25.07.2024

Saksı Olmanın Faydaları
Geçmişte yaşadığı psikolojik travmaları zihninden atmakta zorlanan Charlie liseye başlar. Okula uyum sağlamakta zorlanan, kimseyle konuşamayan asosyal Charlie için yaşam, Sam ve Patrick ile tanışmasından sonra başka bir şekil alır. Kitaplar ve müzik Charlie'nin yaşamında önemli bir yer tutuyor iken, ilişki ve cinsellik konuları da hayatında yer etmeye başlar. Sosyalleşmeye başlayan, aşkı ve dostluğu tadan Charlie, travmatik etkilerden kurtulamadığı, sorunlu geçmişinin onu rahatsız etmeye devam ettiği bir yıl geçirir.





T-34, İ
kinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesinde kullanılan, İkinci Dünya Savaşı döneminden kalma bir Sovyet orta tankı olan T-34'e gönderme yapıyor. Film, Almanlar tarafından esir alınan tank komutanı Nikolai Ivushkin'in hayatını anlatıyor.

Aksiyon ve gerilim ile başlayan film, tutsaklık döneminde biraz sakinleşse de son bölümde yine hareketleniyor. Filmin bitmesine az kala ne güzel ne çıplaklık var ne aşk derken lafı azıma tıkadılar 😃




One upon a Crime
Sindirella ve kırmızı Başlıklı Kız masallarından bir Japon uyarlaması.
Belki de insanların kendilerini olduğu gibi kabul etmelerini öğütlemek için yapılmış bir uyarlamadır. Boş vakit geçirmek için izlenebilir.







Yakut Kırmızı (Rubinrot) 
Gwendolyn Shepherd aslında oldukça normal 16 yaşındaki bir gençtir. Kötü olan durum ailesinin çok fazla sır saklamasıdır ailenin bazı üyelerinde zaman yolculuğu geni vardır. Bir gün Gwen kendisini on dokuz yüzyılın sonlarında Londra’da bulur ve anlar ki bu gen kendisinde de vardır. Yapması gereken en önemli şey kendisi ile ilgili olan efsanenin ne olduğunu bulmaktır.

Filmin sonu havada kalmış sanki. Bir sonuç yok.
Devamı iki film daha varmış ama birbirleri ile bağlantılı olduğundan mı böyle eksik gibi bitmiş bilemedim. Bir de bir kez olsun, baş karakterler arasında bir aşk olmadan sadece arkadaş olmaları yasak mı acaba...







27.05.2024

I am trying to remember what i watched lately...

so the last one was Ne Zha, Birth of the Demon Child. Although some stupid scenes it made me cry :)

Born with unique powers, a boy is recruited to fight demons and save the community that fears him.

Cennet tanrısı dünyaya tekrar denge getirmek için dünya üzerine iki büyük güç olan kahraman ve şeytan topunu gönderir. Şeytan topundan kötü kahraman topundan ise iyi bir bebek doğacaktır. Ve denge sağlandığında şeytan topunun dünyaya daha fazla zarar vermemesi için Cennet tanrısının lanetiyle şeytan topu yok edilecektir. Şeytan topu olarak doğan Ne Zha normal bir çocuğa göre çok daha yavaş büyür fakat çok fazla güçlüdür ve normal insanlardan farklı olan güçleri vardır.

 

We Need to Talk about Kevin

you know people always say mother should educate their children but is it really in the hands of mothers? I don't think so.

Kevin's mother struggles to love her strange child despite the increasingly dangerous things he says and does as he grows up. But Kevin is just getting started, and his final act will be beyond anything anyone imagined.

Eva Khatchadourian (Tilda Swinton), Kevin'a hamile kaldığı gençlik yıllarında bütün kariyer planlarını ve hedeflerini bir kenara koyarak çocuğunu dünyaya getirmeye karar verir. Fakat Eva, Kevin doğduğundan beri oğluyla yakın bir bağ kuramaz ve oğlunun tuhaf ve aykırı davranışlarıyla ilgili hep kendini suçlar. Kevin (Ezra Miller) giderek toplumsal ve ahlaki normların dışına çıkar. Babası Franklin (John C. Reilly) Kevin’in sadece bir “çocuk” olduğunda ısrarcıdır ve bu konuda Eva'nın elinden hiçbir şey gelmez. Ancak Kevin aslında daha yeni başlamıştır ve yapabilecekleri hayal edebilecekleri noktanın çok üstündedir.

 

Boychoir / Koro

After his single mother dies, a young boy with an excellent voice is sent to a prestigious choir school and has trouble adapting to the culture of the school.

 

Centurion /  Son Savaşçı 

A splinter group of Roman soldiers fight for their lives behind enemy lines after their legion is devastated in a guerrilla attack.

M. S. 117. Roma İmparatorluğu Mısır’dan İspanya’ya kadar, Doğu’da da Karadeniz’e kadar genişlemiştir. Fakat Kuzey Britanya’da fetihler gerilla taktikleriyle yenilmez bir düşman haline gelen Pict’ler tarafından durdurulmuştur. Romalılar'ın İngiltere’yi işgali sırasında geçen film, Pict saldırısında geriye kalan son savaşçı Quintus Dias adında bir adamın öyküsünü anlatıyor. General Virilus'un efsanevi 9. Lejyonuna katılan genç adam, Pict ırkını ve liderleri Gorlacon'ı yer yüzünden silmek için ordusuyla beraber kuzeye doğru gitmeye başlar.

 

Onegin (1999)

I was planning to read the book but i came across the movie.

Russia, 1820s: Onegin inherits his uncle's country estate and moves there from St. Petersburg. He befriends his neighbor, Lensky, and meets Tatyana through him. She falls in love with Onegin but he just wants friendship.

 

Inglourious Basterds / Soysuzlar Çetesi

In Nazi-occupied France during World War II, a plan to assassinate Nazi leaders by a group of Jewish U.S. soldiers coincides with a theatre owner's vengeful plans for the same. 

 
 
Blame!
 
In the distant future, humans are declared "illegal residents" and hunted to near extinction by murderous robots. One day, a group of human scavengers come across a strange man named Killy, who may be the key to humanity's survival.
 
 
 
Memories of Murder  / Cinayet Günlüğü 
 
In a small Korean province in 1986, two detectives struggle with the case of multiple young women being found raped and murdered by an unknown culprit.
 
Bir gün bir tecavüze uğramış olan bir kadın vahşice bir cinayete kuran gider. Olayı çözmek için işin başına yerel bir polis dedektifi olan Park Doo-Man getirilir. Ancak uyguladığı tüm yöntemler onu cinayetten uzaklaştırır. Bunun üzerine görevin başına getirilen Seo, önceki dedektiften daha başarılı olmak için elinden geleni yapacaktır.
 
 
 
A Haunting in Venice / Venedikte Cinayet
 
In post-World War II Venice, Poirot, now retired and living in his own exile, reluctantly attends a seance. But when one of the guests is murdered, it is up to the former detective to once again uncover the killer.
 
 
Murder on the Orient Express  / Doğu Ekspresinde Cinayet
 
Filme göre kitabı daha anlaşılır gelmiştir.
 
When a murder occurs on the train on which he's travelling, celebrated detective Hercule Poirot is recruited to solve the case.
 


The Skin I Live In  / İçinde Yaşadığım Deri / La piel que habito

Başarılı bir plastik cerrah olan Dr. Robert Ledgard bir trafik kazasında vücudu tamamen yanan eşine yeni bir deri yaratmak için 12 yıl boyunca uğraşır ve nihayet bunu başarır. Ancak eşi aynada yanan vücudunu görünce intihar eder. Küçük kızı Norma bu intiharı görerek psikolojik bir travma yaşar ve insanlardan uzak durmayı tercih eden, içine kapanık bir çocuk haline gelir. Dr. Ledgard, kızını daha sosyal hale getirmek için çabalar, ancak bu daha kötü şekilde sonuçlanır, Dr. Ledgrad kızına tecavüz ettiğini sandığı Vicente'i izleyip, yakalar ve cinsiyet değiştirme ameliyatı için denek olarak kullanmaya başlar. 6 yıl süren çok sayıda ameliyat sonrasında Vicente, Dr. Ledgard'ın ölen karısı Vera'nın bir kopyasına dönüşür. 

Bence konunun işlenişi zayıftı. Zamanda ileri geri giderek konu verilse de daha anlamlı bir film olabilirdi. 




 

5.01.2024

 Türlerine göre okuduklarımın istatistiği böyleymiş. Aşk kategorisi aşağılarda olduğu için seviniyorum :P

1. Edebiyat 620 kitap
2. Roman 418 kitap
3. Dünya Klasikleri 182 kitap
4. Hikaye (Öykü) 93 kitap
5. Felsefe-Düşünce 60 kitap
6. Tarih 60 kitap
7. Deneme-İnceleme 48 kitap
8. Araştırma-İnceleme 48 kitap
9. Türk Klasikleri 40 kitap
10. Bilim-Kurgu 40 kitap
11. Biyografi 36 kitap
12. Bilim-Teknoloji-Mühendislik 31 kitap
13. Polisiye 31 kitap
14. Fantastik 29 kitap
15. İnsan ve Toplum 28 kitap
16. Aşk 28 kitap
17. Çocuk 24 kitap
18. Anı-Mektup-Günlük 22 kitap
19. Kişisel Gelişim 20 kitap
20. Senaryo-Oyun 18 kitap
 
Yazarlarına gore okudukları  
 
biraz türk klasiklerine ağırlık vermeliyim belki bu yıl...
 
Stefan Zweig - 18 kitap 
Isaac Asimov - 16 kitap  
Fyodor Dostoyevski - 14 kitap  
Jack London - 12 kitap  
Ursula K. Le Guin - 11 kitap  
Franz Kafka - 11 kitap  
Jules Verne - 10 kitap  
Lev Tolstoy - 10 kitap  
Elif Şafak - 9 kitap  
Haruki Murakami - 8 kitap 
Paulo Coelho - 8 kitap  
Albert Camus - 8 kitap  
William Shakespeare - 8 kitap 
Hasan Ali Toptas - 7 kitap  
Maeve Binchy - 7 kitap  
Yaşar Kemal - 7 kitap  
Honore de Balzac - 7 kitap  
İskender Pala  -7 kitap  
Yukio Mişima - 6 kitap  
Marian Keyes - 6 kitap  
Anton Çehov - 6 kitap  
Sabahattin Ali  -6 kitap  
Dan Brown - 6 kitap  
Sinan Yağmur - 6 kitap  
Necip Fazıl Kısakürek - 5 kitap 
Ernest Hemingway - 5 kitap  
Gabriel Garcia Marquez - 5 kitap 
Ahmet Hamdi Tanpınar - 5 kitap 
Agatha Christie - 5 kitap  
Reşat Nuri Güntekin - 5 kitap

2023...

Yıla yavaş başlayıp, yavaş ilerleyip hızlı bir şekilde 106 kitap bitirerek tamamladım. Onun dışında da yıl içinde yaptığım bir şey yok. Işe git eve gel…


·       Kızıl Kahkaha, Leonid Andreyev
·       Yüz Defa Ölen Adam, Bekir Karaoğlu
·       Tatar Çölü, Dino Buzzati
·       Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg
·       Algernon'a Çiçekler, Daniel Keyes
·       İrade Terbiyesi, Jules Payot
·       Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir
·       Enkheiridion, Epiktetos
·       İnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adler
·       İntihar, Edouard Leve
·       Deniz İşçileri, Victor Hugo
·       Kökler, Alex Haley
·       Yılanı Öldürseler, Yaşar Kemal

29.07.2023

last week

 


I re-watched Se7en, 12 Agry Men and Schindler's List last week. Not that i really remember these movies which i had watched years ago.  

For new I only watched "Edge of Tomorow", recomended by friends. I read the manga which i mentioned before "all you need is kill" so I wasn't expecting much. However I liked how they arranged the plot to movie. What i didn't like is the beginning and the ending. Also it would be wonderful if at least they have never tried to add that romantic feelings between main characters in the movie.



J'ai pris un congé d'une semaine et cette semaine, j'ai été chez mes parents. Ils vivent dans un canton. Je passais mon temps à lire des livres, à regarder des films, à aider ma mère à faire des travaux ménagers et à passer du temps avec mon neveu.

17.07.2023

Hafta sonu izlediklerim

Prestij (The Prestige) - 2006
Yönetmen: Christopher Nolan 
Oyuncular: Hugh Jackman Christian Bale Michael Caine Scarlett Johansson David Bowie Daniel Davis Andy Serkis
Önceleri birlikte çalışan iki sihirbazın daha sonra rekabete ve hatta düşmanlığa dönüşen öyküsünün anlatıldığı filmin konusu, 19. yüzyılın İngiltere'sinde Viktorya Dönemi olarak anılan zaman diliminde geçer. Genç sihirbazlar olan Robert Angier (Hugh Jackman) ve Alfred Borden (Christian Bale) şöhret olma yolundadırlar. Angier'in eşi Julia Piper Perabo yaptıkları bir gösteri sırasında kaza sonucu ölünce, Angier olaydan Borden'i sorumlu tutar. Bu olay iki sihirbazın arasında ömür boyu sürecek olan düşmanlık ve rekabetin başlangıcı olur.

Zaman zaman izlerken sıkıldım. İki sihirbaz en iyi olmak için yarışırken birbirlerinin işlerini de sabote etmekte ve Robert Angier karısının ölümünden sorumlu tuttuğu Alfred Borden'a karşı bitmez bir nefret duymakta. 


İlk Korku (Primal Fear) - 1996
Yönetmen: Gregory Hoblit  
Oyuncular: Richard Gere Laura Linney Edward Norton Andre Braugher John Mahoney Alfre Woodard Frances McDormand Steven Bauer Terry O'Quinn
Kilisede görevli bir genç olan Aaron (Edward Norton) baş rahibi öldürmekle suçlanmaktadır. Savunmasını üstlenen deneyimli avukat Martin Vail (Richard Gere) tüm deliller aleyhine olsa da bu gencin ürkek ve acılı halini görünce masum olduğu kanaatine varır. Ancak hapishanedeki görüşmelerinden birinde beklenmedik bir şey olur, Aaron’da çoklu kişilik bozukluğu olduğu ortaya çıkar ve davanın gidişatı tamamıyla değişir.


Bana göre Aaron en başından beri suçluydu. siz ne düşünürsünüz izlerken bilemem?


3.07.2023

Filmler

Bayram tatilinde izleme fırsatı bulduğum iki film var.

Birisi yıllar önce izlediğim ama sanırım ya sonunu hatırlamadığım ya da sonunu izlememişim Yapay Zeka (A.I. Artificial Intelligence, 2001).  Sevebilen bir android olan küçük çocuk David, tehlikeli olduğu düşüncesiyle yok edilmek üzere onu yapanlara geri gönderilecektir. Ancak anne bunu yapmaz ve onu bir ormanda bırakır. David hayatta kalma bir gerçek insan olma hayalinin peşinde ve annesine dönme mücadelesi veriyor. 

Son kısmı ben pek anlamlandıramadım.  İki bin yıl sonra insanlık yok olmuş ve androidler evrimleşmiş. Bu androidler yapay zekalı çocuğu buzlar altından çıkarıyor. Gelişmiş bu mekalar David'e onu insan yapamayacaklarını söyler ve David'in isteği ile annesini klonlarlar ancak bu klonlar bir gün sonra ölüyorlar.

 


Diğer ise bir kıyamet ve insanlığın sonu tarzı bir film olarak farklı bir açıdan yaklaşıldığını düşündüğüm Sessiz Bir Yer (A Quiet Place Part). Dışı zarar verilemeyen sert bir kabukla kaplı yaratıklar dünyayı istila ediyor. Sese karşı duyarlı olan ve kurbanlarını ses ve gürültüyü algılayarak avlayan bu yaratıklara karşı bir ailenin hayatta kalma savaşı. Film başlıyor ve ses yok. Kimse konuşmuyor. İşaret dili ile anlaşıyorlar. Hep böyle mi olacak diye merak ediyorsunuz. Çok az konuşma mevcut. Günlük yaşamlarında dahi ses çıkarmamak zorundalar. İlgi çekiciydi ancak ikinci üçüncü bölümler izler miyim bilmiyorum. Filmi izlerken düşündüğüm bizim ofistekilerin burada pek uzun hayatta kalamayacaklarıydı :D




Film: the War of The Worlds

 Dünyalar Savaşı (2005)


 

Film H.G.Wells'in aynı adı taşıyan hikayesinden uyarlanmış. Filmin girişinde dünyanın uzaydaki başka üstün yaratıklar tarafından gözlendiğinden bahsediliyor. Ve yine bir parçalanmış aile ile açılıyor film. 2012'de de olduğu gibi anne baba ayrılmış, üvey babaları ile daha iyi anlaşan bir erkek bir kız çocuk biyolojik babalarının yanındayken kendilerini felaketin ortasında bulurlar ve babamız ailesini korumaya çalışır. Yaratıklar neden dünyaya saldırıyor. o yeraltından çıkardıkları makineleri ne zaman oraya istiflemişler neden yıldırımlarla dünyaya iniyorlar açıklanmıyor. Başrol oyuncusunun bir yolunu bulup istilacıları ortadan kaldıracağını sandım ama adamın tek yaptığı çocukları ile hayatta kalma çabasıydı. Bence bu farklı yaklaşım güzeldi. İnsanlar istilaya bir çözüm bulamıyorlarken birden yaratıkları ölmeye başlıyorlar. Nedeni ise dünyadaki bakteri ve virüsler... bu biraz nasıl yani dedirtti. Çünkü yaratıkları gelip insanların kanını emip sonrada bu kanı çevreye saçıyorlar. Kitapta bu yaratıkların Marslı olduğu ve insan kanı ile beslendikleri geçiyor. Anlamadığım bu yaratıklar zaten dünyayı gözlüormuşlarsa, ölüm makinelerini dünyada gömmüşlerse bu tehlikeyi de biliyor olmalılardı ve buna göre önlem almalıydılar. Sonuçta insanlardan üstündüler. Filmdeki istila amacı olmaması, insanların öldürülmesi, bazılarının kanlarını emmek için tutsak alınmaları ve sonundaki pat diye ölümleri havada kalmış.

Film: 2012


 

Dünyanın sonunun gelişi üzerine bir film. Adından anlaşıalcağı üzere Mayaların kıyamet günü kehaneti 2012. Film efektler ve oyunculuk konusunda bir şey demeyeceğim ama hikaye bakımından biraz zayıf bana göre. Dünyanın yok olacağı bilim adamları tarafından keşfediliyor ve gizlice bir kurtuluş programı başlatılıyor. İnsanlar genel olarak konu hakkında bigilendirilmemekle birlikte bir bilim kurgu yazarı olayı öğreniyor ve ailesi ile birlikte kurtulma çabasına giriyor.

İlk olarak yerkabuğunun parçalanması lavların ortaya çıkması ile başlıyoruz. Tabi depremler ve tsunamilerin olması olağan. Ama anlamadığım bu dünyanın sonu ise neden yerkabuğu parçalanıp dünyayı lavlar kaplamıyor ya da dünyanın çekirdeği patlamıyor. Filmin başında böyle bir intiba var. Bir de kurtarma gemileri var, uzay gemisi filan yaptılar acaba nereye gidecekler diye düşünürken gemiler bildiğin deniz gen-misi çıktı :D Meğerse dünyayı sadece su kaplaycakmış, pek çok diğer felaket filminde olduğu gibi. 2012 kıyamet gününden çok Nuh Tufanı gibi işlenmiş.

23.06.2023

Olağanüstü Dünya (April and Extraordinary World)

2015 yılında vizyona giren, Franck Ekinci ve Christian Desmares tarafından yönetilen bir Fransız-Belçika-Kanada animasyon filmidir.

1941 yılı, tarih kitaplarından okuduğumuzdan çok farklıdır. Siyasi coğrafya tamamen bambaşkadır. Napolyon V, Fransa’yı yönetmektedir. Dünya teknolojik olarak çok daha geridedir ve bilim adamları sürekli ortadan kaybolmaktadır. Bu tuhaf dünyada Avril adında genç bir kız, onun konuşan kedisi Darwin ve büyükbabası Pops, Avril’in bilim adamı olan kayıp anne babasını aramaktadır.

Pochill - Porque - Türkçe Altyazılı

18.05.2022

Uzun zamandır bakmamıştım. Okuduklarım listemi güncelledim. 2022 yılı için okuma hızım yavaş. 

Bu aralar kitap pek okuyamıyorum. Çok çabuk sıkılıyorum :(  Şu an beş kitabı aynı anda okumaya çalışıyorum. Birini bırakıp birini alıyorum, hiçbiri bitmiyor.


* Sessiz Çığlık, Kenzaburo Oe (iki sayfada bir bırakıyorum açıkcası -_-)

* Saatler, Simon Garfield (kitap saatlerden çok, zamanın nasıl hayatımızda kullandığımız materyalleri filan nasıl etkilediği?)

* Ses ve Öfke, William Faulkner (git gelli karıık şekilde yazılmış, ne zaman geçmiş ne zaman değil belli değil, anlaması zor)

* Holografik Evren, Michael Talbot (kardeşim önerdi diye aldım, gitmiyor -_-)

* Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (geçen yıldan beri elimde, içinde hikayeler var, ve hikayelerin ne anlattığına dair açıklamalar. Ben hikayeleri okuduğumda hiç de açıklamadakileri görmüyorum ya neyse :D) 


11.01.2022

all you need is to kill

i read the manga because my nephew was interested in it and i wanted to check if it is good for 11 years old child.  

when i saw the drawings i knew the artist is the one who draw Death Note, Takeshi Obata. the main character is looking alot like L and time to time reminding Light (no, i didn't check the writer or artist names before i read it :D). 

even before i was in the middle of it i knew how it was going to end and i didn't like the way the main female character represented, again. all men are fully clothed. but she is drawn in her underwear. the main guy is always in his soldier shirt and trousers but the girl is shown in the shower. why -_- *sigh* can't they even once do a manga without abusing female body.  





2.01.2022

Breathe (한숨) - Lee Hi - MV ENG SUBS

the song made me remember a poem

Sometimes one cannot say I love you, instead;
Take care of yourself, he says
Don't tire yourself too much,
It's cold, dress tight, he says
Don't speed, go carefully, he says
Call me when you go
he says, don't go to bed late, get up early.
he says and on... 

 

23.10.2021

Bir ara film izlemeye merak salmış olsam da son aylarda açıp bir film izleme isteğim yok oldu. Bu yıl 50 kitap okumayı hedeflemiştim. Amacım daha çok yabancı dil çalışmaktı. Ama okuduğum kitap sayısı 90 a ulaştı bile.

Aldığım bir parça Türk Klasiklerini bitirdim. Yabancı edebiyattan bir süre uzak kalmak iyi geldi. Bu arada bir kaç Haruki Marakami araya sıkıştırmış olsam da. 

Haruki Murakami kitaplarında ne beklemem gerektiğini az çok tahmin edebiliyorum: ailesi ile sorunlu bir ana karakter, alternatif bir dünya, neredeyse kitapta ortaya çıkan her karakterin dinlediği  klasik müzik, fiziksel olarak var olmasa da kediler ve bol kepçe cinsellik,  kadın karakterlerin göğüsleri ve küçük kulakları. Özellikle 1Q84'ü okurken çok sıkıldım. Çok fazla tekrar var, bir karakterin geçmişi ile ilgili kısımlar en az 3-4 kez kopyala yapıştır gibi tekrarlanıp duruyor. Birbirinin cümlelerini tekrarlamalarını işin içine katmıyorum bile, bu Japoncanın konuşma tarzından olabilir sonuçta.  

İçanlatım (yani spoiler) uyarısı:

Konu baş kadın karakterin çocukluk aşkı olan, kaderin onları bir araya getireceğine olan inancı ile, baş erkek karakteri bekleyişi üzerine. Erkek karakterimiz de çocukken karşılaştığı ve üzerinde etki bırakan bu kızı ara sıra hatırlasa da başlarda bunu pek aşk olarak tanımlayamıyorum. Gerçek dünyada birbirlerini arayıp bulmak yerine yazar karakaterlerin birbirlerini arama maceralarını, yine nerden ortaya çıktığı belli olmayan, başka bir boyutta gerçekleştirmeyi seçmiş. Kitap boyunca ikisinin de cinsel tecrübelerini okuyoruz ancak buluştuklarında ikisinin birliktelikleri ile ilgili kısım bana çok yüzelsel geldi. Elbette ikisinin duygularını ifade eden çocuklarındaki bir anlık el tutuşma anları tekrar buluştuklarında da bir kaç kez yinelenerek ikisinin birbirine olan saf duyguları betimleniyor. Bu durumda belki de cinsel birlikteliklerine hiç yer verilmemeliydi.  Bu Haruki Murakami'nin okuduğum 6. kitabı ve kendini çok tekrarladığını düşünüyorum.

Aslında bir yazarı bu kadar üst üste okumamak daha iyi. Diğer okuduğum kitapları arasında dediğim gibi bu -sadede gel artık dediğim oldu- en sıkıcı olandı benim için. Belki de kitapları bu kadar cinsellik içermese kurgu kitapları içinde severek okuyacağım bir yazar olurdu.



3.07.2021

Film

Einstein ve Eddington

Gizli Sayılar (Hidden Figures)

GizliS Sayılar filmini daha çok sevdim. Amerikanın siyahlara karşı yaptıklarını anlamak çok zor. Amerika'ya herkes gitmek istiyor, özgürlükler ülkesi deniyor ama kendimi bildim bileli bu ülkeyi hiç zevememişimdir. Kesinlikle özgür olduğunu da düşünmüyorum. Sadece o seçilmiş zümre için belki.


31.05.2021

Son İzlediklerim

- The Guest (Misafir)
- The Killing Fields (Ölüm Tarlaları) 


Orta Doğu ülkelerini bir bir karışıklığa sürükleyip buradaki insanları göçe zorlayan bazı zümrelerin çıkarları için yapılan savaşın ülkemde de çıkmasından çok korkuyorum.  Her gün duvarlar sanki üzerime üzerime geliyor. Böyle bir ruh halinde de arka arkaya iki savaş filmi izlemek de pek akış karı değildi doğrusu.


"Bir masa başında, hiçbirimizin tanımadığı kimi adamlar bazı kağıtları imzalıyorlar. Ve sonra, önceden dünyanın en büyük suç saydığı ve en şiddetle cezalandırdığı şey, bizim en yüksek gayemiz haline geliyor ve bu yıllar boyunca sürüyor."

"Gencim ben, yirmisindeyim. Ama hayatta bildiğim tek şey umutsuzluk, ölüm, korku. Ve bir acı uçurumun üstüne atılmış sığ, soytarıca bir keyif.... İnsanların nasıl birbirine düşman edildiğini, nasıl ses çıkarmadan, bilmeden, ahmakça, uysalca, masumca birbirlerini boğazladıklarını biliyorum.
Dünyadaki en keskin zekaların bu işkenceyi büsbütün inceltmek ve uzatmak için silahlarla sözler icat ettiğini görüyorum.
Burada ve başka her yerde, bütün dünyada, benim yaşımdaki bütün insanlar aynı şeyleri görüp öğreniyorlar."
Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque

6.05.2021

Bu yıl fazla kitap okumayıp, yabancı dil öğrenmeye zaman ayıracağımı söylemiştim ama ne yazık ki hala yavaşlasam da daha çok kitap okuyorum ve yıl neredeyse yarılanmasına rağmen hala dil çalışmaya başlamadım. Çalışmaya çalışıyorum da bir dilden öbürüne atlayıp duruyorum. Bir çalışma planına ihtiyacım var.

Aslında bu yıl daha çok film izlemeye sardım. Yıllardır televizyon açmak aklıma bile gelmezken  son iki üç yıl da internetten bile uzaklaşmışken (yani eskisi gibi anime-Japon dizi/film izlemezken) bu yıl film izlemek istiyorum.

son zamanlarda izlediğim ve aklımda kalan bazı filmler (okuduğum kitapların film uyarlamalarını izlemeyi seviyorum ve genelde biyografik filmleri tercih ediyorum):

12 Kızgın Adam
400 Darbe
Ağ (Net)
Ali
Altın (The Gold)
Amazing Grace

Anna Karenina
Becoming Jane

Benim Babam, Benim Oğlum (Like Father Like Son)
Beyaz Diş

Big Eyes
Billionaire Boys Club

Champions (Şampiyonlar)
Death Poets Society

Deli ve Dahi (The Professor and the Madman)
Elektrik Savaşları

Elizabeth (1998)

Elizabeth: The Golden Age (2007)

Emma

Evim Güzel Evim (Home Sweet Home)

Küçük Kadınlar

Mary Shelley (2017)

Milyoner (Slumdog Millionaire)

Pride & Prejudice (2005)

Radioactive
Rebel In The Rye

Sahaf (The Bookshop)

Sense and Sensibility

Sonsuzluk Teorisi (2015, The Man Who Knew Infinity)
Subay ve Casus

Tanrıyı Oynayanlar (2004, Something the Lord Made)

The Count of Monte Cristo (2002) Monte Kristo Kontu

The Pianist

The Three Musketeers (2011) Üç Silahşörler

Umudun Tarifi  (Sweet Bean)
Vita & Virginia

Woman Walks Ahead

Yapay Oyun (The Imitation Game, 2014)