16.06.2026

SuperNatural Dizi Eleştirisi - Sezon 1 / Bölüm 4-10

bol kepçe dizi içeriği içerir.




Bölüm 4: "Phantom Traveler" Hayalet Yolcu

Kardeşler, Dean ve babasının daha önce kurtardığı bir adam, Jerry, tarafından, yalnızca yedi kişinin hayatta kaldığı gizemli bir ticari uçak kazasını araştırmaları için görevlendirilirler. Kazaya şeytani bir yolcunun neden olduğuna dair işaretler vardır. Şeytanın hayatta kalanları teker teker ortadan kaldırdığını fark ettiklerinde, bir sonraki hedef yolcuyu ve yolcunun bindiği uçaktaki herkesi kurtarmak için uçağa binmek zorunda kalırlar ve Dean uçma korkusuyla yüzleşmek zorunda kalır. Dean ve Sam, şeytanı uçağın servis alanına çekmeyi başarırlar, ancak şeytan, şeytan çıkarma ayini sırasında kaçar. Buna rağmen, ayini tamamlamayı başararak şeytanı Cehenneme gönderirler. Daha sonra, Jerry'den telefon numaralarını John'un sesli mesajından aldığını öğrenirler. 

Bu bölümle, Sam ve Dean dizinin sonuna kadar uğraşacakları iblislerden biriyle ilk kez karşılaşıyorlar.  Bu iblisin neden uçakları düşürmekten zevk aldığını anlamış değilim. Bunun dışında kurtulan yolcuların arkasından gitmesi, ama onları da yine başka bir uçakta öldürmesi ayrıntısı dışında, bana Son Durak film serisini anımsattı. 

Göndermeler:

- Dean, uçuş görevlisiyle iletişime geçerken "Dr. James Hetfield" (Metallica'nın solisti) takma adını kullanıyor ve uçuş esnasında rahatlamak için "Some Kind of Monster" şarkısını mırıldanıyor.

- Bölüm numarası olan 1.04, yetmişli yıllarda düşen ünlü Eastern Air Lines 401 sefer sayılı uçağına olası bir göndermedir. 401 sefer sayılı uçağın hayaletlerinin, orijinal uçağın parçalarını taşıyan uçaklara yerleştiği ve zaman zaman bu uçakları kurtarmaya yardımcı olduğu söylenir. Bu durumda ise tam tersi oluyor; bir iblis, kurbanlarını ele geçiriyor ve uçakların düşmesine neden olmaya çalışıyor.

- Dizide geçen "Poltergeist", Tobe Hooper tarafından yönetilen ve bir ailenin Kızılderili mezarlığı üzerine inşa edilmiş bir eve taşınmasını konu alan 1982 yapımı bir korku filmidir.

- Blues Brothers, John Belushi ve Dan Akroyd'dan oluşan, Saturday Night Live adlı gece geç saatlerde yayınlanan skeç programında ortaya çıkan ve daha sonra iki filmde rol alan komedi R&B ikilisiydi. İkilinin alışılagelmiş kıyafetleri siyah takım elbise, beyaz gömlek, kravat, şapka ve güneş gözlüğüydü.

- "Dean: Bu, yatağın üzerinde havada süzülmekten veya bezelye çorbası kusmaktan çok daha öte bir şey. Yani birini ele geçirmek bir şey, ama onu kullanarak koca bir uçağı düşürmek mi?"

Burada, küçük bir kızın bir iblis tarafından ele geçirildiği ve yatağın üzerinde havada süzüldüğü "The Exorcist" filmine göndermeler var. Ayrıca, bir kadının iblis tarafından ele geçirilip yatağının üzerinde havada süzüldüğü "Ghostbusters" filmine de bir gönderme olabilir.

- Onun dışında  Alacakaranlık Kuşağı - 20.000 Feet Yüksekliğinde Kabus filmine bir gönderme. Filmde sinir krizinden yeni kurtulmuş bir adam, sadece kendisinin gördüğü ve gördüğüne kimseyi inandıramadığı bir canavarın uçağa zarar vereceğine inanmaktadır.

Uçağa binmediğim için bir şey diyemeyeceğim ama her yolcu biletini hostese gösterirken sadece içine şeytan giren yolcu göstermiyor.

İblis yerinden kalktığında arkadaki bu yolcu şüpheleniyor ama ortada şüphelenecek bir durum da yok.

Yastığın altında öyle bir bıçakla uyumak da tehlikeli olsa gerek :D

Uçak enkazını incelemek için geldiğini söyleyen iki kişiyi öyle tek başına hangara mı gönderirsiniz yoksa onlara biri eşlik mi eder? bence enkazın olduğu yere kadar eşlik edersiniz. 

Pek bir şey değil, sadece telli parmaklıktan atlamak için Dean ceketini kullanırken Sam tırmanıp atlıyor. uzun olmanın faydaları mı? :D

Bu sahnede yönetmen ne düşünüyordu acaba? Resimden bir şey anlaşılmasa da diğer yolcular, öndeki ve arkadakiler, oturdukları yerde sallanıyorlar. İki kahramanımız dışında... Onun dışında uçağa kutsal su şişesi ile kolayca girmiş olmaları 11 Eylül sonrası uçak güvenliklerindeki sıkı güvenlik önlemleri düşünüldüğünde doğru durmuyor. 

Yanlarından geçen hostese daha önceki kazadan kurtulan Amanda olup olmadığını soruyorlar ve kadın sadece ben değilim diyor. Burada bir şey isteyip istemedikleri ya da Amanda'yı çağırabileceğini sorması gerekirdi bence. Sam, Dean'den sakinleşmesini yoksa iblisin onu ele geçirebileceğini söylüyor. Bu konuda da aklımda soru işaretleri var ama sonraki bölümlerde bundan bahsederim.   

İblisin içine girdiği kişiyi bulma anları. Dean'in elektromanyetik frekanslara tepki verdiğini söylediği EMF ölçeri sinyal veriyor (önceki sahnede bu aletten bahsederken ki kısım da bana anlamsız geldi bu arada) ve Sam boş boş bakarken Dean gördüğü kişiye iblisin tepki vereceği "Cristo" yani Tanrının Latince adını söylüyor (bu arada Latince adı Cristo değilmiş bu da dizideki yanlış bir ifade sanırım) ama iblisimiz kendini gösterip sadece gülümseyip gidiyor. Orada olay çıkarmasını beklerdim. Adamı sadece bir perde ile kapalı servis odasına getirttiklerinde patırtı gürültüyü de ilginçtir yolcular hiç duymuyor.
Not: Daha sonraki bölümlerde birçok iblis karşılaşmasına rağmen, bu iblisleri tespit etme yöntemi, 14/06 İyimserlik bölümüne kadar tekrar kullanılmadı. Oyunculara bu sorulduğunda onlar da nedenini bilmiyor. Çok yazar değişiminden kaynaklanabileceği gibi bir şeyler demişlerdi sanırım.

Bu iblisle ilk karşılaşmaları ve Dean onlar hakkında bilgi sahibi? Sam, iblisin kız arkadaşı hakkında söyledikleri nedeni ile meraklı ve endişeli ama Dean onların insanların zihnini okuduklarını ve yalan söylediklerini öğrenmiş bile. Pekala yaptıkları araştırmada öğrenmiş olabilir ama araştırmayı yapan Sam ve konuşmalarında bundan bahsedilmedi. O nedenle son kısımda senin de bildiğin gibi bir şey diyebilirdi.

Diğer ayrıntılar:

Bu bölümdeki kötü karakterin (Kanlı Mary) estetiğinin büyük bir kısmı, Japon korku filmi ve Amerikan uyarlaması olan Halka'dan (The Ring) alınmıştır. Ruhun aynadan çıkışı Halka'daki kızın tvden çıkışını hatırlatmıştır.
- Bu bölümde, şeytani ele geçirilmenin belirtisi olan siyah dumanı, siyah gözleri ve kükürt kalıntısını ilk kez görüyoruz.

- İlk kaza yapan uçak United Britannia Airlines'ın 2485 numaralı uçuşuydu, ancak resmi bölüm açıklamasında uçuşun TransNational'a ait olduğu belirtiliyor.

- Çift motorlu uçağın yerdeyken kayıt numarası C-GBBP idi. Uçuş sırasında ise C-GUTV olarak gösterildi.

- Dean'in cep telefonu numarası için altyazıda gösterilen numara ile alt yazıdaki numaranın farklı olduğunu fark etmişsinizdir. Söylenen numara 785-555-0179 iken daha sonra ekrandaki diyalog için değiştirildi 555, Kansas'ın alan kodu 785 olarak değiştirilmiş.

- Sam ve Dean havaalanına vardıklarında Sam, uçağın saat 20:00'de kalkacağını ve uçağa binmek için yarım saatleri olduğunu söyledi. Ancak daha önce arabadayken beş saatlik bir yolculuk olduğunu ve asla zamanında yetişemeyeceklerini söylemişti. Bu da öğleden sonra 14:30 anlamına gelir, ancak bunu söylediğinde dışarısı karanlıktı.

- Dean, Sam'e iblislerin "bir tür zayıflığı olan, iblisin içeri sızabileceği bir zırh çatlağı olan, bağımlılığı veya bir tür duygusal sıkıntısı olan" insanları ele geçirdiğini söylüyor. Ancak iblisler, korunmadıkları sürece herkesi ele geçirebilir.


Bölüm 5: "Bloody Mary" Kanlı Mary

Toledo, Ohio'da "Kanlı Mary" (Bloody Mary) tekerlemesini aynanın karşısında söyleyen gençlerin ardından gizemli cinayetlerin başlamasıyla Sam ve Dean olayı araştırmaya karar verir; kurbanların  ayna yansımalarında gözlerinin kanadığını ve hepsinin arkasında sakladıkları ölümcül birer suçluluk sırrı (faili meçhul kaza ve intihara sebebiyet verme gibi) olduğunu keşfederler. Bu lanete yakalanan sıradaki kişi olan arkadaşları Charlie'yi kurtarmak isteyen kardeşler, cinayete kurban giden Mary Worthington'ın ruhunun hapsedildiği aynayı bulurlar ve Mary'nin sır saklayanları hedef aldığını bilen Sam, Jessica'nın ölümüyle ilgili içindeki büyük suçluluğu ve önceden gördüğü kâbusları sakladığı için ruhu kendi üzerine çekerek ayini başlatır. Ölümcül bir yüzleşmenin ardından Dean, hayalete kendi yansımasını gösterip aynayı parçalayarak Mary'yi yok eder.

Bölümün adı olan "Kanlı Mary", aynı adı taşıyan şehir efsanesine gönderme yapıyor. Kanlı Mary, geleceği ortaya çıkarmak için çağrılan bir hayalet, hortlak, cadı veya ruh efsanesidir. Adı tekrar tekrar söylendiğinde aynada göründüğü söylenir. Kanlı Mary'nin görünümü, efsanenin tarihsel varyasyonlarına bağlı olarak iyi niyetli veya kötü niyetli olabilir. Kanlı Mary'nin görünüşlerine çoğunlukla grup katılımlı oyunlarda rastlanır.

Kanlı Mary'in aynadan çıkışı, -genelde olduğu gibi- kadın hayaletin saçlarının yüzünü kapatması bana Halka filmini hatırlatmıştı. 

Dean'in "Paris Hilton'a benziyor muyum?" demesini anlamamıştım. Nedeni buymuş: Paris Hilton'ın internette yayılan ve gece görüş kamerasıyla çekilmiş meşhur seks videosuna bir gönderme. Ayrıca, Hilton ve Jared Padalecki'nin House of Wax filminde birlikte çalışmış olmaları da biraz metaforik bir durum. İlginç bir şekilde, dört yıl sonra Paris Hilton, 5.05 Fallen Idols bölümünde rol aldı.

Sam, Kanlı Mary'yi çağırmayı teklif ettiğinde onun Jess'in ölümünden önce onun ölümünü rüyasında gördüğünü sır olarak saklamasından olduğunu düşünüyoruz. Daha sonra bunun güçleriyle ilgili olduğu ortaya çıkıyor. Dean de Mary Worthington ile karşılaştığında gözlerinden kan akmaya başlıyor. Ben bunun hayaletle birebir karşı karşıya olmalarından kaynaklandığını düşünmüştüm ama supernaturalwiki.com bunun seriyi yazan Eric Kripke'nin daha sonra ele alınacağını iddia ettiği karanlık bir sırrı olduğu olarak ifade edilmiş. Ancak bu hiçbir zaman açıkça çözüme kavuşturulmadı da belirtildiğine göre belki benim düşündüğüm gibidir.


Bölüm 6: "Skin" / Deri

Sam, epostalarında üniversite arkadaşı Zach'in kız arkadaşını öldürmekten tutuklandığını öğrenir. Dean'i oraya gidip olayı araştırmak için ikna eder. Zach'in kız kardeşi Becky, cinayet sırasında onunla birlikte olduğunu iddia eder, ancak güvenlik kamerası kayıtları onu olay yerinde göstermektedir. Benzer bir cinayet daha işlendikten sonra, gerçek suçlunun şekil değiştirme yeteneğine sahip bir varlık "shapeshifter" olduğunu fark ederler. Şekil değiştiren varlık daha sonra ikisini de yakalar ve Dean'in şeklini kullanarak Becky'yi öldürmeyi planlar. Kardeşler kaçar ve polisi uyarır. Becky kurtarılır, ancak polis Dean'in saldırgan olduğuna inanır. Dean daha sonra şekil değiştiren varlığın inini ararken, Sam, Becky'nin neyle karşı karşıya olduklarını bilmesini sağlamak için onu ziyaret eder. Ancak Becky, kendisinin şekil değiştiren varlık olduğunu ortaya çıkarır ve Dean'e dönüşmeden önce Sam'i bayıltır. Gerçek Dean, gerçek Becky'yi sığınakta bağlı halde bulduktan sonra, şekil değiştiren yaratıkla yüzleşir ve henüz kendi formundayken onu vurarak öldürür. Bunun üzerine polis, Dean'in öldüğünü ilan eder ve onu arama çalışmaları sona erer.

  
Polis bir ihbar aldığında bu şekilde bir tim mi gönderir? yoksa bir ekip olayı incelemek için mi gider?

Gereksiz bir nokta. Dizideki kadınların genelde bu şekilde giyindiklerini fark ettim. Belki dönemsel bir durumdur ama gerçekten düşük bel pantalonlar ve dar kısa tişörtler...

 
Deri değiştirme kısmında efektler oldukça iyi görünse de bu göz parlaması çok yapay durdu.


Karşındakinin şekil değiştiren olduğunu biliyorsun niye vurmuyorsun da bekliyorsun. 

Açılış sahnesinde çalan "In A Gadda Da Vida" şarkısı, aynı şarkının çok benzer bir sahnede arka plan müziği olarak kullanıldığı 1986 yapımı Manhunter filmine bir gönderme olabilir. 

Sam: Bilmiyorum, sanki senin düşüncelerini ve anılarını indiriyordu.
Dean: Yani, Vulcan Zihin Birleşmesi gibi mi?

Star Trek'te Vulcan Zihin Birleşmesi -Vulcan Mind Meld-, bir özneyle fiziksel temas gerektiren (ancak temas olmadan gerçekleşen zihin birleşmeleri de görülmüştür) ve başka bir bireyle düşünceleri, deneyimleri, anıları ve bilgiyi paylaşmayı mümkün kılan bir prosedürdür.

Bölümde Sam'in, onları bırakıp üniversiteye gitmesinden Dean'in ne kadar rahatsız olduğunu şekil değiştiren yaratık dile getiriyor. Kardeşler arası kıskançlığı görüyoruz. Son kısımda Sam'in okuldaki hayatından ayrılmasından duyduğu üzüntüyü dile getiriyor ve Sam ona göre olmadığını söylüyor. Onlar için tek hayatın bu olduğunu söylüyorlar ama bence saçma. Neden sadece yolda canavar avlamakla hayatlarını geçirmeleri gerekiyor ki. 

Bölüm 7 Hook Man / Kanca Adam

Iowa'da genç bir çiftin arabada gizemli ve görünmez bir güç tarafından saldırıya uğraması ve erkeğin (Rich) vahşice öldürülmesi üzerine Sam ve Dean olayı araştırmaya başlar; yaptıkları araştırmada cinayetlerin, 1862 yılında cinsel işçileri katleden vaiz Jacob Karns'ın intikamcı ruhu olan "Kancalı Adam" (Hook Man Legend) efsanesine dayandığını keşfederler. Kancalı Adam'ın, dindar kurban Lori Sorenson'ın oda arkadaşını da öldürüp duvara kanla bir mesaj bırakması ve ardından kızın babasına saldırması üzerine kardeşler, bu ruhun aslında babanın değil, Lori'nin bastırılmış öfke ve suçluluk duygularına (babasının sadakatsizliği ve arkadaşlarına duyduğu kızgınlık gibi) tutunduğunu fark ederler. Jacob Karns’ın cesedini yakmalarına rağmen cinayetlerin durmaması üzerine kardeşler, katilin eritilen gümüş kancasının kilise eşyalarına dönüştürüldüğünü anlarlar; kilisedeki son hesaplaşmada Kancalı Adam tam Sam ve Lori’yi köşeye sıkıştırmışken Sam, Lori’nin boynundaki aile yadigarı gümüş kolyeyi fark eder ve Dean’in bu kolyeyi ateşe atıp eritmesiyle canavar tamamen yok edilerek Lori ve babası kurtarılır.


Bu, kaya tuzunun doğaüstü iblisler/ruhlar için bir tehdit olarak ele alındığı ilk bölümdür. Supernatural dizisi için yazarlar Ron Milbauer ve Terri Hughes Burton tarafından "icat edilmiştir". Eric Kripke, bunun "...okült bir unsurun -tuzun folklorik olarak kötülüğü uzaklaştırdığı bir unsur olması- ve av tüfeklerinin işçi sınıfı yönünün mükemmel bir kombinasyonu" olduğunu kabul etmiştir. (S1Com, s. 47-48)

Tuz ve kötü ruhlar arasındaki ilişki, neredeyse tüm dünya kültürlerinde birebir aynı amaca hizmet eden bir inanıştır: Korunma, arınma ve kutsallık. Tuzun dünya kültürlerinde kötü ruhları kovma, lanetleri bozma ve mekanları temizleme aracı olarak görülmesinin arkasında çok mantıklı fiziksel sebepler ve köklü mitolojik inançlar yatar.

Tuz Neden Kötü Ruhları Kovar? (Mitolojik ve Pratik Mantık)
Çürümeyi Engellemesi (Ölümsüzlük): Antik dünyada buzdolabı yokken eti, balığı ve yiyecekleri bozulmaktan koruyan tek şey tuzdu. Tuz, organik maddelerin çürümesini (yani bir anlamda ölümün ve kötülüğün yayılmasını) engelliyordu. Bu yüzden insanlar tuzun "yaşamı koruyan, ölümü ve kötü enerjiyi uzak tutan" kutsal bir güç olduğuna inandılar.
Ateş ve Işıkla Bağı: Tuz kristalleri ışığı yansıtır ve parlar. Pek çok kültürde parlayan, kristalize yapılar (tuz, kuvars vb.) karanlık odakları ve karanlığın varlıklarını (kötü ruhları) defeden birer "ışık parçası" olarak kabul edilmiştir.
Yaşamın Kaynağı (Deniz): Tuz çoğunlukla denizden gelir. Deniz ve okyanuslar ise pek çok mitolojide yaşamın başladığı, saf ve devasa temizleyici güçler olarak görülür.

Dünya Kültürlerinde "Tuz" ve Koruyucu Ritüeller

1. Türk ve Anadolu Kültürü: "Tuz Çevirme" ve Nazar
Türk kültüründe tuz, bereketin ve korunmanın en büyük sembollerindendir.
Tuz Çevirmek (Tuz Atmak): Anadolu’da birine nazar değdiğine veya eve tekinsiz bir enerjinin/kötü ruhun girdiğine inanıldığında, kişinin başının etrafında tuz çevrilir ve o tuz ateşe atılır. Tuzun ateşte patlarken çıkardığı "çat pat" seslerinin, kötü ruhların veya nazar eden gözlerin patlamasını temsil ettiğine inanılır.
Yeni Doğan Bebeği Tuzlamak: Bebeklerin kokmaması, sağlıklı büyümesi ve kötü ruhlardan (örneğin Alkarısı'ndan) korunması için tuzla ovulması (tuzlanması) geleneği hala bazı yörelerde devam eder.

2. Japon Kültürü ve Şintoizm: Sumo ve Arınma
Japonya'da Şinto inancına göre tuz, mutlak bir arındırıcıdır (Kiyome no Shio).
Sumo Güreşleri: Sumo güreşçilerinin ringe çıkmadan önce havaya tuz fırlattığını görmüşsünüzdür. Bu bir şov değildir; ringdeki kötü ruhları, şer odaklarını kovmak ve dövüş alanını kutsamak için yapılan asırlık bir Şinto ritüelidir.
Ev Önüne Tuz: Japonya’da tekinsiz bir olay yaşandığında veya eve kötü bir misafir gelip gittiğinde, kapının eşiğine küçük tuz tepecikleri konur ki kötü enerji içeri giremesin.

3. Hristiyanlık ve Batı Kültürü: Kutsal Tuz
Hristiyanlıkta tuz, vaftiz ritüellerinde ve kutsal su yapımında kilise tarafından yüzyıllarca kullanılmıştır.
Kutsal Su ve Tuz: Katolik kilisesinde suyun kutsanması ritüelinde içine bir miktar tuz eklenir. Bu tuz, şeytan çıkarma (exorcism) ayinlerinde iblisleri uzaklaştırmak için kullanılır.
Omuzdan Arkaya Tuz Atmak: Batı dünyasında kazara tuz devirmek uğursuzluk sayılır. Bu uğursuzluğu (ve arkada bekleyen şeytanı) savuşturmak için hemen sol omuzun arkasına bir tutam tuz fırlatılır. İnanışa göre şeytan sol omuzda bekler ve fırlatılan tuz onun gözlerini kör eder.
4. Yahudilik ve Akdeniz Kültürleri
Yahudi inancında Tanrı ile yapılan anlaşmalar genellikle "Tuz Anlaşması" olarak adlandırılır çünkü tuz asla bozulmaz. Şabat ekmeği tuza batırılır; bu ritüel masayı kötülüklerden korur ve şeytanın yemeğe ortak olmasını engeller.

Antik Mısır, Yunan ve Roma'da tanrılara sunulan kurbanların üzerine, kötü ruhların o kurbanı kirletmemesi için mutlaka tuz serpilir veya tuzlu suyla arındırma yapılırdı.

1977'de Chris Boucher tarafından yazılan Doctor Who bölümü "Image of the Fendahl"da kaya tuzu ve kaya tuzu av tüfeği kullanılmıştı. Kaya tuzu, psikokinetik fendahleen'i öldürmek için kullanılmıştı.

Doktor: Sodyum klorür. Açıkçası iletkenliği etkiler, genel elektriksel dengeyi bozar ve ozmotik basınçların yerel bozulmasının kontrolünü engeller.
Leela: Tuz öldürür.
Doktor: Az önce söyledim. Muhtemelen omuz üzerinden atma olayının kökeni de budur.

3. sezona kadar Impala'da spot ışıkları vardı. Sam, bu bölümde Dean ile birlikte 9 Mil Yolu'ndaki cinayet mahallini araştırmak için arabayla giderken bunlardan birini kullanırken görülebilir.
Sam, katil ruhun bağlı olduğu nesneyi ararken kiliseye girdiğinde, üzerinde "Sevinçle Hasat" yazan bir ilan panosunun yanından geçer.

Dizide anlatılan Jacob Karns hikayesi kurgusal olsa da, "The Hook" (Kanca) efsanesi 1950'lerden beri Amerika’da dilden dile dolaşan, gençleri korkutmak için anlatılan en ünlü şehir efsanelerinden biridir.

Orijinal Şehir Efsanesi:
Hikayeye göre genç bir çift, arabalarıyla ücra, karanlık bir yola (genellikle "Lovers' Lane" yani aşıklar yolu denilen yerlere) park edip yakınlaşmaya başlar. O sırada radyoda, yakınlardaki bir akıl hastanesinden veya hapishaneden sağ elinin yerinde bir kanca olan akıl hastası bir katilin kaçtığı anonsu duyulur. Kız korkar ve gitmek ister, oğlan ise umursamaz. Tam o sırada arabadan garip bir gıcırtı/tırmalama sesi gelir. Oğlan kontrol etmek için dışarı çıkar ve geri dönmez. Kız korkuyla gaza basıp kaçar. Güvenli bir yere gelip arabadan indiğinde ise arabanın kapı koluna asılı kanlı bir kanca bulur. (Dizinin açılış sahnesi bu efsaneye birebir sadık başlar, sadece adamı arabanın üzerine asarak vahşet dozunu artırır).

Efsanenin Sosyolojik Mesajı:
Bu efsane aslında 1950'ler ve 60'lar Amerika'sında muhafazakar ailelerin, gençlerin evlilik öncesi flört etmesini ve ıssız yerlerde arabada yakınlaşmasını engellemek, onlara ahlaki bir "gözdağı vermek" için uydurduğu bir hikayedir. Dizi de bu ahlakçı altyapıyı çok iyi yakalamış ve hayaleti dindar bir kız olan Lori’nin "günahkar" bulduğu insanlara karşı bastırdığı öfkesiyle bağdaştırmıştır.

Sinematik ve Popüler Kültür Göndermeleri

Bölüm, korku sinemasına ve dönemin popüler yapımlarına çok net göndermelerde bulunur:

I Know What You Did Last Summer (Geçen Yaz Ne Yaptığını Biliyorsan - 1997)

Bölümün görsel tarzı, katilin pelerini ve elindeki kancayla kurbanlarını avlaması, 90'ların sonundaki ünlü slasher filmi I Know What You Did Last Summer’ın katili Ben Willis’e (Balıkçı) dev bir göndermedir. O filmde de elinde kanca olan balıkçılı bir katil, gençleri tek tek avlıyordu. (https://www.youtube.com/watch?v=rEnCEM48QaY)

Candyman (Şeker Adamın Laneti - 1992)

Korku sinemasında "kancalı katil" denince akla gelen en büyük başyapıt Candyman'dir. Aynanın karşısında adı 5 kez söylenince gelen ve elinde kanca olan bu siyahi aynalı hayalet miti, bir önceki bölüm "Bloody Mary" ve bu bölümdeki "Hook Man" elementlerinin sinemadaki en büyük atasıdır.

Duvara Yazılan O Ürkütücü Mesaj

Lori’nin oda arkadaşı Taylor öldürüldükten sonra duvara kanla yazılan "Aren’t you glad you didn’t turn on the light?" (Işığı açmadığına sevinmedin mi?) yazısı, Amerika’da çok ünlü olan bir başka şehir efsanesine ("The Roommate's Death") doğrudan göndermedir. O efsanede de kız eve gece geç gelir, oda arkadaşını uyandırmamak için ışığı açmadan yatar. Sabah uyandığında arkadaşının öldürüldüğünü ve duvarda bu yazının yazdığını görür. Dizi, iki büyük şehir efsanesini (Hook Man ve Karanlık Oda) harika bir şekilde tek bölümde birleştirmiştir.

Bunu ben başka bir filmden "gerçek efsaneler" hatırlıyorum. Sahneyi gördüğümde aklıma gelen ilk buydu ama Supernatural'daki bu bölümde bana çok da etkili bir cümle gibi gelmedi. Kız daha önce erkek arkadaşı ile birlikte olan oda arkadaşı ışığı açtığı için kızdığından bir dahaki sefere yine odada sesler duyduğunda ışığı açmıyor ve sabah kızın öldürüldüğünü ve duvardaki yazıyı görüyor. Aynı filmdeki araba ile ormanda bir erkek arkadaşı ile birlikteyken arkadaşı arabanın üzerinde asılı. Tıpkı dizideki gibi. Ama filmde kız arabayı hareket ettirerek arkadaşının ölümüne neden oluyor.

  

  

Lori odaya geliyor ve arkadaşına uyuyor musun diyor. Işığı açmak için bir neden görünmüyor. Lori yatmadan önce de kızın kıpırdadığını görüyor yani canlı. Ve sabah:

 


Sam hayaleti öldürmek için kurşunların işe yaramayacağını söylüyor ve Dean kaya tuzu mermilerini veriyor. Sam iyi fikirmiş Babamla sen mi buldunuz diye soruyor. Yani daha önce kullanılmadığı anlamına mı geliyor?

Olay yerinde polise yakalandıklarında Dean çıkışta Matlock olduğunu söylüyor Matlock, 1986 ile 1995 yılları arasında yayınlanmış efsanevi bir Amerikan hukuk ve gizem dizisidir. Andy Griffith'in canlandırdığı zeki ceza avukatı Ben Matlock, şüphelilerin masumiyetini kanıtlamak için çarpıcı çapraz sorgular yapmasıyla tanınır.


Bölüm 8 Bugs / Böcekler 


Oklahoma’daki yeni bir toplu konut projesinde (Oasis Plains) bir gaz şirketi çalışanının aniden beyninin erimesiyle ölmesi üzerine Sam ve Dean olayı araştırmaya başlar; yaptıkları incelemelerde ve emlakçının (Lynda) evinde gerçekleşen ölümcül örümcek saldırısının ardından bölgede böcekleri kontrol eden bir güç olduğundan şüphelenirler. Konut geliştiricisinin böcek meraklısı oğlu Matt’in yardımıyla ormanda 170 yıllık insan kemikleri bulan kardeşler, yerel bir yerli kabilesi (Euchee) üyesinden, zamanında süvariler tarafından katledilen kabile şefinin bu toprakları 6 gece sürecek bir lanetle mühürlediğini öğrenirler. Lanetin son gecesinde tüm gökyüzünü böcek sürülerinin kaplamasıyla inşaat şirketinin sahibi Larry ve ailesini korumak için eve koşan Winchester kardeşler, aileyi tavan arasına saklayarak sabaha kadar böcek saldırılarına karşı ölümüne bir mücadele verirler; güneşin doğuşuyla böceklerin dağılması ve projenin iptal edilmesiyle tehlike son bulur. 

Matt'in babası ile sorunları konusunda empati duyan Sam'in olaya bakışı Dean'in hoşuna gitmez ve Sam'e babalarının onu üniversitede gizlice ziyaret edip iyi olup olmadığını kontrol ettiğini söyler. yolculuk sırasında babasının kendisiyle gizlice gurur duyduğunu Dean'den öğrenen Sam, ilk fırsatta babasından özür dilemeye karar verir.

Sam ve Dean babaları ve Sam ile aralarındaki ilişkiyi tartışmaktadırlar. Sam babasını sürekli hayal kırıklığına uğrattığını ve ailenin garabeti olduğunu söyler. Dean'in cevabı: "Sen biraz The Munsters'daki sarışın kıza benziyordun." The Munsters, 1960'larda yayınlanan, bir canavar ailesini konu alan bir televizyon dizisiydi; vampirler, "Frankenstein"ın benzeri bir canavar ve çeşitli diğer hortlaklar. "Sarışın kız", yani yeğen Marilyn Munster, ailenin tamamen normal olan tek üyesidir. Aile, böylesine "çirkin" bir kişiyle olan ilişkilerinden dolayı biraz utanır ve Marilyn bile "sıradanlığının" farkındadır. Potansiyel erkek arkadaşlarını korkutup kaçırdığından yakınır, ancak gençlerin aslında ailesi tarafından korkutulduğunu bilmez.

Ve bu bölümde kardeşleri bir çift sanma durumu da başlıyor. İki erkeği birlikte görünce aklınıza bu mu geliyor yani.

İlk ölüm bir inşaat işçisinin çukura düşüp böceklerin saldırısına uğraması. Nedense kadın kurbanımız banyoda ve o böceklerin çıkışı bir başka zayıf görsel efekt. Kadının patronu ne olduğunu bilmediğini kadını polis için teşhis ettiğini söylüyor. Henüz fazla kimsenin yaşamadığı bir yerde yalnız kalan bir kadının ölümü bu kadar çabuk nasıl polise ulaşıyor. Asıl patronunun kadına ulaşamadığı için polise başvurması gerekmez mi?

 Önceki kurbanları böcükler öldürürken aileye ve kardeşlerimize yüzlerce böcek saldırıyor ve bir şey olmuyor.

  
Dizide adı geçen kabile "Pucci" olarak anılsa da, bölümde gösterilen mezar tipleri tipik olarak Güney Amerika halkları tarafından yapılıyordu ve set dekorasyonunda kullanılan bir battaniye de Pueblo Kızılderilileri tasarımına sahipti.
O tepe mezarsa 200 yıl o şekilde kalabilmesi insan eli değmese bile ilginç. Dün kazılmış gibi. 

 
final sahnelerinin çoğu, Alfred Hitchcock'un 1963 yapımı klasik filmi "Kuşlar"dan esinlenmiş gibi görünüyor; örneğin böceklerin gece gökyüzüne karşı sürü halinde uçuştuğu sahneler, böceklerin kapalı pencerelerden ve kapılardan içeri girdiği sahneler ve Winchester kardeşlerin ertesi sabah gökyüzünü gördüğü yırtık çatı.

 
dizide de şömineden böcekler eve doluşuyordu.

  
Dean'in, bir çeşit basınçlı yanıcı madde kutusu ve bir çakmak kombinasyonundan yaptığı doğaçlama bir alev makinesiyle böceklerle savaştığı sahne, 1990 yapımı Arachnophobia filmindeki Jeff Daniels'ın karakterinin bodrum katında "Kraliçe örümcek"le çivi tabancası ve doğaçlama bir alev makinesiyle karşı karşıya geldiği sahneleri hatırlatıyor.

Arılarla ilgili sahneler gerçek arılarla çekilmiş olsa da, böcekler filmde görünmediği için, arıları sonradan bilgisayar grafikleriyle eklemek zorunda kaldılar. Kim Manners (Eric Kripke'den "Bugs Bunny" dizisini çekmemesini rica eden kişi): "Altı yüz arı, ya da her neyse o kadar arı getiriyorlar ve ben 'Aman Tanrım, günlük çekimleri izlemek için sabırsızlanıyorum!' dedim. Ama günlük çekimleri izliyorsunuz ve o odada tek bir arı olduğunu anlayamıyorsunuz - ya kamerada tepki vermiyorlar ya da çok yavaşlar. (...) Ve gülmeye başlıyorsunuz çünkü ekibinizi yüzlerce arıyla dolu bir odaya koyuyorsunuz ve kamerada arı olup olmadığını bile anlayamıyorsunuz. Bazen tuhaf bir iş." S1Com, s. 52-53

Bölüm 9 Home / Ev 

Lawrence, Kansas’taki Winchesterların eski evine Jenny ve çocukları yerleşmiştir.  Küçük kız dolabında bir şeyin olduğunu söylemektedir. Jessica'nın ölümünü önceden kâbusunda gören Sam, evi ve bir kadının tehlikede olduğunu yine rüyasında görür ve evin kendi eski evleri olduğunu bir fotoğraftan fark eder. Sam ilk kez rüyalarından Dean'e bahseder ve Dean istemese de kardeşler araştırmak üzere çocukluk evlerine giderler. Evdeki paranormal aktivitelerin artması üzerine babalarının günlüğündeki bir nottan yola çıkarak psişik Missouri Moseley’den yardım alan Sam ve Dean, evi kötücül bir Poltergeist'tan (vurucu hayalet) arındırmak için bir ayin gerçekleştirseler de canavarın yeniden saldırmasıyla Jenny ve çocuklarını kurtarmak için eve dalarlar. Görünmez bir gücün Sam’i duvara çivilediği o tehlikeli anda aniden beliren alevli figürün, çocuklarını korumak için kendisini feda eden öz anneleri Mary Winchester’ın koruyucu ruhu olduğu anlaşılır; Mary, Dean’e sevgiyle bakıp Sam’den özür dileyerek Poltergeist’ı evden kovar ve kendini yok eder. Tehlike atlatılıp aile güvenceye alınırken, bölüm sonunda çocuklarını uzaktan izleyen ama henüz onlarla yüzleşmeye hazır olmayan babaları John Winchester'ın aslında Missouri'nin evinde saklandığı ortaya çıkar.

Sam biraz daha geçmiş hakkında bilgi sahibi olurken artık Dean'e gördüğü örüntülerle ilgili sırrını da açıklamış olur. John Winchester çocukları ile buluşmasa da kendini bize bu bölümle göstermiş olur. Aile bu olayla geçmişleri ile yüzleşmek zorunda kalmıştır.

Dean: Tamam, biraz yavaşlasan iyi olur mu? Yani, önce bana "Shining"e sahip olduğunu söylüyorsun? 

Shining (1980), Stephen King'in aynı adlı romanından uyarlanan Stanley Kubrick'in yönettiği bir uzun metrajlı filmdir. Filmde yazar Jack Torrance'ın oğlu Danny, yaklaşan kötülüğe dair ürpertici vizyonlar görüyordu. Başka bir karakter bu "hediyeyi" shining olarak adlandırdı, dolayısıyla filmin adı da buradan geliyor. 

Dean: Missouri, Zelda Rubenstein'ın yaptığı her şeyi yaptı. Ev temiz olmalı; bu iş bitmeli.

Zelda Rubenstein, 1982 yapımı Poltergeist filminde ve devam filmlerinde medyum Tangina Barrons'ı canlandırdı. İlk filmde, medyumluk yeteneklerini kullandıktan sonra "Bu ev temiz!" diye ilan ettiği bir sahne var.


Zil çalan oyuncak maymun, tartışmalı bir şekilde bir gönderme niteliğinde: Stephen King'in "Maymun" adlı kısa öyküsünün özeti şöyle: "Öykü, görünüşe göre kötü bir varlık tarafından ele geçirilmiş bir oyuncak maymun etrafında dönüyor. Maymunu çocuklar buluyor ve ebeveynleri nedense çok korkuyor. Zaman zaman, uğursuz maymun harekete geçiyor ve birinin ölümünü önceden bildiriyor. Sonunda, maymun ağır taşlarla dolu bir torbaya konularak bir göle atılıyor ve böylece ölümler durduruluyor."

Otlarla ruh kovucu hazırlamak da gülünç, çocuk oyunu gibi.

   
Önce pek çok ruhun evde konuşlandığından bahsediyor. Sonra kötü bir ruhun evi ele geçirdiğinden, ikincisinin ne olduğunu anlayamadığından ve bir sonraki durumda eve musallat olan kötü ruh üç ayrı yerde üçüne de saldırabiliyor. Bu durumda birden fazla mı ruh var yoksa bir mi...
Kadın hazırlanan bitkisel torbayı koyması gereken yere koyuyor ama saldırıya uğruyor, Dean koymadan saldırıya uğruyor ama ilk saldırıdan kurtulsa da henüz torbayı duvarın içine yerleştiremeyen Sam'in yardımına koşuyor. ruh neden onu bırakıyor? 

Sam'in Ritchie'yi kız kardeşi Sari'ye verip "Kardeşini olabildiğince hızlı dışarı çıkar ve arkana bakma" dediği sahne, John'un bebek Sam'i Dean'e verip aynı sözleri söylediği 1.01 Pilot bölümünün tanıtımının tekrarıdır.


 
Dean'in baltayla ön kapıyı parçalayıp ardından açılan delikten içeri bakması, Jack Nicholson'ın ünlü repliği olmasa da, "The Shining" filmindeki sahneyi anımsatıyor.



Bu kötü bir efekt. Yanmaz kıyafet giymiş bir adam görüntüsü çok bariz.
ve Sam'in onu görebiliyorum demesiyle hayaletimiz anneleri Mary'ye dönüşür. Bana yanıyor olması çok saçma geldi. "Evimden git ve oğlumu bırak" dedi ve puf bitti? kötü ruh aileye musallat olduğunda niye yapmadın o zaman.

Sam'in çok güçlü olduğunu söyleyip neden Sam'in babasının orada olduğunu hissetmesini sorması anlamsız geldi bana. Babası sonuçta ölü bir ruh değil. Bu kadar güçlüyse de niye öyle kötülükleri filan hissetmiyor ki sonraki bölümlerde. Ve o anda zaten odaklandığı evdeki ruhlar babası aklında bile değil.

Bölüm 10  Asylum / Akıl Hastanesi 

Rockford ’teki terk edilmiş Roosevelt Akıl Hastanesine giren gençleri aramak için binada aramaya yapan bir polisin eve dönüp cinnet getirerek eşini ve kendisini vurur. Sam ve Dean, babalarından gelen gizemli bir koordinat mesajıyla bu olaya yönlendirilir ve olayı araştırmaya başlarlar.  Yaptıkları araştırmada hastanenin güney kanadında suçlu akıl hastalarının kaldığını ve 1964’teki isyanda hastalar üzerinde vahşi deneyler yapan Başhekim Dr. Sanford Ellicott’ın öldürülüp cesedinin asla bulunamadığını öğrenirler. İpuçlarını takip etmek için gece hastaneye dönerler ve buraya gizlice giren Kat ve Gavin isimli iki gençle karşılaşırlar. Dean, Dr. Ellicott’ın hayaletinin insanlarda aşırı öfke tetikleyen deneylerini ruhani olarak sürdürdüğünü fark eder. Hayaletin etkisi altına giren Sam, babasını bulma çabalarını engellediğini düşündüğü Dean’e karşı bastırdığı tüm öfkesini kusarak ona silah çeker. Dean, öfkeden gözü dönmüş kardeşini etkisiz hale getirdikten sonra bodrumdaki gizli bölmede başhekimin gizlenmiş cesedini bulur ve hayaletin saldırısına uğrasa da cesedi tuzlayıp yakarak lanete son verir. Ertesi sabah erkenden Dean’in çalan telefonunu açan Sam, nihayet babaları John Winchester'ın sesini duyar.

Bu bölümün arka plan hikayesi, Geoffrey Rush ve Famke Janssen'in başrollerini paylaştığı 1999 yapımı House on Haunted Hill filmine benziyor. Her ikisinde de terk edilmiş akıl hastanelerinde hastalar üzerinde sapıkça işlemler uygulayan profesörlerin hayaletleri konu ediliyor.

 

  
Dean, babasından gelen koordinatların Rockford olduğunu söylüyor ve oranın yerel gazetesine bakmış, o yüzden babasının mesajında ne demek istediğini anlıyor. Yerel gazeteye babasının onları nereye göndermek istediğini öğrendikten sonra neden bakmıyorlar. Ve babasının günlüğünde o akıl hastaneden bahsettiğini söylüyor. Tamam bir önceki sahnede günlüğü inceliyor ama yine de özellikle sanki o anda ona söylenmiş gibi haberden bahsettiğini söylemesi bana zayıf geldi. 

  
Ups! Gazete haberi yukarıdaki karedeki wendigo sayfasından bir sonraki sayfaya düştü. Yani 2. bölümdeki wendigo sayfasıyla eşleşmiş oldu :D Dean, Sam'e John'un günlüğündeki Roosevelt Akıl Hastanesi hakkındaki gazete makalesini gösterirken, bu makale wendigo bilgisinin bulunduğu sayfanın tam karşısındadır. Ancak, Sam 1.02 Wendigo bölümünde Dean'e wendigo sayfasını ilk gösterdiğinde, tam karşısındaki sayfa Roosevelt Akıl Hastanesi makalesi değil, birden fazla sembol içeren bir sayfadır; daha sonra Dean, "Güney Kanadı" hakkında bilgi ararken günlüğü tekrar karıştırırken, sembollerin bulunduğu sayfa artık wendigo sayfasının karşısındadır ve akıl hastanesi makalesi ondan sonraki sayfadır.

  
Hayaletlerle dolu bir yerde olup hayalet ararken fenerlerin ışığının gelip gitmesi nedeniyle feneri kontrol etmek yerine bir saldırıya karşı dikkatli olmak gerekmez mi? Tamam en azından dean bunu Sam'den daha çabuk fark etti :D

Tüm alıntılar yine Dean'den: 

Dean polise kendisini Chicago Tribune'dan Nigel Tufnel olarak tanıtıyor.

Nigel Tufnel, 1984 yapımı, Rob Reiner'ın yönettiği sahte belgesel film "This Is Spinal Tap"in yıldızları olan heavy metal/glam rock grubu Spinal Tap'in baş gitaristi.

Dean: Eğer ölü insanlar görürsen bana haber ver, Haley Joel.

Haley Joel Osment, 9 yaşındaki Cole Sear'ı canlandırdığı "Altıncı His" filminde rol aldı. Cole'un psişik yetenekleri var; "ölü insanları görüyor" ve bu yeteneği onu duygusal olarak oldukça yaralıyor.

Dean: Hey Sam, sence kim daha çekici bir medyum: Patricia Arquette, Jennifer Love Hewitt mi yoksa sen mi?

Arquette, Medium dizisinde medyum Allison DuBois'i canlandırıyor; Hewitt ise Ghost Whisperer dizisinde medyum Melinda Gordon'ı canlandırıyor.

Dean: Adamım, elektroşok, lobotomi, bu insanlara ne kadar sapıkça şeyler yaptılar. Tıpkı Guguk Kuşu Yuvası'ndaki Jack gibi.

Jack Nicholson, 1975 yapımı Ken Kesey'in romanından uyarlanan Guguk Kuşu Yuvası'nda Randle McMurphy'yi canlandırdı. Kısa bir hapis cezasına çarptırılan seri bir küçük suçlu olan McMurphy, akıl hastanesine nakledilmek için kendisini deli ilan ettirmeye karar verir ve burada (nispeten) rahat ve lüks içinde zamanının geri kalanını geçirmeyi bekler. Elbette, bu kurum çok kötü bir yer ve kötü şeyler olmaktadır.

Dean: Ruhlar onları deliliğe sürüklüyor. Tıpkı benim adamım Jack gibi, The Shining'de.

The Shining'e gönderme, Jack Nicholson'ın perili bir otel yüzünden deliren ve cinayet işlemeye meyilli bir yazarı canlandırdığı film.

Dean'in Sam'in karşılaştığı hayalet için kullandığı "Aggro" ifadesi, İngiltere'de ortaya çıkan ve Avustralya, Güney Afrika ve Yeni Zelanda'da yaygın olarak kullanılan bir argo terimidir. Kökeni İngilizce "aggravate" (kızdırmak/kışkırtmak) veya "aggressive" (saldırgan) kelimelerine dayanır. Saldırgan davranışı veya konuşmacı için bir rahatsızlık kaynağı olan bir durumu tanımlamak için kullanılabilir.  Dean muhtemelen bu terimi, seyahat halindeyken turistlerle olan ilişkisinden öğrenmiştir, çünkü bu terim Amerika Birleşik Devletleri'nde yaygın olarak kullanılmamaktadır.

Ayrıca bilgisayar oyunlarına da bir gönderme de olabilir: "aggro" terimi, bilgisayar tarafından oluşturulan bir düşmanın bir oyuncuya ne kadar nefret/saldırganlık duyduğunun bir ölçüsü olarak kullanılır. Bir şeyin size karşı ne kadar aggro'su varsa, size saldırma olasılığı o kadar yüksektir. Dean'in oyun terimlerine aşina olup olmadığı ise tartışmalıdır.



Bu dizide kadınlar niye bu kadar kötü giydiriliyor. Yine erkek karakterin üzerinde tişört, gömlek ve mont varken kıza bir hırka vermişler.




https://supernaturalwiki.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder