü tarafa geçmesinden mi korktuğunu sorarak öfkelenir ve Dean'i, neler olup bittiğini daha iyi anlamak için özel çocukların geri kalanını bulmaları gerektiğine ikna etmeye çalışır. Ancak Dean isteksizdir ve bunun yerine saklanmayı tercih eder. Bir kadın rüyasında Sam’in öldüğünü görür. Sam Dean’den habersiz Roadhouse gider ve Ash'ten 1983'te kreş yangınlarında ölen annelerin çocuklarının listesini bulmasını ister. Ash kısa bir liste çıkarır: Sam, Max Miller, Andy Gallagher ve Scott Carey. Scott'un yakın zamanda öldürüldüğünü söyler. Sam soruşturmak için oraya gider. Ölümünü önceden gören Ava Wilson Sam’i bulur. Ava, Scott'ın ölümünü de önceden gördüğünü açıklar. Motel odasında konuşurlarken, Gordon yakındaki bir çatıdan onlara ateş açar. Ellen'ın yardımıyla Sam'i bulan Dean, onu durdurmak için Gordon'a saldırır. Ancak Gordon Dean’i alteder. Dean'i rehin alan Gordon, onu yem olarak kullanarak Sam'i tuzak kurduğu terk edilmiş bir eve çeker. Bu, Ava'nın gördüğü vizyonun geçtiği yer ve durumdur. Gordon, Dean'e bir şeytan çıkarma ayini sırasında bir iblisin yaklaşan bir savaştan bahsettiğini ve Sam'i iblis ordusunda bir asker olarak adlandırdığını, bunun da motivasyonu olduğunu - Sam'in kötü olduğuna (ya da şüphesiz kötüleşeceğine) inandığını ve bu nedenle öldürülmesi gerektiğini - açıklar. Ayrıca, Sam'in yerini bulmasına yardımcı olan Roadhouse'daki "içeriden bir kaynaktan" da bahseder. Ava, Sam'le gitmek ister ama Sam onu ​​eve dönmeye ikna eder. Sam tuzaklardan kaçmayı başarır ve Gordon'la dövüşerek onu bayıltır ve Dean ile birlikte kaçar. Evden ayrılırken Gordon onları kovalar, ancak birkaç polis arabasının gelmesiyle durdurulur. Polis, Gordon'ın silah deposunu bulur ve onu tutuklar. Scot'ın doktorla yaptığı konuşma ve Dean’e Gordon’un yaptığı açıklama ile artık kardeşler iblisin neyin peşinde öğrenmiş olurlar. Ava'ya telefonla ulaşamayan Sam ve Dean, Ava'nın evine giderler ve orada nişanlısının boğazının kesilmiş olduğunu, Ava'nın nişan yüzüğünün yerde kan gölü içinde olduğunu ve pencere pervazında kükürt izleri bulurlar. Ava ortada yoktur.

* Sonda Dean avlanmayı bırakmak isteyip gitmek istiyor. Belki Sam’i bekleyen kaderden korktuğu için onu uzaklaştırmak istiyor.

* Niye iblis ve Sam ile ilgili konuları herkesin ortasında konuşuyorlar

* Sam, çok fazla TJ Hooker izlediğini söylüyor. Bu 1980lerden bir polisiye dizi.

 

* Gordon, Sam’i iblis ve bar sayesinde öğrense de Scott’ı nasıl buluyor ki? Bir ay önce orada onlardan birini daha bulduğunu insanları kızarttığını söylüyor. Ama bir kediden başka kimseye de zarar vermemiş. Hiç açık değil. Yoldan geçerken kedinin ölümüne neden olduğunu mu görmüş?

 

* Sam’i aradıktan sonra o kadar zamandır konuştular. Tuzağı daha yeni mi kuruyor?


 
* Üstüne bir o kadar da toz toprak döküldü. Sonra üstü başı tertemiz. Biraz toz serpseydiniz.

 

 
* Dean’in bağlı olduğu sandalye. O kadar kolay çözülüyorsa -düğüm bile yok- iki saattir niye zorluyor kurtulmak için.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder