one more chance aka "don't leave like rain"
31.10.2017
SUPER JUNIOR 슈퍼주니어 '비처럼 가지마요 (One More Chance)' MV
Super Junior is going to release a new album next week. They pre-released the song of Donghae yesterday. I liked it. It is really them with their good singing, nice vocals and nice music.
one more chance aka "don't leave like rain"
one more chance aka "don't leave like rain"
27.10.2017
Eyeshield 21
I began to watch anime series of Eyeshield 21 after getting bored of rewatching Haikyuu, Kuroko no Basket, and Diamond no Ace. I have no interest in American football and the anime is like usual sport animes. We get one character who has the talent in a way but has no idea about the sport or weak in that area. In this one the team is not that "good but not good enough" or "have never been good" kind of thing. There isn't even a proper team from the beginning. With only two real members and the rest are make up players the American football club gets real members and fight for the tournament. Again as usual we lose the first one but there is still the next one which they can get stronger and win it. Let's see if they will.
It's fun I already watched 20 episodes in 2 days but what i didn't like here is that guns coming out of nowhere and the strange characters and teams. One, Rui Habashira, is like a snake? frog? reminded me the character from Yowamushi Pedal, Midousuji Akira. How can you even talk with your tongue out??!
Let's no forget Kuroko Tetsuya kind of character there either. He wasn't so much active till now but I wonder if it will have more screen time later: Tetsuo Ishimaru.
It's fun I already watched 20 episodes in 2 days but what i didn't like here is that guns coming out of nowhere and the strange characters and teams. One, Rui Habashira, is like a snake? frog? reminded me the character from Yowamushi Pedal, Midousuji Akira. How can you even talk with your tongue out??!
Let's no forget Kuroko Tetsuya kind of character there either. He wasn't so much active till now but I wonder if it will have more screen time later: Tetsuo Ishimaru.
10.09.2017
Kitap
Otuzunda Kadın
"Julie, Otuzunda Kadın'ın bütün buhranlı ruh halleriyle canlı bir timsali olarak, gözlerimizin önünde yaşarken, onun hayat hikayesinin çeşitli maceralarının meraklı olaylarıyla izliyoruz. Bu hayat oyununda rol alan erkekler de, olayların değişik sahnelerinde, ayrı ayrı portreler halinde, gene sanatçının güçlü kalemiyle canlanıyor. Bu arada Balzac pek az romanında görülen facialara da bu eserinde yer vermiş bunların yarattığı acı duyguları yüceliğe varan bir sanatla işlemiştir."
"Bu roman "Balzac'ın dehasını en iyi belirten eserlerinden biri" olarak kabul edilir." deniyor ama bana göre okuması vakit kaybı bir kitap oldu. Hem konudaki özellikle sürekli kadınlar üzerine yazarın büyük bir hevesle yazdıkları yanında farklı zamanlara atlayan konuyu takip etmesi de biraz zor oldu. Kitabın basımındaki bir çok yazım hatası da tuz biber etkisi verdi.
Eşekarısı Fabrikası
"Blyth'ı öldürdükten iki yıl sonra küçük kardeşim Paul'ü öldürdüm, ama Blyth'ın ölümü ile karşılaştırınca daha mühim, daha farklı sebeplerim vardı. Bir yıl sonra da birdenbire gelen bir istekle aynı şeyi Esmerelda için yaptım.
Şu ana kadarki skorum, üç. Yıllardır kimseyi öldürmedim, böyle bir niyetim de yok. Öyle bir dönem geldi ve geçti."
Sadece 16 yaşında olan Frank'in olağanüstü özel, aykırı dünyasına - kaldırabilecekseniz eğer - adım atın.
Ablamın sana göre bir kitap var elimde diyerek okumam için verdi. Aileme göre ben cinayet işlemeye meyilli bir psikopatım sanırım :) Akıcı. Merak uyandıran olaylar farklı sıralarda verildiği için meraktan sonuna kadar okunuyor. Ve beklenmedik bir son

Kurtlar İmparatorluğu
"Seri cinayetlere, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis'deki küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçları alet edilmesi.
Paris'i kana boyayan Türk mafyası. Kızıl Nehirler'in, Taş Meclisi'nin ve Leyleklerin Uçuşu'nun yazarı Grange'den yine çarpıcı, yine soluk soluğa bir roman."
Kitap ile ilgili açıklamaları ve arka kapağı okumadan başladığım için konunun türklerle ilgili olmasına şaşırmıştım. Jean-Christophe Grangé kitaplarında her zaman olduğu gibi sonlarda hiç beklenmedik bir şekilde gelişen ve sonlanan olaylar.
7.09.2017
Fullmetal Alchemist Brotherhood
"Fullmetal Alchemist" anime serisini izlemiştim ama Brotherhood versiyonunu izlemeye yeni başladım. Bu yapımın daha karanlık, komik çizimlerden ve unsurlardan uzak olduğunu sanmıştım ama diğerinden daha çok gibi görünüyor. Henüz 23. bölümdeyim ve seri ilkine göre daha çok uzun sürüyor, o nedenle konunun aynı bölümleri sona erdiğinde hikaye nasıl devam edecek bilmiyorum.
I began watching Full Metal Alchemist Brotherhood series. I was expecting it to be darker in the story and anime style but it still have those funny scenes and "chibi" turned characters.
I began watching Full Metal Alchemist Brotherhood series. I was expecting it to be darker in the story and anime style but it still have those funny scenes and "chibi" turned characters.
5.09.2017
Ertuğrul 1890
Bu gece okuduğum kitabı bitirmek istiyordum ama televizyonda Ertuğrul 1890 filmini izledim. İzlerken biraz bana taraflı gibi geldi. Sanki Japonlar oldukça övülürken Türkler biraz yerilmiş gibiydi. Filmle ilgili bilgilere baktığımda ise yönetmenin ve senaristin Japon olduğunu gördüm. Bir de Tahran'dan Japonların tahliyesi için özel uçak gönderildiğini sanıyordum ben, son anda ulaşan bir uçak. Ama filmde tahliye için havaalaınada bekleyen Türklere siz karayoluyla gideceksiniz, uçakla Japonları götüreceğiz şeklinde verilmiş. Aslı bu mu yani? Biraz karışık çünkü Türkiye özellikle Japonlar için uçak gönderiyor ama aslında uçak Türkler için gönderilmiş ama Japonlar alınmış...
25.08.2017
Favorite Quotes
"Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler, ağzına dolar insanın. Sussan; acıtır, konuşsan; kanatır."
- Oğuz Atay
"Words are like pieces of broken glasses sometimes, filling your mouth.
It hurts if you keep silent, makes it bleed if you talk."
18.08.2017
Nocturnal Travel
Siteyi yapalı neredeyse 17 yıl olmuş. İlk içerik Slam Dunk üzerineydi ve bir de günlük kısmı vardı. Site içeriği başta İngilizce olduğundan ve site arkadaşlarım yabancı olduklarından ilk başlarda İngilizce gönderimler yapıyordum. bu nedenle sitemin adı da "Nocturnal Travel". Doğum günümden geliyor yani Miraç Kandilinden.
Eskiden ne kadar çok site düzenlemeleri yapardım. Ana siteye bağlı bir çok yan siteler vardı. Başkaları içinde site tasarımları hazırlardım. Şimdi basit bir tasarım bile yapamıyorum. Özledim...
Eski sitelerimin hepsini buraya yüklemeye çalışacağım. Önemsiz ama o kadar çok vakit harcamıştım onlar için :P
Eskiden ne kadar çok site düzenlemeleri yapardım. Ana siteye bağlı bir çok yan siteler vardı. Başkaları içinde site tasarımları hazırlardım. Şimdi basit bir tasarım bile yapamıyorum. Özledim...
Eski sitelerimin hepsini buraya yüklemeye çalışacağım. Önemsiz ama o kadar çok vakit harcamıştım onlar için :P
(bu en çok sevdiğim tasarımdı)
17.08.2017
8.08.2017
Kitap
Evrenden Torpilim Var
Özetle olumsuz düşünceden uzak dur, olumlu ol. Olumsuz düşünce yapısından vazgeç.
Bir keresinde patron otur konuşalım dedi. Yok iş güç dedimse de tabi oturdum. Kişisel gelişim vb konular üzerinde çalışıyordu. Beni denek olarak seçmiş olmalı. Çocukluğumda olumsuz bir durum yaşayıp yaşamadığımı sormaya başladı. Ben de aksine çok rahat ve sıradan bir çocukluk geçirdiğimi belirttim. Sonra da konuşma sona erdi. Bana ne yapmam gerektiğinin söylenmesinden hiç hoşlanmıyorum. O nedenle kitaplıktaki kişisel gelişim tarzı kitapların olduğu rafı hep atlarım. Bu kitabı da öylesine okudum. Ve itiraf ediyorum yarısından sonra parağrafları atlaya atlaya gittim.
Yaban Gülleri
12-13 yaşlarında bir kız çocuğu üzerinden 1930'lu yıllarda genç yeni Türkiye'ye ve dünyadaki olaylara değinen konusu insanların yeniliklere ve değişimlere karşı kuşaklar arası farklı yaklaşımlarını veriyor. Tarih aralığı olarak Kaçak Atlar ile hemen hemen aynı dönemler. Ancak Kaçak atlarda dünya olaylarından ya da genel Japonya'nın durumundan çok bir gencin değişimi kabul edememesinden çok değişimle gelen üst sınıflardaki yozlaşma, bozulma ve yolsuzluklara olan nefreti işlenmiş. Dünyada olup bitenlere değinilmemiş.
Bye Bye Türkçe
Oktay Sinanoğlu'nun 90'lı yıllara ait makalelerinin bir derlemesi. Henüz kitabın ortasındayım ama şimdiye kadar okuduğum bölümlerden sürekli tekrarlanan konu özetlendiğinden 50 sayfalık bir kitap olurdu. Eğitim dilinin Türkçe'den başka bir dil olmaması, bilimle gelen her terimin Türkçe olarak ifade edilmesi. (Yalnız yine yayın ve yayımlanmak kelimeleri dikkatimi çekti. Ya dil kurumu yanlış biliyor ya da kitabı yazan).
90'lardan bu güne makalelerde ifade edilen sorunlardan ne kadarı değişti ne kadarı beklendiği sonucu verdi bilmiyorum ama sokağa çıkıyorsunuz ve pek çok yabancı dilde tabela sizi karşılıyor. Bir süre önce bazı şehirlerde Arapça tablelalar sökülüp atılmıştı.Bunun diğer dillerdeki tabelalara da uygulanması gerekir.
Yabancı dil öğrenmeye çalıştıkça Türkçeyi daha çok seviyorum. Fransızca, Korece, Japonca öğrenmek için verdiğim zavallı çabalarım yanında daha Rusça, Arapça, Yunanca, İtalyanca, İspanyolca, Çince...vb öğrenmeyi de istiyorum.
Özetle olumsuz düşünceden uzak dur, olumlu ol. Olumsuz düşünce yapısından vazgeç.
Bir keresinde patron otur konuşalım dedi. Yok iş güç dedimse de tabi oturdum. Kişisel gelişim vb konular üzerinde çalışıyordu. Beni denek olarak seçmiş olmalı. Çocukluğumda olumsuz bir durum yaşayıp yaşamadığımı sormaya başladı. Ben de aksine çok rahat ve sıradan bir çocukluk geçirdiğimi belirttim. Sonra da konuşma sona erdi. Bana ne yapmam gerektiğinin söylenmesinden hiç hoşlanmıyorum. O nedenle kitaplıktaki kişisel gelişim tarzı kitapların olduğu rafı hep atlarım. Bu kitabı da öylesine okudum. Ve itiraf ediyorum yarısından sonra parağrafları atlaya atlaya gittim.
Yaban Gülleri
12-13 yaşlarında bir kız çocuğu üzerinden 1930'lu yıllarda genç yeni Türkiye'ye ve dünyadaki olaylara değinen konusu insanların yeniliklere ve değişimlere karşı kuşaklar arası farklı yaklaşımlarını veriyor. Tarih aralığı olarak Kaçak Atlar ile hemen hemen aynı dönemler. Ancak Kaçak atlarda dünya olaylarından ya da genel Japonya'nın durumundan çok bir gencin değişimi kabul edememesinden çok değişimle gelen üst sınıflardaki yozlaşma, bozulma ve yolsuzluklara olan nefreti işlenmiş. Dünyada olup bitenlere değinilmemiş.
Bye Bye Türkçe
Oktay Sinanoğlu'nun 90'lı yıllara ait makalelerinin bir derlemesi. Henüz kitabın ortasındayım ama şimdiye kadar okuduğum bölümlerden sürekli tekrarlanan konu özetlendiğinden 50 sayfalık bir kitap olurdu. Eğitim dilinin Türkçe'den başka bir dil olmaması, bilimle gelen her terimin Türkçe olarak ifade edilmesi. (Yalnız yine yayın ve yayımlanmak kelimeleri dikkatimi çekti. Ya dil kurumu yanlış biliyor ya da kitabı yazan).
90'lardan bu güne makalelerde ifade edilen sorunlardan ne kadarı değişti ne kadarı beklendiği sonucu verdi bilmiyorum ama sokağa çıkıyorsunuz ve pek çok yabancı dilde tabela sizi karşılıyor. Bir süre önce bazı şehirlerde Arapça tablelalar sökülüp atılmıştı.Bunun diğer dillerdeki tabelalara da uygulanması gerekir.
Yabancı dil öğrenmeye çalıştıkça Türkçeyi daha çok seviyorum. Fransızca, Korece, Japonca öğrenmek için verdiğim zavallı çabalarım yanında daha Rusça, Arapça, Yunanca, İtalyanca, İspanyolca, Çince...vb öğrenmeyi de istiyorum.
27.07.2017
LAST INNING Manga ラストイニング; 最后一局
filmlerde
görmüş olsam da beysbola hiç ilgi duymamıştım. Diamon no Ace ve Last Inning
mangalarını okuduktan sonra artık oyunun sadece topa vurup koşmak olmadığını
bilerek bir beysbol maçı izleyebilirim. Japon anime, manga ve dramalarının bilgilendirici yanı sağolsun :) kendinizi bir tenis yorumcusu gibi görebilir ya da neşter deyip açık kalp ameliyatı yapabileceğinize iananabilirsiniz :P
Beysbolun Japonya'ya 2. Dünya Savaşıyla girdiğini sanıyordum. Osya çok daha önce 1800lü yılların ikinci yarısında bir Amerikalı öğretmenin, büyük ihtimal misyonermiştir - araştırmadım-, okulda kurduğu beysbol takımı ile başlamış ve gittikçe yayılmış.
Last Inning, seyyar satıcılık yapan Hatogaya'nın çalıştığı şirket yüzünden tutuklanır. Aynı okulun müdürlüğünü yapan lisedeki eski beysbol koçu tarafından tek bir şartla hapisten kurtarılır. Okulun beysbol takımına koçluk yapacaktır. Ancak 1 yıl içinde takımı turnuvada şampiyon yapmak zorundadır.
Last Inning (2004) mangasının 190. bölümden sonra çevirisi yok. Japoncasından son bölümlerine ulaşabildim ama onun da arada oldukça fazla bir bölümü yok. Mangayı okurken dikkatimi çeken burunlar oldu. Mangaka'nın burunlarla bir derdi var sanırım :P
Beysbolun Japonya'ya 2. Dünya Savaşıyla girdiğini sanıyordum. Osya çok daha önce 1800lü yılların ikinci yarısında bir Amerikalı öğretmenin, büyük ihtimal misyonermiştir - araştırmadım-, okulda kurduğu beysbol takımı ile başlamış ve gittikçe yayılmış.
Last Inning, seyyar satıcılık yapan Hatogaya'nın çalıştığı şirket yüzünden tutuklanır. Aynı okulun müdürlüğünü yapan lisedeki eski beysbol koçu tarafından tek bir şartla hapisten kurtarılır. Okulun beysbol takımına koçluk yapacaktır. Ancak 1 yıl içinde takımı turnuvada şampiyon yapmak zorundadır.
Last Inning (2004) mangasının 190. bölümden sonra çevirisi yok. Japoncasından son bölümlerine ulaşabildim ama onun da arada oldukça fazla bir bölümü yok. Mangayı okurken dikkatimi çeken burunlar oldu. Mangaka'nın burunlarla bir derdi var sanırım :P
24.07.2017
the Temple of Dawn

I finished reading second book of Sea of Fertility
tetralogy and is the guy gonna reborn in the third book too? i assume he is
going to reborn as a girl this time since the character in 2nd book saw hismelf
as a woman in his dream and mentioned about a place before he died when he was
not unconscious to the man who witnessed to first reincarnation of his friend.
23.07.2017
"Hayallerinin peşinden git. üreğinin sesini dinle. Başkaları ne söylerse söylesin, yalnız bir kez yaşayacağını ve hayallerinin, ister büyük ister küçük olsunlar, seni eşsiz ve harika yazgıya götüren en büyük hazine olduğunu hiçbir zaman unutma. Korkularının, hayallerinin önünde durmasına izin verme" Yunus- Sergio Bambaren.
Cem Adrian - Düşüyorum Hayatın Ellerinden
I know everyday, life renews itself
Biliyorum her yeni gün, hayat yeniler kendini..
I know the broken branches reach up to the sky one day
I know the broken branches reach up to the sky one day
Biliyorum kırılan dallar, uzanır bir gün gökyüzüne..
I know stars are the hope of every night
I know stars are the hope of every night
Biliyorum her gecenin, umududur yıldızlar..
When a heart is wrapped the darkness disappears
When a heart is wrapped the darkness disappears
Bir kalp sarılınca, dağılır karanlıklar..
But there is a pain inside me, a scar that never gets well
Ama bir acı var içimde bir yara hiç geçmeyen..
But there is a pain inside me, a scar that never gets well
Ama bir acı var içimde bir yara hiç geçmeyen..
There are death birds infront of the windows that never chirp
Pencereler önünde ölü kuşlar hiç ötmeyen..
There is a song at the tip of my tounge that its lyrics never end
There is a song at the tip of my tounge that its lyrics never end
Bir şarkı var dilimde sözleri hiç bitmeyen..
It is such a rain that never stops
It is such a rain that never stops
Öyle bir yağmur ki yıllarca hiç dinmeyen..
You forget me, You forget me, forget me I am falling from the hands of the life
Sen unut beni, sen unut beni, unut beni düşüyorum hayatın Ellerinden..
You forget me, You forget me, forget me I am falling from the hands of the life
Sen unut beni, sen unut beni, unut beni düşüyorum hayatın Ellerinden..
forget me, forget me, You forget me the separation is hitting me just from my heart
Unut beni, unut beni, sen unut beni vuruyor ayrılık tam Kalbimden..
I know from every death a hope makes itself arise
Biliyorum her ölümden, umut doğurur kendini..
Unut beni, unut beni, sen unut beni vuruyor ayrılık tam Kalbimden..
I know from every death a hope makes itself arise
Biliyorum her ölümden, umut doğurur kendini..
I know the hands that broken apart hold each other again
Biliyorum kırılan eller, tutunur yine birine..
Biliyorum kırılan eller, tutunur yine birine..
I know it is the cure of black, and darkness
Biliyorum çaresidir siyahın karanlığın..
Biliyorum çaresidir siyahın karanlığın..
To believe to victory inspite of everything
Hiçbir şeye rağmen inanmak bir zafere..
Hiçbir şeye rağmen inanmak bir zafere..
But there is a pain inside me a scar that never gets well
Ama bir acı var içimde bir yara hiç geçmeyen..
There are death birds infront of the windows that never chirp
Ama bir acı var içimde bir yara hiç geçmeyen..
There are death birds infront of the windows that never chirp
Pencereler önünde ölü kuşlar hiç ötmeyen..
There is a song at the tip of my tounge that its lyrics never end
There is a song at the tip of my tounge that its lyrics never end
Bir şarkı var dilimde sözleri hiç bitmeyen..
It is such a rain that never stops
It is such a rain that never stops
Sen unut beni, sen unut beni, unut beni düşüyorum hayatın Ellerinden..
Unut beni, unut beni, sen unut beni vuruyor ayrılık tam Kalbimden..
Unut beni, unut beni, sen unut beni düşüyorum hayatın Ellerinden..
Unut beni, unut beni, sen unut beni vuruyor ayrılık tam Kalbimden..
Vuruyor ayrılık tam kalbimden..
Unut beni, unut beni, sen unut beni düşürüyorum hayatın Ellerinden..
Unut beni, unut beni, sen unut beni...
Unut beni, unut beni, unut beni düşüyorum hayatın Ellerinden..
Unut beni, sen unut beni vuruyor ayrılık tam Kalbimizden.
21.07.2017
12.07.2017
8.07.2017
3.07.2017
17.06.2017
Diamond no Ace, Haikyuu
Looks like Furuya is one of the most disliked character although he is not an evil one. From all comments of the followers of the series they complain a lto about him being more in spotlight than the main character. However looks like the main character's time is coming although it is already 3 years the manga began and it is second season.
http://forums.mangafox.me/threads/492300-Spoilers-thread/page1087
This post from March tells how Furuya's pitching for is wrong and he should be injusred pitched like that and in chapter 82 we have Furuya is injured straining his back because of his wrong pitching form. So mangaka was planning to pull himdown at some point from the beginning or he will be back getting well and correcting his pitching so he will leave main character Sawamura in the dark again? or Sawamura giving good development in the last chapters will surpass his rival/teammate?
Haikyuu, moving slow, Karasuno having their second match in national tournament. it is still first set for about 8-9 chapter. I wonder how much it will be dragged. And does the drawings are abit messy lately? They make mistakes too like it is one character in one part and it is someone else in the second.
I wonder if this will be their last match. Generally in sport manga they make the main team lose after 2-3 matches when they reach the national tournament stage in their second try, fall or summer. When they fail in fall they win in summer if they failed in summer there is fall to try it again.
Also I used the teams generally begin weak and have a change with new addition first years to trying hard upperclassmen members. However for Diamond of Ace ı thought the school was a strong one at the beginning but at the end they also showed so much weakness for a baseball school with a name.
7.06.2017
23.05.2017
Ace of Diamond
I finished anime series of Ace of Diamond. I don't know baseball and i don't like it either.
I generally disliked all characters in the anime. The releationship between the main character and side character was so bad. It was like 5 times weak version of Sakuragi & Rukawa of Slam Dunk. You know in every sport anime there is always a hardworker improving newbie and an already progidy talented rival. But this was the worst one because i hated that rival. It didn't shine himself but he also overshadowed main character. For Slam Dunk Sakuragi wasn't overpowered by Rukawa but Rukawa shined himself too.
They give big attention to main character's designing but the other characters looks were bad. More than highschool students they were like adult men. I hated all rival school teams. They were so annoying. That pink haired guy reminded me Fuji from Prince of Tennis.
I generally disliked all characters in the anime. The releationship between the main character and side character was so bad. It was like 5 times weak version of Sakuragi & Rukawa of Slam Dunk. You know in every sport anime there is always a hardworker improving newbie and an already progidy talented rival. But this was the worst one because i hated that rival. It didn't shine himself but he also overshadowed main character. For Slam Dunk Sakuragi wasn't overpowered by Rukawa but Rukawa shined himself too.
They give big attention to main character's designing but the other characters looks were bad. More than highschool students they were like adult men. I hated all rival school teams. They were so annoying. That pink haired guy reminded me Fuji from Prince of Tennis.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























